|
|
|
İZMİRDE
SON YILIM 96 yılı için son eleme sınavında aday kadroda üç öğrencimiz
vardı ve bunlardan en azından Timuçinin takıma girmesini bekliyordum.Ama
olmadı. Bölgesel yarışmada Bünyamin birinci ve Behzat ise ikinci olmuştu.
97 yılı için ilk eleme sınavında
başarılı olan öğrenci sayımız
yine 7 olmuştu.Bu öğrencilerden 4 ü ulusal madalya aldılar (Rağıp Pala
ile Bünyamin İnan gümüş Behzat
Başağalar ile Emre Civan bronz ) Orta birinci sınıfta çalışmaya başladığımız
ve Ordu Anadolu lisesinden transfer ettiğimiz Ayhan Düzgün 96 yılında henüz
orta 3ncü sınıftaydı. Ben okuldan ayrıldıktan sonra bu öğrencim 97, 98
ve 99 senelerinde milli takımlara girerek Kanada ve İzlanda’da mansiyon ve
İtalya’da ise dünya ikinciliği kazandı. 5 sene arka arkaya milli takıma öğrenci vermiş iken 96 da
birden bizden hiç kimse takıma girememişti.Aslında 96 da en azından Timuçin
Erpolat ın milli takıma girmesine kesin gözü ile bakıyordum.Çünkü bir önceki
aday kadro sınavında bu öğrenci Türkiye birincisiydi. Timuçin Fen Liseleri
sınavında 31’nci olan son derece yetenekli bir öğrenciydi. Aday kadroya
giren diğer iki öğrenci Ahmet ile Bünyamin de Timuçin gibi Fen lisesi kökenliydi.
O yıllarda Fen Liseli öğrenciler ile ilgili yaşadığımız
sorun genelde bu öğrencilerin daha fazla ÖYS kaygısı taşıyor
olmaları ve olimpiyatlara daha az zaman ayırıyor olmalarıydı. Ne de olsa bu
öğrenciler daha önce Fen Lisesi gibi yakın bir sınavda başarılı olduktan
sonra tempolarını kaybetmeden başarılarını ÖYS de de göstermek
istiyorlardı.Bu onların en doğal haklarıydı. Ama bizim çalışmalar için
önemli bir engel oluşturuyordu. Aslına bakarsanız çalıştırdığım bu 43
öğrencinin 25 i okulun Fen Lisesi kısmında 18’i ise anadolu
lisesinda okuyorlardı. 91-99 yılları arasında kazanılan 13 dereceden 10’u
( 3 altın , 2 gümüş ,2 bronz, 3 mansiyon ) anadolu lisesinden ortaokuldan
itibaren çalıştığımız öğrencilerden,
3 ü ise ( 1 bronz , 2 mansiyon) Fen Lisesi öğrencilerinden kaynaklanmıştı.
Yani diğer okullara karşı asıl üstünlüğümüz ortaokuldan ve çekirdekten
aldığımız öğrencilerde görülüyordu. Sanırım bu önemli gerçeği
hisseden diğer branşlardaki arkadaşlar ortaokul öğrencilerine daha çok ağırlık
verdiler.Mesela Kimyacı Cengiz Beyin evinin Bozyaka’da olması onun ortaokul
öğrencileriyle çalışmalarını yoğunlaştırmasını
ve başta 97 yılında Kimya’da ilk altını alan Salih Özçubukçu olmak üzere
bir çok öğrenciyi yetiştirmesini meyve verecekti. Matematik te de Hüseyin
Hurmalı beyin ortaokullara ağırlık vermesinin en somut meyvesi 99 da Türkiyenin
tarihindeki ilk Matematik Dünya Şampiyonluğu kazanan Bumin Yenmez ile gerçekleşiyordu. 96 yılına girerken anadolu liselerinden ekipte kimse yer
almıyordu.Aday kadroya seçilen 3 öğrencinin üçü de Fen Liseliydi. Okulun
büyümesiyle birlikte sanırım 94 yılında ortaokul öğrencileri İzmir Karşıyaka’dan
Bozyaka binasına alınmışlardı. Fiziksel uzaklık benim ortaokul öğrencileriyle
sıkça bir araya gelmemi engelliyordu. Daha önceki yıllarda ortaokul öğrencileri
Karşıyaka’da kaldıklarından bu tür sorunlar olmuyordu. Uzak mesafede ulaşımı
sağlayabilecek bir ulaşım aracı ise ayarlanmamıştı. Kendi imkanlarımla
Bozyaka’ya gitmek ise neredeyse 3-4 saatimi alıyordu , bu nedenle sık sık
Bozyaka’ya gitmek güçleşmişti. Ortaokul öğrencileriyle hergün değil de
ancak haftada bir bir araya gelmeye başlamıştık. 92 yılında okul mütevellisi
tarafından bana hediye edilen bir araç ta o sıralar yönetimin altında bir
araç olmaması nedeniyle idarecilerin hizmetine verilmişti.Benzer bir olay da
yine mütevelli tarafından bana laboratuar
kurmam için sağlanan bir kaynakta gerçekleşmişti.
Bu yüklü kaynağı saklasınlar diye verdiğim yöneticiler paraları
zaten gecikmeli olarak ödenmeye çalışılan öğretmen maaşlarında kullanmışlardı.
Okulda burslu okuyan öğrencilerin sayısı %20 leri buluyordu.Bu da ekonomik
sorunlara yol açıyordu ve bazen basit bir ulaşım sorunu bile çözülemiyordu Ulaşım konusunda oluşan organizasyon eksikliğinin 96 yılında
büyük bir fatura olarak karşımıza çıkacağını yönetim görememişti.
Daha önceki yıllarda ulaşım aracı talebim sınırlı kaynaklar olduğu
gerekçesiyle reddedilmişti. Ortaokul öğrencileriyle çalışmanın bu kadar
kritik olduğunu farkedememiştik. Okuldan ben ayrıldıktan sonra milli takıma
giren tek öğrenci yine ortaokul birinci sınıfta Ordu Anadolu Lisesinden
transfer ettiğimiz Ayhan Düzgün olmuştu.
Aslında kendi kurduğum sistemi ve altın yumurtlayan tavuku
bırakmak oldukça zordu ama gelişen şartlar farklı bir yöne sevkediyordu
beni. İstanbula yerleştikten sonra önce bir süre ders kitabı yazarlığı
ile uğraştım.İzmirden aldığım tazminatla hayatımda ilk defa bir
bilgisayara sahip olabilecek ekonomik güce ulaşmıştım Bunu hemen değerlendirerek
internete bağlanabilen bir PC aldım.Kısa sürede kendi web sayfalarımı hazırlar
ve Toolbook gibi yazılımları kullanır duruma geldim. Bilgisayar aldıktan
yaklaşık 6 ay sonra kendi şirketimi kurabilecek cesareti toplamıştım. Bir
yatırımcının desteği ile Genç Multimedyayı kurdum.18 ay süren Genç
Multimedya döneminde bir çok özel okula yurt dışından eğitim yazılımları
sağladım.İki özel okulun (Uğur Koleji ve Nema Eğitim Kurumları) teknoloji
danışmanlığını üstlendim.99 tekstil krizinde şirketimiz kapanınca Enka
okullarına IT and Science Resource Person olarak girdim.
|