Kadınlar

Evde Film Parmağım acıyor Gelişim makinası Negroponte Beyin ve inançlar Kadınlar Buz Dansı Uçak yolculukları Beyinde bağlantılar Global ısınma Gönüllülük Yarışma-Yardımlaşma

Home
Up

 

ERKEK KADIN MÜCADELESİ

Erkekler kadınlar arasındaki mücadelenin evrimini doğrusu pek
bilemiyorum.Ama son bir asırdır kadınların lehine bir
gelişmenin olması sevindirici.Keşke kadınlar daha
özgür daha güçlü daha bağımsız olabilseler. Tabi yeri
gelmişken ( bir genelleme yaparsak) genetik ve
kültürel açıdan biz erkeklerin daha baskıcı, daha kaba
hatta bir ölçüde daha saldırgan olduğumuzu inkar
etmiyorum. Buna karşın kadınların da daha kışkırtıcı
ve etkileyici olmayı başararak bir ölçüde erkekler
üzerinde güç elde etmeye başlamaları da bir realite.

Yani Özlem hanımda oluşan (algılama biçiminin haklı
haksız olmasına bakmazsızın) baskıcı imajımızın bir
benzerini ben gerçek hayatta bayanlardan çekmekteyim.
Bir anlamda kadınlar da en güçlü oldukları
çekiciliklerini geliştirdikleri ölçüde bizlerin
üzerinde baskı oluşturduklarını itiraf ediyorum. Tabi
bu itirafıma bir çözüm olarak eski devirlerde erkekler
medeniyetten uzak bir tarzda kadını hapsetmeyi bir
çözüm olarak üretmiş olsalar da ben doğal gelişimden
ve özgürlükten yana olduğumdan her geçen gün dozajı
artan bu tür baskılara “alışmaya” çalışıyorum. Modern
hayatta çok farklı fırtınalarla karşılaşıyoruz. Bu da
onlardan bir tanesi diyorum.

Tabi asıl önemli olan kadın erkek olmaktan daha çok
hangi şartlar içinde yaşıyor olmak olsa
gerek.Afrika’da yaşayan bir erkek olmaktansa avrupada
yaşayan bir kadın olmayı tercih edebilirim mesela.

Tartışmalar sırasında “haklı haksız doğru yanlış” gibi
kelimeler geçti.Aslında bu tür yaklaşımları pek
faydalı göremiyorum. Hiç şüphesiz her birimizin farklı
evrenleri , yaşamları var. Kimse kimsenin evrenini
oluşturan bileşenleri bilemiyor.Biraz son zamanlarda
etkilendiğim ve uygulamaya çalıştığım “koçluk”
felsefesinden yola çıkarak kimseye sen şöyle
düşünüyorsun tarzı tavsiye gibi algılanabilecek
yönlendirici değerlendirmeler yapmamaya çalışarak eski
klasik eğitimci ( yönlendirici) alışkanlıklarımı
frenlemeye çalışıyorum. Sadece ben bu şekilde
düşünüyorum demekle yetiniyorum. Yada koçluğun temel
esprisi içinde etkili sorular sormaya çalışıyorum.
Aslında eğitim ve gelişimin evrimi içinde insanlık
önce gütme sonra vaaz verme derken öğretme( belletme)
sonra rehberlik ve en son koçluk noktasına geldi.Ve
bugün bu yöntemlerin hepsi de hayatta .

