|
ESKİ KÖYE YENİ ADET GETİREN MUCİT AMCA , Ankara Viplife Aralık 2008 http://www.dijimecmua.com/index.php?c=sw&v=11&s=161 (sayfa no kısmına 67 yazin) - Mucit Amca kimdir, ne yapar? Bilimin çok eğlenceli ve şaşırtıcı olabileceğini göstermek ve inovasyon kültürünü çok küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla ülkemizin dört bir köşesinde Mucit Amca ile Küçük Mucitler bilim gosterisi gerçeklestiriyoruz.Küçük Mucitler bilim gösterisi Sponsor Kuruluşların katkılarıyla Mucit Amca ve Mucit Abla (ben Melih ve eşim Elçin Yalçıneli) tarafından sergilenmektedir. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Öğretmenliği bölümünü ilk mezun olarak bitiren Mucit Amca Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında Türkiye'ye tarihindeki ilk Dünya şampiyonluğunu ve Dünya rekorunu kazandırmıştı. TRT de 2007 ve 2008de “Kucuk Mucitler” isimli programı hazırlayıp sunan Mucit Amca Küçük Mucitler projesiyle Dunya Bankasi Yaratici Fikirler yarışmasında ödül almıştı. - Neden Mucit Amca olmak istediniz? Aralık 2001 de NTV de çıkan “Fen eğitimi hayattan kopuk’ konulu, Gülseren Güver imzalı haberde “İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Milli Eğitim Bakanliği’na sunulan bir raporda, ilköğretim okullarında verilen fen eğitiminin tahta-tebeşir tekniğinin ötesine geçemediği, dolaplarda pahalı cihazlar bir yana kuvvetli bir mıknatısın dahi bulunmadığı vurgulanmaktaydı. Ben de bu haber ve içinde yer alan rapor üzerinde çözüm üretebilir miyim diye düşünmeye başladım. 500 bin kadar öğretmeni eğitmenin, binlerce okulu laboratuar malzemeleriyle donatmanın ve yüzyıllara yayılmış eski alışkanlıkların değiştirilmesinin zorluklarını düşünerek bu konuda pratik ve yaratıcı bir çözüm aradım. Kısa süren bir çalışma sonucunda evlerde bulunabilen yada marketten alınabilecek basit malzemelerle ilk öğretim öğrencilerine yönelik son derece çekici deneylerin yapılabileceğini gördüm. 2002 de başlayan çalışmalarımız için önce “Geleceğin Buluşçuları” daha sonra “Bilim ve Sihirbazlık Okulu” arkasından “ Küçük Mucitler” isimlerini kullandık.2007 den bu yana ise “Mucit Amca”yı kullanıyoruz. - “Mucit Amca” ismi nereden aklınıza geldi? 2005 in sonlarına doğru beni lise yıllarından tanıyan Mustafa isimli bir arkadaşımın çocuğunun okuduğu özel bir kreşi ve beni ikna etmesi sonucu anaokulu yaşlarındaki çocuklarla ilk çalışmalarımız başladı. Açıkçası o zamana kadar hedef kitlemiz ilköğretim çocuklarıydı.Anaokulu çocuklarıyla deneyim sahibi olmadığım gibi bu yaş çocuklarla zorlanmadan deney yapabileceğimi bile henüz tahmin edemiyordum.Ve yine itiraf etmem gerekirse kreş çocukları ile ilk deneyimlerim beni oldukça zorlamaktaydı . Fakat zaman geçtikçe minik afacanlarla iletişim kurmayı öğrendim. 2006-2008 arasında Ankarada her 4 kreşten birinde binlerce minik yumurcakla yoğun çalışmalar yaptık. Bir süre sonra çocuklar bana Deneyci Amca ve Mucit Amca demeye başladılar. Yani bu ismi ben icat etmedim. Çocukların bana taktığı bir isimdir. - Fizik Öğretmenliği Bölümü mezunu olmanın da ötesinde, aileniz size farklı bir yetiştirme tarzı uygulamış gibi gözüküyor? Dışarıda binlerce Fizik Öğretmenliği Bölümü mezunu var. Ancak siz sıradışı bir şeyler yapıyorsunuz. Bu vizyonu kazanmakta ailenizin katkısı var mı? Hiç şüphesiz genetik faktörlerin, aile ve okul eğitiminin insan yaşamında, yeteneklerimizin ortaya çıkışında ve mesleki tercihlerimizde etkisi büyüktür. Dedemin 84 yaşında ölünceye kadar hiç durmadan farklı girişimci işlerde çalıştığını biliyorum. Babam bir astsubay olmasına rağmen 3 defa Türkiye birincisi olmuş ve terfi alıp erken emekli olmuştu.O açıdan çalışkan ve hırslı bir yetenek havuzundan geldiğimi itiraf etmem gerekir. Babamın görevi dolayısı ile düzenli bir eğitim aldığım söylenemez. 