Olimpiyatlarda yetenek

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

 

OLİMPİYATLARDA YETENEK FAKTÖRÜ

Kış kampına katıldıkları sırada Tübitak’tan gelen profesörler Salih Ademi yakından tanıma fırsatı buldular.Bu küçük bücürün bir şans eseri bu başarıları elde etmediğini ve gerçekten de bunu hakettiğini keşfettiler. Salih daha milli takıma girmeden önce Prof Dr.Ordal Demokan okul yetkililerini arayarak Salih gibi bir öğrencinin Türkiyeye 50 senede ancak bir defa gelebileceğini belirterek hayranlığını ifade etmişti. Bence her sene en az 400 kadar Salih Adem gibi  rahatlıkla Dünya Birincisi olabilecek potansiyelde öğrenci Türkiye’ye gelmekte fakat bu öğrencilerin çoğunun ellerinden tutulmadığı için bu öğrencilerin yetenekleri geliştirilememektedir. Salih anadolu liseleri sınavlarında ilk 60 a giren bir öğrenci olarak şans eseri okulumuza gelmişti ve zaten daha sonraki yıllarda da bu kadar başarılı bir öğrenci uzun yıllar bir daha gelmeyecekti .Genelde bu tür başarılı öğrencilerin özel yabancı okullara ve bazı seçkin anadolu liselerine gittiklerini biliyoruz. Sanırım Salih ayarında sadece 10 kadar öğrenci ekibimizde yer alsaydı  Fizikte elde edeceğimiz başarıların şekli ve Türkiyede olimpiyatlarla elde edilebilecek başarılara olan yaklaşım çok daha farklı olurdu.

Genelde Anadolu liseleri sınavlarında ilk 1000 e bile girememiş öğrencilerle çalışıyorduk. Kübaya giden  ekipte yer alan öğrenciler ilk 10 bin civarında derecelere sahiplerdi.Tabi ki yetenek faktörünü belirlemek için Anadolu liseleri Fen Liseleri yada ÖSS dereceleri  tam olarak yeterli araçlar değil ama yine de ülkemizde kullanabileceğimiz önemli araçlardan kabul edilebilir diye düşünüyorum. Sonuçta biz ortanın üstü ayarındaki yetenekleri alıp çok daha iyi bir duruma getiriyor ve Türkiye’nin gerçek süperleriyle yarıştırıyorduk. Çoğu okulun henüz yeterince bilinçlenmediği bir dönemde bu yarışta başarılı olma şansımız vardı ama yıllar sonra yetenek havuzları olarak sayılabilecek okullarda olimpiyatlara karşı ilgi oluşunca işimiz gittikçe zorlaşacaktı.   Elde ettiğimiz başarılar okula daha başarılı öğrencilerin gelmesine belli ölçüde katkıda bulunmaya başlayacaktı ama bunu gerçekleşmesi için madalyaların üst üste gelmesi sonucu okulun popüler hale gelmesini yani 95-96 lı yılları beklemek gerekecekti. Yine de gelen yetenekli öğrenciler Fen liseleri sınavlarında derece yapanlardandı.Fen liseleri sınavları ise Anadolu Liseleri sınavlarında bir şekilde yeterli başarı gösterememiş öğrenciler için yeteneklerini gösterme fırsatının doğduğu bir sınavdı.Okuldan ayrıldığım sene Fen liseleri sınavında Türkiye ilk 10 da 4 öğrenci okula gelmişti.Ve bu öğrenciler diğer dallar yerine fizikte çalışmak istiyorlardı. Okul yönetimi bu yeteneklerin diğer branşlara eşit olarak dağılmasını istemesi bu öğrencileri oldukça kızdırmış ve hatta bazıları isyan noktasına getirmişti.Sonunda öğrencilerin isteğine boyun eğerek  Fizikte çalışmalarına imkan sağlandı.Ancak sonuca gitmeye fırsat kalmadan okuldan ayrılmam gerekecekti.

