|
|
|
İZMİRDE
GÖREVE BAŞLIYORUM Okuldan mezun olduktan sonra MEB tarafından düzenlenen bir
sınava girdim. Yaklaşık 2000 kadar fizik öğretmeninin girdiği bu sınavda
Türkiye İkincisi olunca bakanlık tarafından Tekirdağ Anadolu Lisesine tayin
edildim.O yıllarda ailem İzmir’deydi.İzmir de bir özel okulda çalışmak fikri kulağa
hoş geliyordu. Bazı arkadaşların tavsiye ve referansı ile İzmir Özel
Yamanlar Kolejine müracaat ettim ve teklifim kabul edildi. Aslında İstanbul'da
bir özel okul da olabilirdi. Ama özel okullar o yıllarda sanırım henüz
mezun vermeyen ( ilk mezun bendim ! ) bölümümüzün farkında değillerdi ve dolayısıyla da bölüm
mezunlarına davet türü teklifler henüz olmamaktaydı.( Şimdilerde eğitim
fakültesi daha öğrenciler alt sınıflardayken bile okulları üniversiteye davet
ediyor yada Enka benzeri okullar öğrencileri mezun olmadan önce tanışma
toplantılarına çağırıyorlar. ) Kendi imkanlarınızla
okullara gidip müracaat etmeniz gerekiyordu.Bu konuda biraz gevşek davrandım.Biraz
da ekonomik gücümün yetersiz oluşu bunda etken oldu.Zaten büyük
zorluklarla üniversiteyi bitirmiştim. Ve acilen bir yerlere girip işe başlamam
gerekiyordu.İş görüşmeleri yapacak kadar zaman ve enerjim yoktu.Robert
Koleji gibi bir okulda öğretmenlik aslında fena olmazdı. Ama nedense böyle
bir teşebbüsüm de olmadı. Zaten olsaydı bile bu tür okulların yaklaşık
10 yıl kadar tecrübeli öğretmenler aldıkları gerçeğinden dolayı sonuç
almam zor olacaktı.İddialı okulların tecrübeli öğretmen arayışları
gayet doğal bir eğilim.Devlet Fen Liselerinde bile 5 yıl tecrübe şartı
arama bir gelenek halindeydi.
Okuldan ayrıldıktan sonra bana en çok yöneltilen sorulardan biri “belli bir cemaate yakınlığı ile bilinen bir okulda neden bu kadar uzun süre çalıştın “ şeklindeydi. İlk olarak girdiğim 88 li yıllarda bu tür bir ilişki gündemde değildi.Bu tür basın haberleri 95 li yıllarda sıklıkla ortaya çıkmıştı.İkinci olarak cemaat ve vakıf okulları Türkiye’nin ve bütün dünyanın bir gerçeği.Hatta bir çok gelişmiş ülkede bu tür okulların oranı bize göre çok daha fazla ve ilişkileri çok daha belirgin. Hatta müfredatları dini grupların etkisinde olabiliyor.Yamanlarda çalıştığım yıllarda okulun işleyişi açısından diğer okullardan farklı olan hiç bir şey yoktu.Zaten olsa idi bugüne kadar okul kapatılırdı. Dolayısıyla o yıllarda okulu terk etmek için zorunlu bir neden göremiyordum. Yoğunlaştığım çalışmalara engel oluşturmadıkları sürece bu tür söylentiler ve gazete haberleri beni fazla ilgilendirmiyordu. Çalışmaları birlikte yürüttüğüm öğrenciler okulda burslu olarak okuyan yetenekli öğrencilerdi ve bir süre sonra bu öğrenciler topluma ve insanlığa mal olacaklardı. Sürenin uzunluğu ise sonuçların elde edilmesinde gereken zaman nedeniyle idi. İlk dünya şampiyonluğunun gelmesi için bir beş yıl geçmesi gerekecekti.İkinci şampiyonluk ise yedinci senede gelecekti. Sürenin uzamasında etkili bir diğer neden ise kendimi keşfetmek için gerek duyduğum süre ile ilgili olsa gerek. Aslında son derece bağımsız ve hassas bir kişiliğe sahip olmama rağmen bu yönlerimi çevrenin etkisi ile bastırıyordum. Günler geçtikçe bu yönlerim açığa çıkmaya ve bastırılamaz hale gelmeye başladılar. |