Katma değerler

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

 

OLİMPİYAT ÇALIŞMALARININ OLUŞTURDUĞU KATMA DEĞERLER

Dönüp geriye baktığımda 8,5 yıl süren olimpiyat çalışmalarının ülkemize ve insanlığa nasıl katma değerlerde bulunduğunu düşündüm. Bu çalışmalar başta özel okullar olmak üzere bütün okulların olimpiyatlara karşı daha bilinçli olmaları konusunda öncülük görevi üstlendiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.Hatta ilk altın madalyanın ekibimizden çıkması önemli bir psikolojik engeli yıkma adına önemli bir güç kaynağı olmuştur. İkinci olarak daha önceki yıllarda sadece lise 3 öğrencilerinin katıldığı bu yarışmalara orta 3 gibi yaşlardan itibaren öğrencilerin katılabileceği ve başarılı olabileceği gerçeğini göstermiş olduk Bu da Tübitak’ın yarışma kurallarının işlevsel yapısına girecek kadar derin etkiler oluşturdu ve önemli bir katkı sağladı.Bunun canlı öğrneği Fizikte sadece Salih değildi.Sinan Arslan da hem lise 2 hem de Lise 3 te takımlara girebilmişti.Ayhan Düzgün de Lise 1,2 ve 3 te takımlara arka arkaya girerek model oldu.Benzer örnek Kimyada Salih Özçubukçu ve Matematikte Bumin Yenmez le yaşandı.Belki burada saymadığım bir kaç örnek daha olabilir.

Öğrencileri erken yaşta olimpiyatlara yönlendirme sadece Türkiyede keşfettiğimiz bir yol değildi.Salih ademin 92 de ilk defa dünya üçüncüsü olmasınının hemen ardından 93 te Avustralyalı bir öğrenci 11 yaşında dünya üçüncüsü olarak bir daha kolay kolay kırılmayacak bir rekora imza atmıştı.Matematikte de 11 yaşında derece almış bir ABD’li çocuk vardı. Tübitak’ın temel hedeflerinden birinin gençleri bilime yönlendirmek olduğu düşünülürse çalışmalarımızla gösterdiğimiz performans sayesinde bir çok öğrencinin bilime daha çok ilgi duymasına katkıda bulunduğumuz da söylenebilir.Tabi bu arada gazete ve televizyonlarda başarı haberlerini okuyan ve dinleyen halkın bilinçlenmesine de bir tür katkı sağlamış olabiliriz.

Tabi ki en önemli katkı bence kendime olmuştu.Daha baştan eğitim mesleğini seçerken insanlığa faydalı olabilecek bir işim olsun istemiştim.Dünya şampiyonları yetiştirmek sınırlı da olsa topluma ve insanlığa önemli bir katkıydı ama artık her dalda şampiyonların yetişebileceği eğitim sistemleri kurma ve mevcut eğitim sistemlerinin aksayan yönlerini düzeltmeye , iyileştirmeye yönelik projelere katılma  daha çok ilgimi çekmekte. Yetenekli olan öğrencileri şampiyon yapmak kadar sorunlu gibi duran öğrencilerle ilgilenmek hoşuma gidiyor.Yine sorunlu olan eğitim sistemlerine ve okullara çözümler üretmek ilgimi çekiyor.Bunu başarmak için ise eğitimin temeline inmek ve bu bilimi yeniden anlamak gerekiyor. Bu amaçla sürekli okumak, gelişmeleri takip etmek bunları yorumlamak, değerlendirmek ve yeni ürün ve hizmetler geliştirmek gerekiyor. Hatta şu sıralarda mevcut eğitim sistemine alternatif bir model üzerinde çalışmalarımı www.yalcineli.com/by1.htm  adresinde bulabilirsiniz.

Önümüzdeki çağın bir bilgi çağından daha çok bir öğrenme ve eğitim çağı olacağını düşünüyorum. Türkiye'nin güçlü bir ülke olabilmesi için çözmesi gereken ilk sorunun eğitim sorunu olduğunu düşünüyorum.Eğer bu ülkede beynini iyi kullanan öğrenmeyi keşfeden insanlar yetiştirebilirsek bir süre sonra doğru ve nitelikli düşünmeyi keşfeden bu insanların inanılmaz çözümler üretebileceklerini tahmin ediyorum. Bu konuda dikkat çekmek istediğim ülke Kore olabilir. ABD 2025 yılı için eğitim sorununu çarpıcı bir şekilde çözmüş olan Kore’den çekiniyor.İkinci dünya savaşından sonra tamamen yıkılmış iki ülke olan Almanya ile Japonya’nın kendilerini kısa sürede toparlamalarının arkasında yatan gerçek de yine bu iki ülkenin eğitime verdikleri inanılmaz önem olduğunu düşünüyorum.Oldukça zor günler geçirdiğimiz 2001’li yıllarda Türkiye için sihirli değneğin yine eğitimde olduğunu söylüyorum.

SONRAKİ SAYFA