Parmağım acıyor

Evde Film Parmağım acıyor Gelişim makinası Negroponte Beyin ve inançlar Kadınlar Buz Dansı Uçak yolculukları Beyinde bağlantılar Global ısınma Gönüllülük Yarışma-Yardımlaşma

Home
Up

 

PARMAĞIM ACIYOR

Biraz önce sol el baş parmağım bir miktar acıdığını hissetim.Acıyan
parmağım mı? Yoksa beynim mi?Yoksa her ikisi mi?Neyse hikayesini
anlatayım.Geçen gün otobüste tam bilet almak üzere iken şoför ciddi
bir fren yaptı.Ben de henüz yerime yerleşememenin verdiği boşluk
nedeniyle fizikteki atalet prensibine uyarak kendimi boşluğa
bırakmak zorunda kaldım.Tam bu sırada iki elimle tutunacak bir
yerler bulma çabası ile koltuk saplarına yapışmaya çalıştım.Ama bu
çabalar kendimi yerde bulmama engel olmadı.Tabi olay çok da fazla
zarara uğramadan bir küçük sıyrık ve sol el baş parmağımın tırnak uç
kısmının zedelenmesi ile sonuçlandı.Her ne kadar tırnağın uçta
belirli bir kısmı kırılmadıysa da ciddi bir acı verecek tarzda
zedelendi.O gün, gün boyunca acıyı hissettim ve bir miktar da
morarma oldu.Sabahki hissettiğim acı aradan geçen 3-4 gün sonra
morarmanın azalmasını ve iyileşmeyi görmemi sağladı.

Biz farkında olmadan vücudumuz kendi kendini tamir ediyor.Bu
beceriyi biyolojik açıdan kaç milyar yılda kazandık? Doktorların
hastanelerin olmadığı çok eski devirlerde doğa kendin pişir kendin
ye misali şifa çözümlerini üretmeyi "öğrenmiş" yada "oluşturmuş"
olmalı. Dün bir arkadaşı arabam almıştım.Kendisi şeker hastalarına
insülinden daha tesirli olan doğal ve eski 3000 yıllık bir bitkisel
ilacı pazarlıyordu ( bu özel ilacın satışı için yılda birkaç milyar
dolar para dönüyormuş) Konuşma sırasında beynimizin doğal insülini
ürettiğinden bahsetti.Nitekim beynimiz insülin benzeri bir çok
kimyasalları da ürettiğini biliyoruz.Mesela ağrı sırasında ( benim
parmak ağrımı bir süre sonra hissetmememde olduğu gibi) beynimiz
kafein benzeri çok güçlü bir uyuşturucu üretiyor.Kim bilir bazı doğu
ülkelerinde uyuşturmadan yapılan ameliyatlarda beynimizin bu
özelliği tetikleniyor.

Uyuşmak deyince , aklıma geldi, beynimiz çok değişik durumlarda
trans gibi de düşünülebilecek bazı durumlara girebiliyor.Etkileyici
bir müzik dinlediğimizde, cinsel zevk durumlarında, meditasyon
benzeri tapınma ve konsantrasyon hallerinde beynimiz bunu hep
yapıyor.Muhtemelen bazı kimyasallar devreye giriyor.Tabi bu tür
durumlar kişiden kişiye çevresel , tecrübeye bağlı ve genetik
birikimlere bağlı olarak değişiyor. Söz müzikten açılmışken
gireyim,mutlaka bu konuda araştırma yapanlar vardır yada olacaktır
ama bir şarkıdan etkilenme biçimimi hep düşünmüşümdür. Yeni ve bizi
çok etkileyen bir "hit" şarkıyı ilk dinlediğimizde genelde "aşk"
gibi bu şarkıda olan bir şeylerden etkileniyoruz.Bu ilk başta belki
çok güçlü olmuyor.O şarkıyı ikinci üçüncü dinlediğimizde sanki
içimizdeki aşk şiddetleniyor ve derken bir tutku halini alıyor. Daha
sonra doyabildiğimiz kadar o şarkıyı defalarca dinliyoruz belki ama
zamanla şarkının etkisi ve ona olan gereksinimimiz azalmaya
başlıyor. Sanki bir gıda gibi…Yada bir matematiksel grafik gibi önce
şiddetle artan sonra sönümlenerek azalan bir yapısı var bu
parçaların. Bu arada bazı şarkılarda klasikleşme de denebilecek bir
ölümsüzlük yakalıyorsunuz.Örnek vereyim Elvis presleyin son hit
parçasını düşünün bizim evde iki küçük 8 ve 10 yaşlarında müzik
hayranı var.Elvisi ben bile pek bilmem bu minikler hiç bilmiyorlar
ama çocukların inanılmaz bir şekilde etkilendiklerini
ve "tutulduklarını" gördüm. Sanırım müzik yapanların da en büyük
hayali bu tür ölümsüz eserler ortaya koyabilmeleri olsa gerek yıllar
yüzyıllar sonra adınızın hatırlanacağı insanların ve hatta diğer
canlıların etkilenip faydalandığı eserler. Tabi olayı müzikle
sınırlamayalım. Ses beş temel duyumuzdan en önemlisi olduğundan
müzik sektörü çok tükettiriyor. Hepimizin bir şekilde ölümsüz bir
şeyler ortaya çıkarabilecek yönlerimiz olmalı diye düşünüyorum ve
yaşadıkça o yönleri geliştirip ortaya koymaya çalışıyoruz belki de…

Söz müzikten açılmışken her alanda bu tür eşsiz yapıtlar ortaya
koyabilmenin doğasını hep düşünmüşümdür.Sanki farklı
yeteneklerimizin koordine edildiği beynimizde sihirli bir yapı var.
Oluşan biyolojik kimyasal fiziksel olayların da ötesinde bir
noktadan sonra (sanıyorum) farkında matematiksel bir mekanizma
devreye giriyor. Ve anlamsız işlemlerin ve hesaplamaların sonucunda
çok kısa bir zamanda yada zamansızlıkta evrenin arkasındaki sihirli
ve görünmeyen platonik güzellikler dünyası ile bir tür iletişim
kuruluyor. ( Bu platonik dünyaya karadelikler konusunda alışmaları
olan ve son zamanlarda bilinç konusuna kafayı takan ünlü İngiliz
fizikçisi Roger Penrose da "büyük küçük ve insan zihni adlı
kitabında değiniyor.) Ortaya çıkan şeyler de bizleri sihirli bir
şekilde etkiliyor. Bu etkileyici eserler bazen bir mimari eser,
bazen bir şiir, bazen bir bilimsel buluş, bazen bir kahramanlık
destanı, bazen bir masal, bazen bir dini ilham, bazen bir resim, bir
yolculuk, bir alet, bir kanun , bir atasözü şeklinde karşımıza
çıkabiliyor.

Paylaşacak çok şey var.Ama zaman yok.Arkası haftaya….

22 Aralık 2002