|


| |
Uzunca bir zamandır savaş olmalı mı olmamalı mı tartışmaları
sürüyor. Tabi savaş iyice kapıya dayanınca bu tür tartışmaların
olması doğal.
Ben ülkeleri insanlara benzetiyorum. Gündelik hayatta da bir insan
bir başkasına savaş açmaya cesaret ettiğinde haklı olup olmamasından
çok güçlü olup olmaması önem kazanıyor. Ve bir kişi güçlü ise onun
haklı olup olmamasının da pek bir önemi kalmıyor. Bu durumu aile
içinde çocuklarımıza, okulda öğretmen öğrencilerine , bir işyerinde
yönetici çalışanlarına karşı sık sık yaşıyoruz aslında.
O nedenle hayatta kalma ortak paydamızın en önemli bileşeni olarak
gördüğüm güçlü olma konusu bence olayın kilit noktası. Güçlü
değilseniz hayat zor. Bu konuda bazı ahlak kitaplarında geçen haklı
olan mı güçlüdür yoksa güçlü olan mı haklıdır sorusuna ben doğada
gördüklerimize bakarak güçlü olan daima haklıdır diyerek bir
gönderme yapıyorum.
İkinci konu da yaşadığımız olaylarla ilgili bir mantık ve anlam
arama çabalarımız. Ben bu konuda da oldukça ümitsizim. Bana göre
anlam ve mantık sadece relatif olarak var olabiliyor. Size göre
anlamlı ve mantıklı bir şey bir başka açıdan tamamen mantıksız ve
anlamsız da olabiliyor.
O nedenle ben bu platformu olabildiğince bize göre anlamlı olduğunu
düşündüğümüz konuları fazla da sahiplenme telaşına girmeden
dostlarla paylaşma ve bir sinerji tadı yakalamaya çalışarak
değerlendirmek istiyorum.
Bu sıralar işim nedeniyle sıkça (ayda 6-8 defa ) uçak yolcuğu
yapıyorum. Genelde yolculuklar sorunsuz geçiyor. Ama bazen inişlerde
hemen herkes gibi bende de bir sıkıntı olabiliyor. Uçaklar zemine
yaklaştıkça yoğunlaşan hava miktarı ile doğru orantılı olarak
sarsılıyorlar. Geçen gün Ankaradan Trabzona giderken inişe yakın bu
sarsıntı düzeyi oldukça rahatsız edici düzeydeydi. Uçak etrafındaki
sert rüzgarın (indikten sonra fırtınayı hissedebildik) da etkisiyle
tarif edemeyeceğim şekilde beşik gibi bir o yana bir bu yana
sallanıyordu. İniş gece saatinde olduğu için ve arkadan camlardan da
çok net bir görüşe sahip olamadığımızdan bir hayli endişelendim.
Açıkçası insanın içi bir hayli tuhaf oluyor ve ölüm endişesi biraz
da endişeli bir tip iseniz sizin beyninizi felç olma noktasına
getirebiliyor. Ben o esnada şans eseri başka bir hastalıktan dolayı
anti depresan gevşetici bir ilaç almış olmama rağmen indikten sonra
bir süre kendime gelemedim. Tabi bir yandan bu kadar ciddi bir
şekilde sarsılan bir uçağı pilot neden indirmeye çalışıyor diye de
kendimce söylendim. Ama sonra düşündüm ki bizim nadiren yaptığımız
bu seyahatleri pilotlar her gün birkaç defa yapıyor ve her türlü
rüzgar kar dolu fırtına karanlık ve sis ortamında deneyim sahibi
oluyorlar. Beyinleri bu konuya o kadar çok iyi alışıyor ki bizim
gibi telaşa kapılmıyorlar ve belki de sezgileri bize göre çok daha
iyi olarak gelişiyor.
Bunları düşünürken bir an için bırakalım birkaç bin sene öncesini
daha bundan 100 hatta 50 sene önceki insanlara göre ne kadar şanslı
olduğumuzu düşündüm.Yapılan her bir uçuşta, karşılaşılan her bir
hastalık ve yapılan her bir ameliyatta çok kıymetli bir bilgi ve
deneyim birikiyor ve bu bilgiler içinde yaşadığımız bilgi toplumunun
yükselen sarayının birer yeni tuğlası rolünü üstlenerek ( en son
olan mekik faciası gibi ) sonrakilerin aynı hataya düşmemeleri için
bizlere önemli faydalar sağlıyor.
Örnek vereyim: Bugün pazardı ve evde bol zamanım olduğu için çok
sayıda belgesel seyretme fırsatım oldu. İnanın belki 20 sene
öncesinde 20 haftada edineceğim bilgiyi bugün bir günde edindim.Aynı
miktar bilgi bundan 200 sene öncesinde belki 20 senede elde
edilebilirdi. Ve 2000 sene öncesinde ise edinebilme şansı bile yoktu.
Bir telekominikasyon ve televizyon endüstrisi ile bağlantılı diğer
konu da bilgi çağının şu an için en etkili aracı olan interneti
kullanmanın somut faydalarını her geçen gün yaşıyor olmamız. Ben
kişisel web sayfamı www.netfirms.com adlı bir hosting firmasında
tutuyorum. Site bu işi bedava yaparak bana bir iyilik yapmasının
yanında ziyaretçi istatistiklerini de veriyor. Bugün baktım son bir
ayda kişisel siteme günde ortalama 90 ayrı kişi geliyor. Bu rakam
geçen sene 50 civarındaydı. Bu ziyaretlerin büyük çoğunluğu sanırım
yapılan aramalarda seçilen kelime yada kelime kombinezonlarının
sayesinde. (Az da olsa link veren siteler de yok değil) Nitekim son
bir sene içinde boş zamanlarımda en çok birlikte olduğum bana destek
veren insanları internet yolu ile buldum. Son işimi bir email
grubundan bulduğumu söylersem şaşırabilirsiniz, öncekinde ise ilgili
kurumun yetkilileri beni arama yaparken bulup birlikte çalışma
teklifi getirmişlerdi, bir önceki ise emaille yaptığım bir arama
sonucu bulduğum bir kurumun sitesine girip yetkili kişiye
gönderdiğim bir email ileydi. Eminim sizlerin de benzer hikayeleri
vardır.
3 Şubat 2003
|