İzmirde son yılım

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

 

İZMİRDE SON YILIM

96 yılı için son eleme sınavında aday kadroda üç öğrencimiz vardı ve bunlardan en azından Timuçinin takıma girmesini bekliyordum.Ama olmadı. Bölgesel yarışmada Bünyamin birinci ve Behzat ise ikinci olmuştu. 97 yılı için  ilk eleme sınavında başarılı olan  öğrenci sayımız yine 7 olmuştu.Bu öğrencilerden 4 ü ulusal madalya aldılar (Rağıp Pala ile Bünyamin İnan gümüş  Behzat Başağalar ile Emre Civan bronz ) Orta birinci sınıfta çalışmaya başladığımız ve Ordu Anadolu lisesinden transfer ettiğimiz Ayhan Düzgün 96 yılında henüz orta 3ncü sınıftaydı. Ben okuldan ayrıldıktan sonra bu öğrencim 97, 98 ve 99 senelerinde milli takımlara girerek Kanada ve İzlanda’da mansiyon ve İtalya’da ise dünya ikinciliği kazandı. İzmirde 8 yılımı doldurmuştum.50 civarında başarılı öğrenci ile çalışmış milli takımlara 16 öğrenci vermiştim. Çalıştığım yıllar içinde Türkiye’nin Fizikte kazandığı 19 madalyadan 10’una imza atmıştım. Ama bir yandan da kendimi keşfediyordum ve ilgi alanlarım değişmeye başlamıştı.Sadece kendi dalımda başarıların gelmesi beni tatmin etmiyordu.Eğitim sistemi kafamı kurcalamaya başlamıştı.Ortaya çıkan yeni teknolojilerden uzak kalmak istemiyordum.Bu tür arayışlar zamanımın bir kısmını almaya başlayınca okul yönetimi başarıların kesileceğinden ve verimimden  endişe duymaya başladı.

5 sene arka arkaya milli takıma öğrenci vermiş iken 96 da birden bizden hiç kimse takıma girememişti.Aslında 96 da en azından Timuçin Erpolat ın milli takıma girmesine kesin gözü ile bakıyordum.Çünkü bir önceki aday kadro sınavında bu öğrenci Türkiye birincisiydi. Timuçin Fen Liseleri sınavında 31’nci olan son derece yetenekli bir öğrenciydi. Aday kadroya giren diğer iki öğrenci Ahmet ile Bünyamin de Timuçin gibi Fen lisesi kökenliydi. O yıllarda Fen Liseli öğrenciler ile ilgili yaşadığımız  sorun genelde bu öğrencilerin daha fazla ÖYS kaygısı taşıyor olmaları ve olimpiyatlara daha az zaman ayırıyor olmalarıydı. Ne de olsa bu öğrenciler daha önce Fen Lisesi gibi yakın bir sınavda başarılı olduktan sonra tempolarını kaybetmeden başarılarını ÖYS de de göstermek istiyorlardı.Bu onların en doğal haklarıydı. Ama bizim çalışmalar için önemli bir engel oluşturuyordu. Aslına bakarsanız çalıştırdığım bu 43  öğrencinin 25 i okulun Fen Lisesi kısmında 18’i ise anadolu lisesinda okuyorlardı. 91-99 yılları arasında kazanılan 13 dereceden 10’u ( 3 altın , 2 gümüş ,2 bronz, 3 mansiyon ) anadolu lisesinden ortaokuldan itibaren çalıştığımız öğrencilerden,  3 ü ise ( 1 bronz , 2 mansiyon) Fen Lisesi öğrencilerinden kaynaklanmıştı. Yani diğer okullara karşı asıl üstünlüğümüz ortaokuldan ve çekirdekten aldığımız öğrencilerde görülüyordu. Sanırım bu önemli gerçeği hisseden diğer branşlardaki arkadaşlar ortaokul öğrencilerine daha çok ağırlık verdiler.Mesela Kimyacı Cengiz Beyin evinin Bozyaka’da olması onun ortaokul öğrencileriyle çalışmalarını  yoğunlaştırmasını ve başta 97 yılında Kimya’da ilk altını alan Salih Özçubukçu olmak üzere bir çok öğrenciyi yetiştirmesini meyve verecekti. Matematik te de Hüseyin Hurmalı beyin ortaokullara ağırlık vermesinin en somut meyvesi 99 da Türkiyenin tarihindeki ilk Matematik Dünya Şampiyonluğu kazanan Bumin Yenmez ile gerçekleşiyordu.