1 sene G.Antepin bir ilçesi, sonra 3 sene İzmirin bir ilçesi, sonra 2 sene Vanın bir ilçesi, arkasından Adana merkezde 2 sene okudum. Buna rağmen çocukluk yıllarım da gerçekten inanılmaz derecede çalışkan ve başarılı bir çocuktum. Mesela ortaokulda iken okulumuzda 3000 kadar öğrenci vardı .Ortaokul son sınıfta karnemde alınabilecek en yüksek puan olan 120 ile okul birincisi olmuştum. Yani bütün derslerim 10 du.Bu durum o okulun 20 yıllık tarihindeki ikinci vaka oluyordu. Matematikte okulda ilk üçe seçilip okulu temsil ederek TÜBİTAK'ın Ortaokullar arası Matematik yarışmasına Akdeniz bölge üçüncüsü olmuştum.Bir devlet okulunda okuyup özel bir hazırlık yapmaksızın sizden bir yaş büyük özel okul öğrencileri ile yarışıp okuyup Akdeniz bölgesinde üçüncü olmak matematik düşünme açısından şanslı olduğumu göstermişti. Ancak sanırım sıradışı düşünebiliyor ve ilginç girişimlerde bulunabiliyor olmam sadece matematiksel düşünme ile açıklanamaz. İlerleyen yıllarda yurtdışından getirdiğim psikolojik ve yaratıcılık testlerinde şaşırtıcı derecede aykırı ve yaratıcı düşünen bir profil sergiliyordum. - Küçük yaşlarda da icatlar çıkarıyor muydunuz? Matematik zekamdan bahsettim ama en çok sevdiğim ders resimdi.O kadar ki daha küçük yaşta resimlerimi yapıp satıp para kazanmaya başlamıştım. Evde ve okulda amatör sergiler açıyordum. Sanırım gözlem ve hayal gücüm yüksekti. Bilimsel deneyler ve icatlar konusunda şanslı değildim. Diyebilirim ki bütün okul hayatım boyunca ilkokul 5 te yaptığım ve beni heyecanlandıran tek bir deney , elektrik ölçüm aleti yapmıştım, onu hatırlıyorum.Onun dışında hatırlanabilecek kadar zengin bir deneyim yaşamadım. Belki de önce olimpiyatlara şampiyonlar hazırlayan ve arkasından da bir Mucit Amca olarak ortaya çıkışımdaki en önemli etkenlerden biri yaşayamadığım ve açlığını hissettiğim o keyifli bilimsel keşif deneyimlerini milyonlarca çocuklarımızın yaşamasına bir katkım olması isteğidir. - İşinizde eşiniz büyük destekçiniz… Hatta Elçin Hanım da çocukların Mucit Ablası. Bir de bebek mucit var. Bebeğinizi de mucit olarak mı yetiştireceksiniz? Çok eğlenceli bir çocukluk geçirecek gibi gözüküyor. Evet , Elçinde doğuştan gelen bir girişimcilik ve sunuş yeteneği var. Çok hızlı öğreniyor. Yanımda bir çırak ve asistan gibi başladı 3-4 ay geçmeden sahnede mikrofonu elimden aldı, ben çok yoğun olduğumdan her yere gidemiyorum, şimdi bir çok yerlere beni temsilen gidiyor. Çocukları gerçekten etkiliyor, benden daha çok alkış alıyor. Kızımız İrem de henüz 5 aylık ve Elçin hamile iken gittiğimiz bütün yerlere onu da götürdük. Tam hesaplamadık ama İrem anne karnında tam 2 ayı yollarda gecti. Bu esnada 25 uçak seferi dahil toplam 300 saat yolculuk yaptı 14 ilde 35 farklı beldede 130 gosteriye katıldı. Doğumdan sonra da 2,5 aylıkken seyahatlerimize aynı tempoda eşlik ediyor. Gösterilerimiz çok kalabalık mesela bazen 2500 kişi olmasına rağmen gürültülerden pek rahatsız olmuyor. Gittiğimiz bütün yerlerde kaymakamların, öğretmenlerin, çocukların, uçaklarda hosteslerin, pilotların sevgilisi. Geçen gün uçakta hostesler İremi kokpite