Geçen gün bizim ufaklar foxkids kanalında çizgi film
izliyorlardı .Ben de bir süre onlarla birlikte
izledim.Bir an için biz Türklerin dizi film komedi
klip vs üretebildiğimiz halde neden çekici çizgi
filmlere üretemediğimizi düşündüm.Daha önce
seyrettiğim belgesellerde çizgi film endüstrisi içinde
yer alan öğeleri az çok kafamda canlandırmaya
çalışarak ne kadar hummalı bir faaliyet içinde bu
seyrettiğimiz karakterlerin ortaya çıktığını
düşündüm.Bizim çocukluk dönemimizde Miki Mouse tarzı
kedi fare kovalamacaları, heidi, ayı yogi, vb
karakterler vardı.Şimdikiler bir hayli
gelişmiş.Kurulan cümlelere ve senaryolara bakıyorum
.İnanın anlamakta ve takip etmekte zorluk çekiyorum.
Çocuklarımız bir açıdan bakarsanız bütün dünya
çocukları ile birlikte yaklaşık aynı hızda
akıllanıyorlar.Tabi çocuklar iyi bir tüketici
olmalarından dolayı film üreticilerinin başka kültürel
hesapları var mıdır bilemiyorum. Ama en basit
olasılıkla batı kültürü içinde yoğrulduklarını
şekillendiklerini söylemek zor değil.

Çocukların çizgi filmlerden etkilenmesi yavaş fakat
sürekli olsa da reklamlardan etkilenmesi daha vurucu
ve gözle görülür olabiliyor.Geçen gün bir reklam
başlamıştı.Kafiyeli sloganımsı reklam şarkısı
mısralarının her biri geldikçe çocuklardan koro
halinde reklam eşlik ettiklerini gördüm. Hatta ben
bile mırıldanarak eşlik ettim.Bu reklam endüstrisi de
gerçekten önemli bir alan oldu.Tabi reklam verenlerin
yaşamak için geliştirdikleri yöntemler her geçen gün
artıyor ve bir ölçüde alışageldiğimiz etik sınırları
zorluyor. Biz yeni sınırlara alıştıkça yeni etik
normlar normal kabul ediliyor ve bu şekilde yaşayıp
gidiyoruz.Bir gün ben de hizmet yada mal üreticisi
olup reklam verdiğimde aynı kanalları kullanma
ihtimalimden dolayı fazla eleştirmiyorum.

Tabi bu çizgi filmler de bunları üreten firmalar da bu
firmalarda çalışan bireyler de bir şekilde acımasız
rekabet ortamı içinde en iyisini üretmek için
savaşıyorlar. Bu savaş sırasında en becerikli ve
şanslı olanlar hep kazanıyor. Bu şekilde yeni türlere
benzer şekilde yeni markalar karakterler yıldızlar
ortaya çıkıyor.

Tartışmalarda bir ara geçti.Bilim dünyasında da o
dobura dobur hakperestliğin dışında belirli ölçüde
siyasetin ve yalan dolanın olabileceği konusu ….Bu
konuda ben melez bir görüntünün olduğunu düşünüyorum.
Yani hayatın her noktasında olduğu gibi bilim
dünyasında yükselmek için pazarlama satış ikna siyaset
belirli bir ölçüde rol oynuyordur insanın doğası
gereği. Bu konuda batıda anlatılan hikayeler çok. En
meşhurlarından bildiğim mesela Einstain’nın en meşhur
olan teorisi ile değil de küçük bir çalışması ile
Nobel alması. Okulda bitirdikten sonra öğretim
üyeliğine kabul edilmemesi.Yine de dünyadaki en
güvenilir yapının bilim camiası olduğunu da inkar
edemiyorum tabi. Bu noktada aslında büyük bölümü
yalan dolan abartma ev üçkağıtçılık olan siyasetin,
satış ve pazarlamanın hayatın , hayatta kalmanın en
önemli araçlarından biri olduğunu düşünüyorum. Hatta
bu konuda çok hakperest , çok dürüst, çok fedakar ve
dünyaya değer vermez bir izlenim çizenlerin bile bir
şekilde bilinç altından geleceğe yönelik yatırım
yaparak güç elde etme mücadelesi içinde olduklarını ve
bu tür kişilerin bu güçleri ellerine geçirdikleri anda
önceki söylemleriyle taban taban zıt bir hızlı “evrim”
geçirdiklerini düşünüyorum.

19 Ocak 2003