Olimpiyatla tanışıyorum

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

 

OLİMPİYATLARLA TANIŞIYORUM

Bazı temel fizik kaynak kitapları araştırmak ve bilgi almak üzere ilk senemin ilk döneminde Ankara seyahatim oldu.Bu seyahat sırasında TÜBİTAK binasına uğradım. ve  ilk defa uluslararası fizik olimpiyatlarının var olduğunu öğrendim. Olimpiyatlara daha önceki yıllarda katılmış öğrencilerin listesi ve fotoğrafları duvarda asılıydı.Bu öğrencilere büyük bir gıpta ile baktım.Acaba benim de bu öğrenciler gibi madalya alan öğrencilerim olabilir miydi? O sırada bu tür düşünceler bir hayalden ibaretti.Hiç de gerçekçi değildi ve ulaşılabilir bir hedef gibi görünmüyordu. Yaşım gençti, tecrübem yoktu, nasıl bir yöntem izleyebileceğimi bilmiyordum, kaynaklarım sıfırdı ve okulumda bu düzeyde öğrencilerin olmasını da beklemiyordum. Bu arada o sene sonunda yapılacak olan bir sınavdan haberdar oldum. Bu yarışma lise 1 öğrencileri arasında yapılacaktı ve olimpiyatlara yönelik bir aday kadronun oluşturulmasını hedefliyordu. Daha önceki yıllarda elemeler sadece ÖSS de en başarılı 20 okulun öğrencileri arasında yapılmaktaydı.1989 yılı Mayıs ayında ise ilk defa farklı bir uygulama düşünülmüştü. (Sanırım bu düşüncenin arkasında yatan sebep “acaba ilk 20 ye giremeyen okullardan da başarılı öğrenciler çıkabilir mi” sorusu idi) Enteresan bir şekilde daha sonra takip eden 4 yıl boyunca bu uygulamadan yine vaz geçilerek eski sisteme dönüldü.Dolayısı ile öğretmenliğimin ilk senesinde lise 1 öğrencileri arasında bir sınav açılması benim için tarihi bir fırsattı. Bu sınav bir sene önce yapılmış olsaydı treni kesinlikle kaçırmış olurdum ve böyle bir kitabı yazmam imkansız hale gelirdi. Eğer bu sınav yine bütün okulların katılabileceği tarzda fakat lise 2 yada 3 öğrencileri arasında yapılsa idi benim 6 ay gibi kısa bir zamanda başarı gösterme şansım tamamen sıfırlanacaktı ve yine böyle bir hikayeyi size anlatamazdım.

Ankara'dan döner dönmez bu bilgiyi okul yöneticileriyle paylaştım ve 15 kadar öğrenciden oluşan bir çalışma ekibi kurdum.Hafta içinde 28 saat dersim olmasından dolayı çok yoruluyordum. O zamanlar böyle bir sınavın tarihi önemini henüz görebilecek düzeyde olmadığımdan okul yönetimine “bazı derslerimi azaltın da şu sınava öğrencileri daha iyi hazırlayayım” demedim. Zaten deseydim bile onları ikna edebilecek bilgilere sahip değildim. Açıkçası böylesi bir sınavda yeni mezun bir insan ne kadar başarılı olabilirdi ki.Buna ben bile inanmıyordum.Bu nedenle öğrencilerle hafta sonları ve bazı akşam saatlerinde çalışmalar yaptım. Ancak bu çalışmalarda çok ümitli değildim. Çok uğraşmama rağmen sınırlı zaman içinde özel bir çalışma alanı olan olimpiyat tarzı soruları anlamakta ve bunları öğrencilere aktarmakta zorlanıyordum.Daha da ötesinde böyle bir sınav ilk defa yapılacaktı ve fikir verecek bir soru koleksiyonu ortada yoktu.Daha önceki yıllarda lise 3 öğrencilerine yönelik olarak sorulan sorular yaklaşık yarım saat gibi uzun sürede çözülmesi gereken farklı tipte sorulardan oluşuyordu o nedenle bu sorular yapılacak testte karşımıza çıkacak olan sorulara örnek olamazdı.

Üniversitede öğrendiğiniz fizik ile olimpiyat fiziği gerçekten çok farklı dünyalardı. Aslında üniversitede daha önce anlattığım nedenlerden dolayı fiziği çok iyi öğrenememiştim. Bu temel fizik bilgisi üzerine kurulacak olan olimpiyat fiziğini ise hiç bilmiyordum.Bunların yanında pedagoji birikimim oldukça yetersizdi. Öğrencilerin ilgi ve motivasyonunu nasıl yüksek tutabileceğimi çok net olarak bilmiyordum. Teorik bilgiler zaman içinde tecrübelere dönüşmesi gerekecekti ve bu açıdan zorlanıyor zaman zaman hatalar yapıyordum. Sanırım en büyük avantajım heyecanım, isteğim ve enerjimdi. Altı ay çalıştıktan sonra öğrencilerimiz Mayıs ayında sınava girdiler. Sınav sonrasında cevapları karşılaştırmaya başlayınca pek de parlak olmayan bir tablo ile karşılaştığımız kanaati oluştu. Sorulan 10 sorudan en fazla doğru işaretleyen 3-4 civarı gibiydi.Çoğu öğrenci ise sınavı hatırlamak bile istemiyordu.Zor bir sınavdı. Zaten az olan  ümitlerimiz iyice sönmeye başlamıştı.

SONRAKİ SAYFA