|


| |
Belki dikkatinizi çekmiştir. Bir "hit "şarkıyı ilk dinlediğinizde
duyduğunuz şeyler ile 10ncu 20nci dinlediğinizde duyduğunuz şeyler
aynı olmuyor. Genelde hoşunuza giden bir müzik ilk dinlediğinizde
sizde hoş bir etki bırakıyor. Ama dinlediğiniz tekrarlar arttıkça
bir tür alışkanlık yada bağımlılık tarzı bir şey oluşuyor. Sanki bir
fidanın yada filizin toprakta yeşermesi gibi dinlediğimiz şarkılar
da beynimizde adeta gelişiyor. Her dinleyişimizde beynimizde oluşan
bilgi birikimi ve kurulan sayısız sinaptik bağlantılar sayesinde
belki de dikkat etmediğimiz yönlerini algılıyor yada keşfediyoruz.
Her dinlediğimizde ayrı bir tat yada lezzet yaratılıyor. Çoğu zaman
belirli bir zaman geçince o şarkı artık sizi tamin etmeyebiliyor.
Başka şarkılar sizin tercihiniz olmaya başlıyor.
Tabi bu etkilerin kimyasal ve fiziksel olarak nasıl oluştuğu konusu
muhtemelen ilerde bilimcilerin formüle edebileceği matematiksel
modeller şeklinde literatürde yer alacak.
Bir diğer tarafı ise bu tür olayların sadece müzik ilgili olmayıp
okuduğumuz dinlediğimiz seyrettiğimiz her şey ile ilgili
olması.Mesela insanların memleketlerini yada akrabalarını daha
sempatik bulması bu tür empoze oluş ile ilgili olsa gerek. Yada bazı
dizilerde yer alan bazı karakterlerin zamanla "tanıdıklaşması" veya
bir mit haline dönüşmesi …Hatta olayın inançlar, kültürler,
tuttuğumuz takımlar ile ilgili tarafları da var. Bir Fenerbahçe
taraftarının seyrettiği her maçta takımın genel olarak ortaya
koyduğu performansı beyninde depolaması yanında her bir oyuncunun
sergilediği her bir hareket yada oyun ile onda bıraktığı
izlenimlerin birikerek zaman için o kişilerin yıldızlaşarak birer
kahraman haline dönüşmesinde olduğu gibi.
Bir anlamda sigara, içki , tatlı ,kahve vb alışkanlıklarda da sanki
aynı mekanizma işliyor. Tabi olay o kadar basit değildir mutlaka
çünkü sigara vs gibi alışkanlıklarda kullandıkça bağımlılık
düzeyiniz artıyor ama şarkılarda ise bir süre sonra şarkıdan bıkıp
başka yeni hit şarkıları dinlemeye gereksinim duyuyorsunuz. Bununla
birlikte bazı şarkılarda esrarengiz bir özellik varcasına onları
seneler geçse de dinlemekten usanmıyorsunuz. Bir şarap gibi
yıllandıkça lezzeti artıyor ( gerçi şarap içmedim ama öyle
diyorlar) .
Benzer bir konuyu bilim aşklar için de ortaya koymuş durumda .İki
kişi bir araya gelince oluşan sevgi bir süre sonra azalabiliyor.Bu
süre ilişkilerden ilişkilere değişmekle birlikte ortalama 4-10 sene
arası olduğu söyleniyor.Bilmiyorum öyle ömür boyu süren aşklar da
var mıdır? Yada bu konuda da "partner"ların durumlarına, değer
yargılarına , zaman içinde gelişebilen fiziksel kültürel ekonomik
değişimlere bağlı olarak aşkların süresi vakadan vakaya değişiyor
olabilir.Tabi bu tür bulgular bilimi daha iyi takip eden gelişmiş
kültürel topluluklarda aile oluşum biçimlerini ve toplumların
yapısını etkiliyor ister istemez. Geçen gün bir bayan arkadaşım
söyledi. Kendisi Samsunda bir iş teklifi alıyor ve eşi ile çocukları
Ankarada ve o gitmeyi planlıyor.Demek istediğim eskiden bir arada
olma düşüncesiyle kurulan birliktelikler daha sonra kişisel
kariyerlerin dayanılmaz tekliflerle gelişmeye başlaması ile birlikte
çatırdamaya başlayabiliyor. Aile klasik anlamından çıkıp bir şirkete
veya ortaklığa dönüşüyor.Siz bir yerde eşiniz bir yerde çocuklar da
kim bilir yetişmeleri gereği başka bir yerde. Bilemiyorum bu tür bir
aile tarzı ne kadar süre sağlıklı ilerleyebilir. Hani bir söz vardır
gözden ırak olunca gönülden de ırak olunur derler. Birbirlerini
nadiren görebilen eşler aşklarını ne kadar koruyabilirler , ve
oluşan boşlukları ne şekilde doldurmayı düşünürler bilemiyorum.
Şehirleşme ile birlikte eski akraba kavramının büyük ölçüde yok
olmaya yüz tutmasını ben acı bir şekilde yaşıyorum. Şu an bir sayım
yaptım.İnanmayacaksınız ama anne ve baba tarafından sadece birinci
dereceden yakınlarım ile onların eşleri tam 257 adet çıktı. 38
yaşımda ve Türkiye'de yaşamama rağmen bunların ben sadece 5-10
tanesiyle telefonla da olsa irtibat halindeyim.20-25 tanesinin
isimlerini sayabilirim.40-50 tanesini görmüşlüğüm vardır. Diyelim ki
ben akrabalarla ilgilenme yeteneği gelişmemiş bir tipim ve benim
için şartlar böyle .Ama bu basit istatistik önemli bir gerçeğin
çıplak yüzünü ortaya koyuyor. Akrabalık bağlarının inanılmaz
derecede zayıflaması.
Tabi akrabalık bağları zayıflarken iş ilişkilerinden doğan menfaat
akrabalıkları konusunda size bazı rakamlar vereyim. Tam saymadım ama
bir tahmin yapmak gerekirse kartviziti ve telefonu bende olan 400-
500 kişi , öğrencim olmuş 200 kişi, iş arkadaşım olmuş 300 kişi,
emaili arada bir gönderdiğim 200 kişi, telefonlaştığım 100 kişi
sıkça görüştüğüm 50 kişi ve yakın olduğum 5-10 kişi olduğunu
söyleyebilirim.
11 Şubat 2003
|