Üniversite

Okulöncesi İlkokul Ortaöğretim Üniversite İzmir İstanbul Ankara

Home
Up

 

Üniversite dönemi

Boğaziçi Üniversitesinin Eğitim Fakültesi Fen Eğitim Bölümü 82 de yeni açılmıştı.İlk sene girenlerden 87 de mezun olan olmadı. Biz ikinci girenler toplam 70 kişi idik ve 88 de 2 arkadaş mezun olabildik. Ben zamanında , diğer arkadaş Semih Abacı ise bütünleme ile mezun olduk.Bizden sonraki dönemlerde de bölümümüzden mezunlar oldukça az çıktı. İnsanlar ya okulu bırakıyorlar ya atılıyorlar yada uzattıkça uzatıyorlardı. Bunun nedeni ise Boğaziçinin diğer yüksek puanlı ve özellikle mühendislik fakülteleri öğrencileri ile aynı kulvarda yarışmak zorunda bırakılmamız idi. Çan eğrisi denen sistem sayesinde altta kalan eziliyordu.İşin daha da garibi aynı anda çift üniversite bitirme ve yurtdışına gitmeyi düşünen bütün okulun "Genius" ları ya fizikte ya da matematik te bizlerle birlikte derslere girerlerdi. Tabi olan da bize olurdu.O nedenle bir yıl hazırlık okuduktan sonra 4 yılda uzatmadan okulu bitirebilmem benim için mucize gibiydi.İşin kötü tarafı ilk iki yılda ben de iki defa atılma tehlikesi ile burun buruna gelmiştim.Bir dersten iki defa üst üste kalırsanız okuldan atılıyordunuz.Ben de oldum olası kimyayı sevmem.(Lise temelim çok kötüydü) Kimyadan son kurtarma sınavında kıl payı 50 alıp paçayı kurtarmıştım.İkinci atılma tehlikesi ise ortalamadan dolayı idi.

İlk yıllarda özellikle fizik derslerinde son derece kötü idim.Genelde bir dersi iki defada geçebiliyordum.Üçüncü sınıfın ikinci yarısına geldiğimde biraz aklım başıma gelmeye başladı ve bir üniversitede okuyup diploma almam gerektiğine inanmaya başladım ! Ama iş işten geçmişti. Normal şartlarda okul altı yıla uzamıştı.Ortaokulda iken Türkiyede ilk 30 a girecek bir başarı gösterip üniversite yıllarında bu kadar başarısız bir eğitim göstermek hiç şüphesiz sizde soru işareti uyandırabilir. Ben bu olayın bağımsız sıradışı ve inatçı kişiliğimden kaynaklandığını düşünüyorum. Özellikle eğitimden koptuğum lise ve üniversite yıllarında ben kendi merak ettiğim kitapları okuyor bir feylesof gibi göklerde yaşıyordum! Kendimi toparlayıp tekrar hayata dönmem üniversite son sınıf yıllarına denk geliyor ve o zaman bu zamandır sürekli artan bir ivme ile öğrenmeye, kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

Neyse, danışmanımız sayın Ali Baykal biriktirdiğim bir sürü dersi son sene içinde bitirebileceğime inanmıyordu.İnanmaması da gayet doğaldı.Çünkü o güne dek hep tekleye tekleye gelmiştim. Ben biraz da babama daha fazla ekonomik yük olmama korkusuyla bir delilik yaptım. Normalde bir öğrenci beş temel ders alır ve bunlardan zar zor geçerken  ben son sınıfın ilk döneminde 8 ders istedim. Hesabıma göre ikinci dönem de 9 ders alırsam okul bitiyordu. Sayın Ali Baykal  ilk dönem  bir şans tanıdı.İlk dönem sonunda bütün 8 dersi de vermiştim. İkinci dönem Ali beyi ikna etmek yine bana düşüyordu. 9 dersi verebilsem bile bir de ortalama sorunu vardı. Yani bütün dersleri geçseniz bile ortalamanız 2 den aşağı olursa mezun olamıyor ve okuldan atılıyordunuz. Bu deliliğe de izni kopardım. Ve o dönem hem 9 dersi verdim hem de 3 ortalama getirdim. 
Aldığım bir çok dersin daha önceki derslerle bağlantılı olması  ve altyapımın çok kötü olmasına rağmen başarılı oldum. Yani hem bir yandan eskiden öğrenmem gerekip de öğrenmemiş olduğum bilgileri öğreniyor hem yeni bilgileri anlamaya çalışıyordum. Hem de normalin çok üstünde bir yük almıştım. Sanırım Boğaziçi Üniv tarihinde de bir dönemde 9 temel ders almış çok az insan olmuştu.

Hiç unutamadığım bir anı ise quantum fiziği dersinde okulun son sınavı olan final imtihanında ilk defa A almıştım. Bu benim Boğaziçinde herhangi bir fizik dersinde aldığım en iyi nottu ve bu da  okulun son sınavında nasip olabilmişti. Okulu bitirdikten sonra yıllarca rüyalarımda üniversite yıllarımı kabus olarak gördüm. Son derece inanılmaz korkunç bir mücadele idi.