Talihsiz hastalık

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

 

TALİHSİZ HASTALIK

Öğrencilerimizin ilk defa milli takıma girdikleri senede 8 de7 sonucu elde edilmeden önce , çok çalışmaktan dolayı kendimi halsiz hissetmeye başlamıştım.İştahım gitmişti. Geceleri yatarken terliyordum.Aralık ayının başlarında bir  Pazartesi günü kan kustuğumu görünce apar topar hastaneye kaldırıldım. İzmir Göğüs Hastanesinde 11 gün yattım .Aslında iki ay yatmam gerekiyordu.Ama aklım fikrim son hızla devam eden çalışmalardaydı.Kendimi biraz iyi hisseder hissetmez işimin başına dönmek istiyordum.Hastane şartları çok zordu.Yemekleri yiyemiyordum.Banyo yapmak kolay değildi.Ve en kötüsü tam teşhis konuluncaya kadar 5 gün geçmesi gerekecekti.Ptesi yatmama rağmen Cuma günü ilk tedavi edici iğne vuruldu.Ve ilk defa o gün birden bire kendimi iyi hissetmeye başladım.Arada geçen günlerde ise geceleri yatmak çok zordu.Hemşireler kan kusmayayım diye bana buz yediriyorlardı. Kendimi daha iyi hissetmek yerine gittikçe kötü hissediyordum.Öleceğimi düşünmeye başlamıştım. Tüberküloz olduğumu bildiğim halde çekilen farklı röntgenlerin sonuçlarının alınması için beklenmesi gerekiyordu. Hastanede yanlızdım.Arada bir kardeşim yanıma geliyordu. O sırada Ailem K.Maraş’a taşınmıştı. Babama telefonla  durumumu bildirince şok oldu.Annemin aktardığına göre kendisi çok kötü duruma girmiş ve felç geçirir gibi bir süre azaları tutulmuştu.

Neyse tedavi edici iğneler başladıktan sonra gerçekten dirilmeye başladım.Bulaşıcılık devresinin geçmesinin ardından hastane baş hekimine müracaat ederek tedaviye evde devam edeceğimi bildirdim. Bu durumu bir tür intihar gibi algılyan başhekim buna elinden geldiğince engel olmak istedi.Ama ben kafaya koymuştum.Aslında niyetim çalışmalarımın başına dönmek ve odamda istirahat etmekti.Ancak okula gidince beni kötü bir sürpriz bekliyordu.Yatılı okul olmasından dolayı hastalığın bulaşıcı olması endişesiyle okulda kalmam yönetim tarafından engelleniyordu.Zorla memleketime gönderiliyordum.İstemeye istemeye bu karara razı oldum. Ve 16 saatlik sigara dumanlı otobüs yolculuğuna katlanarak K.Maraş’a doğru yola çıktım.İğnelerimi iki ay boyunca hiç aksatmadım. Her sabah ve akşam iğne olmak artık hayatımın bir parçası olmuştu ve tahmin edeceğiniz gibi delik deşik olmuş olan kalçamın üstüne oturamıyordum.Bir süre sonra iğne olmak için merasimle hastaneye gitmemek için kardeşime iğne yapmasını öğrettim.Evde iğneleri o yapıyordu.Hatta bir kaç defa da kendi kendime iğne yaptım.K.Maraşta iyileşeyim diye bana çok iyi bakıyorlardı.Et yemeklerini, pirzola, yumurta, bal ve süt ile karışık güçlü bir beslenme programı uygulanıyordu. Yavaş yavaş iştahım yerine geliyordu. Bu kadar iyi bakılmama rağmen kafam hala İzmirdeydi. Babam benim tamamen iyileşinceye kadar  en az iki ay daha orada kalmamı istiyordu.Ben ise 20 gün sonra yeterince iyileştim diyerek ve babamla kavga ederek K.Maraştan ayrıldım.

İzmire dönünce bu defa okul yönetimi aksilik çıkarmadı ve odamda kalmama izin verdiler. Kendimi tam olarak toparlayamıştım ama psikolojik olarak devam eden çalışmaların içinde bulunmak bana büyük bir güç ve enerji veriyordu. Hatta o kadar enerji veriyordu ki Şubat tatilinde bir Türkiye gezisi fikri ortaya attım.Bu gezi sayesinde daha sonraki yıllarda olimpiyatlara birlikte çalışabileceğimiz yetenekli öğrencileri araştıracaktık.Gittiğimiz illerde sınavlara öğrenci hazırlayan özel dersanelerle görüşecektik.Okulda çok iyi bir çalışma ortamı kurmuştuk ama okulun yetenek havuzu bizim büyük hedeflerimizi kaldırabilecek güçteki beyinlere sahip değildi.Bu ancak dıştan olabilecek takviye ve transferle olabilirdi. İğnelerime bir yandan devam ederken kış ortasında yaptığımız bu seyahat sırasında Diyarbakıra kadar gittik.Yollar genelde açıktı ama bazı illerde kar yağışı ile karşılaştık.Hatta Kayseri K.Maraş arasındaki en yüksek noktada bir tünelden çıkarken bir süre önce düşmüş olan çığa saplandık.Bu çığ biraz daha hızlı gitseydik belki de bizim üzerimize düşecekti. Bütün bir gün boyunca arabayı çığdan kurtarmaya çalıştık.Ve üç saatlik yolu belki de 13 saatte alarak K.Maraş’a ulaştığımızda benim ilk işim gecikmiş olan iğnemi yaptırmaktı.Arabada şöför dahil dört kişiydik.Hava şartları sağlam bir adamı bile hasta edecek kadar olmusuzdu. Fehmi Damkacı adındaki arkadaşımızı K.Maraştan İzmire otobüsle gönderdik.Çünkü dayanacak hali kalmamıştı.K.Maraşta bir gün dinlendikten sonra biz Antep, Urfa, Diyarbakır üzerinden gezimize devam ettik.

Tabi şimdi sorsanız böylesi bir macerayı kesinlikle onaylamam. Ama o zamanlar aklımın başında olmadığı da bir gerçekti.Md Yardımcı Necmi Aydın Bey başka delilikler yapmamam için özellikle yanıma verilmişti.Bu yolculuk sırasında Tübitak’ın kış kampına katılan 7 öğrencimizle de görüştük ve yerlerinde ziyaret ettik. Onların durumu ve başarısı bize büyük moral vermişti. Bu hastalalığa yakalandıktan sonra yaklaşık olarak bir yıl boyunca kesintisiz tedavi oldum. Aradan yıllar geçtikten sonra beni kontrol eden doktorlar bu hastalığın izlerinin tamamen kaybolduğunu belirttiler.

SONRAKİ SAYFA