96 yılına girerken anadolu liselerinden ekipte kimse yer almıyordu.Aday kadroya seçilen 3 öğrencinin üçü de Fen Liseliydi. Okulun büyümesiyle birlikte sanırım 94 yılında ortaokul öğrencileri İzmir Karşıyaka’dan Bozyaka binasına alınmışlardı. Fiziksel uzaklık benim ortaokul öğrencileriyle sıkça bir araya gelmemi engelliyordu. Daha önceki yıllarda ortaokul öğrencileri Karşıyaka’da kaldıklarından bu tür sorunlar olmuyordu. Uzak mesafede ulaşımı sağlayabilecek bir ulaşım aracı ise ayarlanmamıştı. Kendi imkanlarımla Bozyaka’ya gitmek ise neredeyse 3-4 saatimi alıyordu , bu nedenle sık sık Bozyaka’ya gitmek güçleşmişti. Ortaokul öğrencileriyle hergün değil de ancak haftada bir bir araya gelmeye başlamıştık. 92 yılında okul mütevellisi tarafından bana hediye edilen bir araç ta o sıralar yönetimin altında bir araç olmaması nedeniyle idarecilerin hizmetine verilmişti.Benzer bir olay da yine mütevelli tarafından bana  laboratuar kurmam için sağlanan bir kaynakta gerçekleşmişti.  Bu yüklü kaynağı saklasınlar diye verdiğim yöneticiler paraları zaten gecikmeli olarak ödenmeye çalışılan öğretmen maaşlarında kullanmışlardı. Okulda burslu okuyan öğrencilerin sayısı %20 leri buluyordu.Bu da ekonomik sorunlara yol açıyordu ve bazen basit bir ulaşım sorunu bile çözülemiyordu

Ulaşım konusunda oluşan organizasyon eksikliğinin 96 yılında büyük bir fatura olarak karşımıza çıkacağını yönetim görememişti. Daha önceki yıllarda ulaşım aracı talebim sınırlı kaynaklar olduğu gerekçesiyle reddedilmişti. Ortaokul öğrencileriyle çalışmanın bu kadar kritik olduğunu farkedememiştik. Okuldan ben ayrıldıktan sonra milli takıma giren tek öğrenci yine ortaokul birinci sınıfta Ordu Anadolu Lisesinden transfer ettiğimiz Ayhan Düzgün olmuştu.  Grafik-1 ve Tablo 3 te görüleceği üzere aslında takıma bizden öğrenci alınmayan 1996 senesinde Türkiye 1991 öncesi döneme düşmüş ilk 10 lardan 29’nculuğa gerilemişti. Yapılan bazı yorumlardan yönetimin çalışmalarımı aksattığım izlenimine kapıldıklarını algılamaya başlamıştım.Doğal olarak bu tür değerlendirmeler beni rahatsız etti ve kış ortasında istifa ederek ayrıldım.Aslında fizik olimpiyatları açısından doğal patlama dönemi bitmiş ve daha mütevazi sonuçların elde edilebileceği bir döneme doğru giriyorduk. Bundan 8 yıl önce yepyeni bir çığıra neden olacak bir uğraş içine girdiğimde ilk zamanlar okulda bu çalışmalar anlamsız bulunmuştu.8 yıl sonra da benzer bir durumla karşılaşıyordum. Özgür davranma güdülerim daha belirgin hale gelmiş ve duyarlılığım artmıştı. İstanbul gibi büyük bir şehre yerleşip yeni bir yol çizmek yeni fırsatlar aramak daha akıllıca gibi görünüyordu.16 öğrenciyi yurt dışına gönderdiğim halde bir defa olsun yurt dışına çıkabilecek ekonomik desteği bulamamıştım. Bu kadar başarılı çalışmalara rağmen ev,araba, bilgisayar, mevki yada daha iyi bir gelir gibi hiç bir ekonomik katma değere sahip değildim.Daha farklı ortamlarda değerimin daha iyi olabileceğini düşünmeye başlamıştım.

Aslında kendi kurduğum sistemi ve altın yumurtlayan tavuku bırakmak oldukça zordu ama gelişen şartlar farklı bir yöne sevkediyordu beni. İstanbula yerleştikten sonra önce bir süre ders kitabı yazarlığı ile uğraştım.İzmirden aldığım tazminatla hayatımda ilk defa bir bilgisayara sahip olabilecek ekonomik güce ulaşmıştım Bunu hemen değerlendirerek internete bağlanabilen bir PC aldım.Kısa sürede kendi web sayfalarımı hazırlar ve Toolbook gibi yazılımları kullanır duruma geldim. Bilgisayar aldıktan yaklaşık 6 ay sonra kendi şirketimi kurabilecek cesareti toplamıştım. Bir yatırımcının desteği ile Genç Multimedyayı kurdum.18 ay süren Genç Multimedya döneminde bir çok özel okula yurt dışından eğitim yazılımları sağladım.İki özel okulun (Uğur Koleji ve Nema Eğitim Kurumları) teknoloji danışmanlığını üstlendim.99 tekstil krizinde şirketimiz kapanınca Enka okullarına IT and Science Resource Person olarak girdim. Enka okulları benim eğitime bakış açımı önemli ölçüde değiştirdi ve büyük bir ilerleme sağlamama yol açtı.Daha sonra bir süre Kültür Okulları Genel Müdürlüğünde yönetim danışmanı olarak Arge Müdürlüğü yaptım.Son olarak Doğan Medya Grubunun okulum.com projesinin eğitim müdürlüğü görevine 1300 aday arasından seçildim. Eğer son kriz engel olmasaydı okulum.com benim rüyalarımı süsleyen bir proje olarak bütün Türkiyeye çok önemli katkılar sağlayan heyecan verici bir proje olacaktı.Şu anda Tangram Yönetim Danışmanlık ile birlikte özel okullara yönelik projeler geliştiriyorum.Bunun yanında öğrenciler, aileler, okullar ve şirketlere  yönelik eğitim ve yönetim danışmanlığına devam ediyorum.İzmirden ayrıldıktan sonra yaşadıklarımı daha detaylı olarak ilerde ayrı bir kitap halinde ele alacağım.

SONRAKİ SAYFA