Salih benzeri yetenekler Anadolu Lisesi sınavlarında ortaya çıkıyordu. Ve o kadar başarılı öğrenciler çıkarmamıza rağmen Anadolu liseleri sınavlarında başarılı olan öğrencilerin  okula karşı talebinin oluşması konusunda yeterince başarılı olamamıştık. Salih Ademden  dört yıl sonra Kimya da Dünya birincisi olan  ve yine Salih Adem gibi 4 yıl üstüste milli takımlara giren Salih Özçubukçu adlı öğrencimiz de Anadolu liseleri sınavlarında Tükiye 400 ncüsü ve G Antep ikincisi  idi.Bu öğrenci de yine Salih Adem gibi orta 1‘nci sınıfta yaptığımız bir ara transfer idi. 99 yılında Matematikte Dünya Birincisi olan Bumin Yenmez adlı öğrencimizin de Salihe benzer bir anadolu derecesi olduğunu hatırlıyorum. Fizikte Salih Ademin dışında en başarılı öğrencilerimize  baktığımızda “ki bunlar Fatih Memiş (95 Dünya İkincisi) ,Yasin Ekinci( 1994 Mansiyon),  Ayhan Düzgün (1999 Dünya İkincisi) adlı öğrencilerdir” bu öğrencilerin  anadolu liseleri sınavlarında ilk 500 ile 2000 arasında dereceleri olduğunu görüyoruz. Burada Yasinin aldığı mansiyonu Dünya üçüncülüğüne eşdeğer tutmam sadece o yıla özgü bir değerlendirme aksaklığından kaynaklanan bir durum. Daha sonraki sayfalarda bunun nedenlerini oldukça ayrıntılı bir şekilde açıklayacağım. Aslında dünya birincileri olan yukarıdaki üç öğrenci ile fizikte Salihten sonraki en iyi dereceleri alan üç öğrencide oldukça enteresan ortak bir özellik var.Bu öğrencilerin tamamı olimpiyat çalışmaya ortaokulda başladılar.

Erken yaşlarda olimpiyatlara başlamanın sonuçlar açısından  bu kadar büyük bir önemi olmasına rağmen yetkili otoritelerin ve okulların bu konuda yeterince bilinçli olmadıklarını izliyoruz.Ama biz bu gerçeğin farkına varsak da varmasak da olimpiyatlarda başarılı olan bütün ülkelerde benzer uygulamaların olduğunu görülmekte. Yani çok ciddi başarıları ülke olarak istiyorsak gençlerin yeteneklerini çok daha erken yaşlarda keşfedip uygun motivasyon ortamları sağlayarak yönlendirme ve yetiştirme programlarına başlamak gerekiyor .Salih ayarındaki çocuklar ekibimize katıldıklarında kesinlikle Dünya Birincilik kürsüsüne çıkabiliyorlardı. Salih gibi ilk 400 değil de sonraki 2000’e girmiş öğrenciler ile Dünya ikinciliği veya üçüncülüğü derecelerini alabiliyorduk. Olimpiyatlar konusunda daha az duyarlı okullara giden yetenekli öğrenciler ise olimpiyatlara ya hiç katılmıyorlar yada katılsalar bile iyi dereceler almakta zorlanıyorlardı.Olimpiyat başarılarında yetenek faktörü gerçekten önemli bir etken. İşin iç yüzünü bilmeyen bir çok insan bizim elde ettiğimiz başarıları çok yetenekli öğrencileri bularak gerçekleştirdiğimizi zannediyordu. Yukarıda belirtiğim gibi bu kısmen doğru olsa da tamamen doğru değildi. Bizim yaptığımız , deha düzeyinde olmasa bile çalışkan ve üstün yetenekli olanlara destek olmaktı.Ama Salih Adem örneğinde olduğu gibi okula nadiren süper yetenekler geldiğinde elde ettiğimiz başarılar inanılmaz oluyordu

SONRAKİ SAYFA