|


| |
ÜNİVERSİTE
NASIL BİTTİ
 |
Üniversite
gerçekten zor bitti ve hayatımın en önemli maceralarından biriydi.
Aslında diplomayı almak hiç te kolay olmadı. Lisede başlayan haylazlığım
üniversitede de devam etti. Okuldaki derslerden tamamen uzak bir öğrenciydim.Sadece
dersleri geçebilecek kadar çalışmaya razı oluyordum. Bunun ilerde olacak
tehlikelerini görebilecek ileri görüşüm o zamanlar maalesef yoktu. Boğaziçi
gibi bir okulda dersleri sadece geçmek diploma almak için yeterli değildir.Bir
de her sene yükseltmeniz gereken bir genel not ortalaması sorunu vardır.Ben
Hazırlık sınıfından sonraki dört yıl içinde iki defa atılma tehlikesi
geçirdim. Biri ortalama yüzünden, diğeri ise bir dersten ikinci defa kalmak
nedeniyle.Kimya dersinde yaşadığım bu olumsuzluk aslında bir anlamda gözümün
biraz olsun açılmasında faydalı oldu. Okulun bitmesine son bir buçuk sene
kaldığında artık derslere biraz daha önem vermeye başladım.Ama daha önce
yaptığım hataların faturasını ödemem gerekiyordu.Dersler hep birbirinin
üzerine kurulu olduğundan daha önceki yıllarda konuları iyi öğrenmemek başıma
ciddi sorunlar açmaya başlamıştı. Yani bir yandan eski konuları bir yandan
da yeni konuları birlikte ve kısa zamanda öğrenmek zorundaydım.
|
| Son sınıfa geldiğimde durum böylesine zordu.Daha da zor
olanı ise birikmiş olan derslerdi. Okul dört senede değil de ancak altı
senede bitecek gibiydi.Ben danışmanımı ikna etmeye çalışarak
bir senede normal olan 10 ders yerine bana 17 ders vermesi için
yalvardım.O güne kadar hiç bir dönem beş dersin tamamını geçememiş bir
öğrenciye dönem başına 8-9 ders yüklenmesine göz yummak, danışmanım Prof.
Dr. Ali Baykal bey için sanırım oldukça riskli ve zor bir karar olmuştur.
Ama nasıl olduysa bir şans tanıma adına olsa gerek kendisi bana böyle bir
fırsat oluşturdu. Son iki dönem tam bir kabus gibiydi. 24 saatimin her
dakikası derse odaklı olarak planlanmıştı. Bütün kurallara dikkat edersem ve
hiç hata yapmazsam okul bitebilirdi. Özellikle ikinci dönem daha da
zordu.Çünkü bütün dersleri geçsem bile eğer genel ortalamayı tam olarak
tutturamazsam komik bir şekilde okuldan atılacaktım.Bütün bu gerçeklerin
verdiği stresler altında her gün iğne üstünde ve daha sonra yıllarca
uykularımdan çıkmayacak kadar derin izler bırakan bir son dönem yaşadım.Ve
oldukça iyi bir ortalama ile mezun oldum. |
 |
Hatta ilginçtir, asıl branşım olan Fizik dersinde aldığım
en iyi not olan AA derecesini okul hayatında
sadece bir defa ve okulun son sınavında elde edebilmiştim.Fizik
konusunda sürekli olarak kendisinden destek aldığım okulun double majorlarından
Akif Baysal bana yardım ediyor ve hocalık yapıyordu.Bahsettiğim son sınavda
ondan bir puan yukarı almayı başararak onu da şaşırttım .
Bölümümün zorluğu sadece kendi problemlerimden
kaynaklanmıyordu. Genelde bütün Türkiye'de zor olan Fizik bölümleri Boğaziçi
Üniversitesi’nde daha da
zordu.Bunun da en temel nedeni bir kısım temel derslerimizi
çift (double) üniversite bitiren okulun ve aslında Türkiye'nin çoğu
ÖYS de ilk 100 e girmiş en süper öğrencileri ile birlikte alma zorunluluğumuzdu.
Sınav sonunda yapılan çan eğrilerinde doğal olarak altta kalan “double”
cılar değil fizikçiler oluyordu.Hatta PHYS 221 Thermal Properties
of Matter adında bir ders vardı.Bu dersi benden önceki sene geçen fizikçi
yoktu.Benim senede ise bütünlemeye kalmadan geçen sadece bendim, o da en kötü not olan DD ile. Ve yine
benden sonraki sene bu dersi geçen fizikçi olmamıştı. Sonuçta okulu
bitirince kurban kesmek gerekiyordu!... 1.Temmuz .1988 de bölümümün
tarihindeki ilk mezunu olarak diplomamı aldım
SONRAKİ
SAYFA
|