|
|
|
TALİHSİZ
HASTALIK Öğrencilerimizin ilk defa milli takıma girdikleri senede 8
de7 sonucu elde edilmeden önce , çok çalışmaktan dolayı kendimi halsiz
hissetmeye başlamıştım.İştahım gitmişti. Geceleri yatarken
terliyordum.Aralık ayının başlarında bir
Pazartesi günü kan kustuğumu görünce apar topar hastaneye kaldırıldım.
İzmir Göğüs Hastanesinde 11 gün yattım .Aslında iki ay yatmam
gerekiyordu.Ama aklım fikrim son hızla devam eden çalışmalardaydı.Kendimi
biraz iyi hisseder hissetmez işimin başına dönmek istiyordum.Hastane şartları
çok zordu.Yemekleri yiyemiyordum.Banyo yapmak kolay değildi.Ve en kötüsü
tam teşhis konuluncaya kadar 5 gün geçmesi gerekecekti.Ptesi yatmama rağmen
Cuma günü ilk tedavi edici iğne vuruldu.Ve ilk defa o gün birden bire
kendimi iyi hissetmeye başladım.Arada geçen günlerde ise geceleri yatmak çok
zordu.Hemşireler kan kusmayayım diye bana buz yediriyorlardı. Kendimi daha
iyi hissetmek yerine gittikçe kötü hissediyordum.Öleceğimi düşünmeye başlamıştım.
Tüberküloz olduğumu bildiğim halde çekilen farklı röntgenlerin sonuçlarının
alınması için beklenmesi gerekiyordu. Hastanede yanlızdım.Arada bir kardeşim
yanıma geliyordu. O sırada Ailem K.Maraş’a taşınmıştı. Babama
telefonla durumumu bildirince şok
oldu.Annemin aktardığına göre kendisi çok kötü duruma girmiş ve felç geçirir
gibi bir süre azaları tutulmuştu. Neyse tedavi edici iğneler başladıktan sonra gerçekten
dirilmeye başladım.Bulaşıcılık devresinin geçmesinin ardından hastane baş
hekimine müracaat ederek tedaviye evde devam edeceğimi bildirdim. Bu durumu
bir tür intihar gibi algılyan başhekim buna elinden geldiğince engel olmak
istedi.Ama ben kafaya koymuştum.Aslında niyetim çalışmalarımın başına dönmek
ve odamda istirahat etmekti.Ancak okula gidince beni kötü bir sürpriz
bekliyordu.Yatılı okul olmasından dolayı hastalığın bulaşıcı olması
endişesiyle okulda kalmam yönetim tarafından engelleniyordu.Zorla memleketime
gönderiliyordum.İstemeye istemeye bu karara razı oldum. Ve 16 saatlik sigara
dumanlı otobüs yolculuğuna katlanarak K.Maraş’a doğru yola çıktım.İğnelerimi
iki ay boyunca hiç aksatmadım. Her sabah ve akşam iğne olmak artık hayatımın
bir parçası olmuştu ve tahmin edeceğiniz gibi delik deşik olmuş olan kalçamın
üstüne oturamıyordum.Bir süre sonra iğne olmak için merasimle hastaneye
gitmemek için kardeşime iğne yapmasını öğrettim.Evde iğneleri o yapıyordu.Hatta
bir kaç defa da kendi kendime iğne yaptım.K.Maraşta iyileşeyim diye bana çok
iyi bakıyorlardı.Et yemeklerini, pirzola, yumurta, bal ve süt ile karışık
güçlü bir beslenme programı uygulanıyordu. Yavaş yavaş iştahım yerine
geliyordu. Bu kadar iyi bakılmama rağmen kafam hala İzmirdeydi. Babam benim
tamamen iyileşinceye kadar en az
iki ay daha orada kalmamı istiyordu.Ben ise 20 gün sonra yeterince iyileştim
diyerek ve babamla kavga ederek K.Maraştan ayrıldım. İzmire dönünce bu defa okul yönetimi aksilik çıkarmadı
ve odamda kalmama izin verdiler. Kendimi tam olarak toparlayamıştım ama
psikolojik olarak devam eden çalışmaların içinde bulunmak bana büyük bir
güç ve enerji veriyordu. Hatta o kadar enerji veriyordu ki Şubat tatilinde
bir Türkiye gezisi fikri ortaya attım.Bu gezi sayesinde daha sonraki yıllarda
olimpiyatlara birlikte çalışabileceğimiz yetenekli öğrencileri araştıracaktık.Gittiğimiz
illerde sınavlara öğrenci hazırlayan özel dersanelerle görüşecektik.Okulda
çok iyi bir çalışma ortamı kurmuştuk ama okulun yetenek havuzu bizim büyük
hedeflerimizi kaldırabilecek güçteki beyinlere sahip değildi.Bu ancak dıştan
olabilecek takviye ve transferle olabilirdi. İğnelerime bir yandan devam
ederken kış ortasında yaptığımız bu seyahat sırasında Diyarbakıra
kadar gittik.Yollar genelde açıktı ama bazı illerde kar yağışı ile karşılaştık.Hatta
Kayseri K.Maraş arasındaki en yüksek noktada bir tünelden çıkarken bir süre
önce düşmüş olan çığa saplandık.Bu çığ biraz daha hızlı gitseydik
belki de bizim üzerimize düşecekti. Bütün bir gün boyunca arabayı çığdan
kurtarmaya çalıştık.Ve üç saatlik yolu belki de 13 saatte alarak K.Maraş’a
ulaştığımızda benim ilk işim gecikmiş olan iğnemi yaptırmaktı.Arabada
şöför dahil dört kişiydik.Hava şartları sağlam bir adamı bile hasta
edecek kadar olmusuzdu. Fehmi Damkacı adındaki arkadaşımızı K.Maraştan İzmire
otobüsle gönderdik.Çünkü dayanacak hali kalmamıştı.K.Maraşta bir gün
dinlendikten sonra biz Antep, Urfa, Diyarbakır üzerinden gezimize devam ettik. Tabi şimdi sorsanız böylesi bir macerayı kesinlikle onaylamam. Ama o zamanlar aklımın başında olmadığı da bir gerçekti.Md Yardımcı Necmi Aydın Bey başka delilikler yapmamam için özellikle yanıma verilmişti.Bu yolculuk sırasında Tübitak’ın kış kampına katılan 7 öğrencimizle de görüştük ve yerlerinde ziyaret ettik. Onların durumu ve başarısı bize büyük moral vermişti. Bu hastalalığa yakalandıktan sonra yaklaşık olarak bir yıl boyunca kesintisiz tedavi oldum. Aradan yıllar geçtikten sonra beni kontrol eden doktorlar bu hastalığın izlerinin tamamen kaybolduğunu belirttiler. |