GELİŞİM VE HAYATTA KALMA MAKİNASI
Arada bir asabımızı bozan olaylar ve davranışlarla
karşılaşabiliyoruz. Hele bu Türkiye gibi sosyal ve
kültürel değişim-dönüşüm içindeki bir ülkede daha sık
oluyor.Ben yine de bu grup içinde kuruluş ilkelerimizi
( ki bu ilkeler gereksinimlere göre değişebilir de)
gözden geçirebilirseniz reaksiyoner olmak yerine
aksiyoner olmak taraftarıyım.O nedenle alemin olayları
nasıl ele aldığını irdeleyip yorumlar yapmaktan çok
bizlerin nasıl ele aldığı bana göre daha değerli ve
faydalı gibi.
Geçen gün bir belgesel seyrediyordum.Konu ölümleri
belirlemek üzerine çalışan bilimsel krimonoloji ile
ilgiliydi.Tabi belki aylarca emek verilerek
hazırlanmış ve altyapısı on yıllara dayanan bu
belgeseldeki sahneleri burada tasvir etmek zor.Ama çok
etkilendiğimi ifade edeyim.
Belgeselde konu ölüm sonrası çürüyen bir canlıda
yeşeren solucan kurtçuk vs hayatların gelişiminin
suçun ne zaman işlendiğini belirlemede bir takvim gibi
çalıştığından tutun dünyanın herbir köşesine dağılmış
gözle görülmeyen ancak farklı bölgelerde
evrimleştikleri için gösterdikleri lokal özellikler
nedeniyle suçluların bulunmasında faydalı olan
bitkimsi hücrelere kadaronlarca ilginç bilimsel buluş
ve yöntem içeriyordu.
Bilgi ve teknoloji açısından o kadar zengin bir
dünyada yaşıyoruz ki tarifi gerçekten zor. İnsanlar
durmadan bir şeyler keşfediyor, keşfettiklerini
kaydediyor, bilgiler birikerek teknolojilere
dönüşüyor. Tabi bir dünya vatandaşı olarak bu kadar
üretken bir dünyada yaşayıp ta size göre çok daha
üretken eserler koyan kişileri gördükçe gıpta etmekten
kendinizi alamıyorsunuz.
İşte size bir kaç örnek alıntı:
1-"Amerika’da yalnız Silikon Vadi’de hergün 63 yeni
dolar milyoneri hayata kazandırılmaktadır. “Business
Week 18 Ağustos 1997”.
2-Bilginin sinerjik ortamlarda, yani sinerjisi yüksek
teknoloji bölgelerinde, teknoparklarda, girişimci
inkübatürlerinde yeni bir yaşam biçimini benimseyerek
hızlı üretimi, bu tip düşünceye sahip toplumlarda çok
ileri zıplamalar yaptırmaktadır. Amerika’da 550 adet
inkübatür kuruluşu içinde çeşitli büyüklükte odalara
yayılmış olan firma halinde her yıl 13,000 adet proje
hayata hazırlanmaktadır. Israil’de 30 adet
inkübatürde 300 cıvarında proje yürümektedir. Bizde 8
adet kurulu inkübatürde toplam sadece 40 cıvarında
proje yürümektedir. Amerika’da 1 müdür ve sekreter
ile 25 kadar projeyi takip mümkün olmakta, İsrail’de
8-10 proje bizde ise prodüktivite ve tecrübe eksikliği
dolayısı ile ancak 3-5 proje takip edilebilmektedir.
3-Bir gram cep telefonu 3-5 dolar, bir gram uydu
300-500 dolar bir gram genetik vaksinin fiyatı ise
10,000 dolar civarında olduğuna güre yükte hafif
pahada ağır üretimle kalkınmak için özel ortamların,
teknoparkların, inkübatörlerin önemi daha iyi
görülebilir. Üzerinde durulacak husus otomobil
üretilmesin değil, sadece kıt devlet imkanlarının bu
projeler yerine yüksek teknoloji ile uğraşan bir çok
kuruluşa verilmesidir.
4-Hindistan büyük bir gayretle, sokaktaki en basit
eğitim görmüşleri bile toplayarak 6-12 aylık kurslarla
30 yılda 10 milyar dolar ihracata doğru hızla
gitmektedir.
5-“İsveç'i bir buzlu çöl ülkesi olmaktan, 100 yıl
içinde endüstri ötesi bir topluma dönüştüren nedenin,
49 adet önemli buluş olduğu 1986'da yapılan bir
doktora çalışmasıyla doğrulandı”
İnsanlara gıpta duyuyoruz ama aslında insanların bu
kıskandığımız birikimlerin sadece taşıyıcısı
olduklarını da düşünmekten kendimi alamıyorum.Demek
istediğim şu:
Diyelim ki 500 yıldır devam eden bir şirket var.Bu
şirkete ait bir kültür , bir alışkanlıklar zinciri,
bir adet ve bilgi birikimi, bir servet zaman içinde
ortaya çıkmış olsun. Daha sonra bu şirketin
sahiplerinden biri bir çocuğa sahip oluyor ve bu çocuk
zaman içinde devraldığı bu mirası daha da
geliştiriyor. Biz ilk görüntüye bakarak "vay be desek
bile" bu tür bir ailede , bir şirkette ve çevrede
yetişmiş bir ferdin ortaya koyduğu bir çok şey aslında
onun kendi ürünü değil gibime geliyor.Yani arka
planda akan bilgi birikimini pek görmüyoruz. Ve
aslında bizi bu tür altyapılar ( çevresel ya da
genetik altyapılar)bir ölçüde şekillendiriyor. Bizlere
ne kaldığını ( felsefede tartışılan konulardan olan
insan iradesi vs ) çoğu zaman hep düşünürüm.Bir robot
olmadığımıza kendimizi ikna etmeye çalışsak da bazen
çok iyi gelişmiş bir robot yada bir "gelişim ve
hayatta kalma makinesi" olduğumuzu da düşünmüyor
değilim.
Yapabildiğimiz en iyi şey ve belki de en çok ortak
yönümüz gelişmek , daha iyi olmaya çabalamak, hayatta
kalmak için didinmek.Ötesinde kalan konular ise bu
temel amaçlara araç olmaktan öteye gitmiyor gibi .Ne
dersiniz?
14 Ocak 2003