|
|
|
OLİMPİYATLARDA
YETENEK FAKTÖRÜ Kış kampına katıldıkları sırada Tübitak’tan gelen
profesörler Salih Ademi yakından tanıma fırsatı buldular.Bu küçük bücürün
bir şans eseri bu başarıları elde etmediğini ve gerçekten de bunu hakettiğini
keşfettiler. Salih daha milli takıma girmeden önce Prof Dr.Ordal Demokan okul
yetkililerini arayarak Salih gibi bir öğrencinin Türkiyeye 50 senede ancak
bir defa gelebileceğini belirterek hayranlığını ifade etmişti. Bence her
sene en az 400 kadar Salih Adem gibi rahatlıkla
Dünya Birincisi olabilecek potansiyelde öğrenci Türkiye’ye gelmekte fakat
bu öğrencilerin çoğunun ellerinden tutulmadığı için bu öğrencilerin
yetenekleri geliştirilememektedir. Salih anadolu liseleri sınavlarında ilk 60
a giren bir öğrenci olarak şans eseri okulumuza gelmişti ve zaten daha
sonraki yıllarda da bu kadar başarılı bir öğrenci uzun yıllar bir daha
gelmeyecekti .Genelde bu tür başarılı öğrencilerin özel yabancı okullara
ve bazı seçkin anadolu liselerine gittiklerini biliyoruz. Sanırım Salih ayarında
sadece 10 kadar öğrenci ekibimizde yer alsaydı
Fizikte elde edeceğimiz başarıların şekli ve Türkiyede
olimpiyatlarla elde edilebilecek başarılara olan yaklaşım çok daha farklı
olurdu. Genelde Anadolu liseleri sınavlarında ilk 1000 e bile
girememiş öğrencilerle çalışıyorduk. Kübaya giden
ekipte yer alan öğrenciler ilk 10 bin civarında derecelere
sahiplerdi.Tabi ki yetenek faktörünü belirlemek için Anadolu liseleri Fen
Liseleri yada ÖSS dereceleri tam
olarak yeterli araçlar değil ama yine de ülkemizde kullanabileceğimiz önemli
araçlardan kabul edilebilir diye düşünüyorum. Sonuçta biz ortanın üstü
ayarındaki yetenekleri alıp çok daha iyi bir duruma getiriyor ve Türkiye’nin
gerçek süperleriyle yarıştırıyorduk. Çoğu okulun henüz yeterince bilinçlenmediği
bir dönemde bu yarışta başarılı olma şansımız vardı ama yıllar sonra
yetenek havuzları olarak sayılabilecek okullarda olimpiyatlara karşı ilgi
oluşunca işimiz gittikçe zorlaşacaktı.
Salih benzeri yetenekler Anadolu Lisesi sınavlarında ortaya
çıkıyordu. Ve o kadar başarılı öğrenciler çıkarmamıza rağmen Anadolu
liseleri sınavlarında başarılı olan öğrencilerin
okula karşı talebinin oluşması konusunda yeterince başarılı olamamıştık.
Salih Ademden dört yıl sonra
Kimya da Dünya birincisi olan ve
yine Salih Adem gibi 4 yıl üstüste milli takımlara giren Salih Özçubukçu
adlı öğrencimiz de Anadolu liseleri sınavlarında Tükiye 400 ncüsü ve G
Antep ikincisi idi.Bu öğrenci de yine Salih Adem gibi orta 1‘nci sınıfta
yaptığımız bir ara transfer idi. 99 yılında Matematikte Dünya Birincisi
olan Bumin Yenmez adlı öğrencimizin de Salihe benzer bir anadolu derecesi
olduğunu hatırlıyorum. Fizikte Salih Ademin dışında en başarılı öğrencilerimize
baktığımızda “ki bunlar Fatih Memiş (95 Dünya İkincisi) ,Yasin
Ekinci( 1994 Mansiyon), Ayhan Düzgün
(1999 Dünya İkincisi) adlı öğrencilerdir” bu öğrencilerin
anadolu liseleri sınavlarında ilk 500 ile 2000 arasında dereceleri
olduğunu görüyoruz. Burada Yasinin aldığı mansiyonu Dünya üçüncülüğüne
eşdeğer tutmam sadece o yıla özgü bir değerlendirme aksaklığından
kaynaklanan bir durum. Daha sonraki sayfalarda bunun nedenlerini oldukça ayrıntılı
bir şekilde açıklayacağım. Aslında dünya birincileri olan yukarıdaki
üç öğrenci ile fizikte Salihten sonraki en iyi dereceleri alan üç öğrencide
oldukça enteresan ortak bir özellik var.Bu öğrencilerin tamamı olimpiyat çalışmaya
ortaokulda başladılar. Erken yaşlarda olimpiyatlara başlamanın sonuçlar açısından
bu kadar büyük bir önemi olmasına rağmen yetkili otoritelerin ve
okulların bu konuda yeterince bilinçli olmadıklarını izliyoruz.Ama biz bu
gerçeğin farkına varsak da varmasak da olimpiyatlarda başarılı olan bütün
ülkelerde benzer uygulamaların olduğunu görülmekte. Yani çok ciddi başarıları
ülke olarak istiyorsak gençlerin yeteneklerini çok daha erken yaşlarda keşfedip
uygun motivasyon ortamları sağlayarak yönlendirme ve yetiştirme programlarına
başlamak gerekiyor |