Milli takıma doğru

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

  MİLLİ TAKIMA DOĞRU

Meslek hayatımın üçüncü senesi dolmadan milli takıma 4 öğrencimizin girmesi artık garantilenmişti ve böyle bir tarihi olay  bir daha kolay kolay gerçekleşmesi mümkün olmayan bir başarıydı.Ama bu noktaya gelinceye kadar gerçekten çok çalışmıştık. Sadece yazın çalışmakla kalmamış Eylül kampından sonra da son gaz çalışmalarımıza hız vermiştik. Bu arada Eylül kampında tanıştığımız Rafet Kamer bey öğrencilerimizi çok etkilemişti.Öğrencilerimiz ısrarla  Rafet Beyin okulumuza gelmelerini sağlamam için bana baskı yapmaya başladılar.Onun soru arşivi ve Rus soru teknikleri konusundaki inanılmaz birikimi bize çok faydalı olabilirdi. Rafet Bey Bulgar göçmenlerindendi ve Bulgaristan'da  8 yıl kadar olimpiyatlara öğrenci hazırlamıştı. Olimpiyatlarda oldukça iddialı olan bu ülkede ilk 4 isim arasında yer alıyordu.Türkiye’de de kısa sürede TÜBİTAK yetkililerine kendini kabul ettirecekti.Rusça bilmesi ve yıllarca doğu bloğu sistemi içinde öğrenci yetiştirmesi büyük avantajlardı. Böyle deneyimleri olan bir insanın okulumuza gelebileceğini pek düşünmüyorduk.Ama daha sonra öğrencilerimizin beni ikna etmesi ve okul yönetiminin bu tür bir projeye destek olması sayesinde Rafet bey her iki haftada bir okula gelmeye başladı.Geldiği hafta sonlarında oldukça yoğun bir programımız oluyor ve Rafet beyin hızına kesinlikle yetişemiyorduk.Bu derslerde ben sekreterlik görevini üstlenmiştim. Hafta sonlarında 16 saat dersin yanında bir de boş kalan zamanlarda Rafet beyin kitaplarından soruların tercüme edilmesine yardımcı oluyordum.Rafet bey gittikten sonraki günlerde onun bize ödev olarak bıraktığı soruları öğrencilerle birlikte çözmeye çalışıyorduk.Bu tempolu çalışma ne kadar sürdü bilmiyorum ama ben birinci aydan sonra hastanelik oldum.

Alpdeniz G. Antep Fen Lisesinden okula transfer olmuştu. Daha önce Türkiye ikincisi olan bir projesi Japonya'da düzenlenen Dünya Genç Mucitler Yarışmasında excellent prize ödülünü aldı. Doğal olarak bütün gazetelere manşet oldu.Aslında ödül alan bu proje Alpdeniz'in Lise 2 de iken önceki okulunda hazırladığı bir çalışmasıydı.Ancak yarışmanın sonuçlanması sırasında okulumuzda olduğundan dolayı basın mensupları televizyon kanalları ve Arçelik benzeri sanayi kuruluşları okulun kapısını zorlamaya başladılar.Okul yönetimi neye uğradığını şaşırmıştı. Yapılan transfer kısa sürede dolaylı da olsa okulun isminin duyulmasına katkı sağlamıştı.Alpdeniz'in okula gelmesindeki temel amacı milli takıma girebilmek için iddialı olan bir ekibin atmosferinden faydalanmaktı. Okula sadece Alpdeniz geldi ve takıma girebilmek için çok çalıştı ama Mayıs ayında yapılan milli takım seçmelerinde takıma giren dört öğrencimiz Bayram Tekin, Nasuhi Yurt, Fatih Göktaş ve Erhan Gürel oldu.Diğer üç öğrencimiz Bilal,Nezih ve Alpdeniz takıma giremedikleri için çok üzüldüler.Ama kader birilerinin yüzüne gülecek diğerlerine gülmeyecekti.

Şubat kampında milli takıma dört öğrencimizin  girmesi garanti hale geldikten sonra Tübitak yönetimi aldığımız sorumluluk ile ilgili olarak hem tebrik edici hem önemli bazı konulara dikkatimizi çeken bir yazıyı okul yönetimine gönderdi. Daha sonra bu yazı okul velileri arasında dağıtıldı ve oldukça popüler oldu. Bu yazı oldukça gurur verici bir başarının belgesiydi.Ancak takıma öğrenci yerleştirmek işin sadece bir bölümüydü.Bu çocuklar ülkemizi temsil ederken madalya da alabileceklermiydi? Açıkçası ben hiç beklemiyordum. Zaten o yıla kadar o kadar ülkemiz katıldığı yarışmalarda genelde takımda yer alan 5 öğrenciden sadece biri ödül alabilmekteydi. Nitekim Kübada da durum değişmedi.Ancak bu öğrenci bizim öğrencilerden biri değildi.Edirne Anadolu Lisesinden Aykutlu Dane idi.Hatta Aykutlu Türkiye nin katıldığı ve katılacağı  bütün yarışmalardaki en iyi deneysel puanı elde ederek bir sürpriz yaptı.Teorik puanı zayıf kaldığı için Aykutlu bronz madalyada kalmıştı. Bu ilk yarışma bizim için önemli bir deneyim oldu.O sene İsveç’te Matematik’te Dünya Üçüncüsü olan Tolga Etgü adlı öğrencimiz bize teselli verdi.

SONRAKİ SAYFA