aldılar yarım saat orda kaldı. Hatta pilotla birlikte uçağı indirelim şeklinde tekif geldi. Ama o sırada anne sütü zamanı gelmişti. İzin veremedik. Çok sempatik ve dikkat çeken bir bebek. Herhalde bu kadar küçükken hatta daha doğmadan yaşayarak öğrenen bir çocuk ilerde çok keyifli icatlar ortaya çıkaracaktır. - Tekirdağ’dan Kars’a kadar neredeyse Türkiye’nin her ilindeki çocuklara gösteriler yapıyorsunuz. Bir de TRT 1’de her Cumartesi “Küçük Mucitler” adlı programınız var. Türkiye’de çocuklar, bilime meraklı mı? Geleceği nasıl görüyorsunuz? Kucuk mucitler yetistirmenin ülke geleceği açisindan stratejik ve ekonomik değerini hissedebiliyorum. Hatta her sene kaza sonucu yere bir kaç tane düşen savaş uçaklarimizdan her birinin 30 milyon dolar değerinde olduğunu ve tek bir gerçek mucit yetiştirmenin bir ülkeye bazen milyarlarca dolar değer yaratabileceğini de biliyoruz. O açıdan bu tür çalışmalara bir uçak parası yatırabilsek belki onbinlerce roketimiz olur ! Bizim bazi arap ülkeleri gibi petrol vs kaynağimiz yok. En önemli ve tek hazinemiz olan insan kaynaklarimizdan başka bir "zenginliğimiz" olmadiğini ülkenin önde gelenleri bir politika içine dahil etmeleri gerekiyor. Ben kendi yaptıklarımı ülke açısından yeterli görümüyorum. Sonuçta bu ülkede 15 milyon çocuk var ama biz henüz gösterilerimizle 60 bine ulaşabildik. Hatta şu ana kadar ilçelerdeki mülki amirlerimiz sayın kaymakamlar ve onların ricasını kıramayan bazı belediye başkanları dışında ciddi anlamda bir sponsorumuz olmadan ilerliyoruz. Sağolsun devlet kanalımız TRTnin ilgisi ve desteği ile bir çocuk bilim programı yaptık. 13 bölümden oluşan aynı program şu an 4ncü defa tekrarlanıyor.Bu ülkede her 10 çocuktan 2 si Mucit Amcayı en azından ekranlardan tanıyor. Ancak icat yapma konusunda toplumsal duyarlılığı geliştirme ayrı bir konu bunu ciddi bir eğitim programına dönüştürmek apayrı bir konu. Dar bir zamanda gerçekleşen bilim gösterilerimizde sınırlı imkanlarla bu küçük mucitleri nasil belirleyebileceğimiz ve bunlarin elinden nasil tutabileceğimiz konusu imkansiz olmasa bile gerçekten de o kadar kolay olmayabilir. Daha da önemlisi eğer sihirli bir değnekle bu yetenekleri keşfeden bir icat yapabilmiş olsak bile eğer bu zenginlikleri ciddi bir eğitimden geçiremez isek onların birer icat makinasina dönüştürmek kolay olmayacaktır. Genelde 15-25 yaşlari arasinin icat açisindan en verimli çağ olduğu söylenir. Ancak 15 yaşinda meyve verebilmek için bu tür çocuklari en geç 5 yaşinda keşfedip işlemeye başlamak gerekiyor. Bu açidan bizim gösterilerdeki hedef kitlemizin 5-12 yaş olduğunu göz önüne alirsak aslinda geç bile kaldiğimizi söyleyebiliriz - İnovatif bir kuşak mı geliyor sizce? İnovatif olmayı ben gerçek zenginlikle özdeşleştiriyorum. Eğer böyle bir kuşak yetiştiremez isek zaten bir çok alanda henüz gelişimini tamamlayamış ve ileri standartları yakalayamamış ülkemiz insanlarını 2050 de çok farklı ve geri kalmış bir konumda bulabiliriz. Bir çok teknolojik yenilikte dünyaya liderlik eden ABD ve Japonyadan iki örnek vermek istiyorum. Her iki ülke de zaten çok sayıda gelişmiş bilim merkezleri var. Bizde bu düzeyde gelişmiş tek bir bilim merkezi bile yok Onların her 3 günde yaptıkları buluşları biz 200 senede yapamıyoruz.. Bu insanlar oturup garajlarında her gün icatlar üretiyorlar ve artık icat etmek kültürün hayatın bir parçası haline gelmiş. Buna rağmen sanki yapılanlar yeterli değilmiş gibi son yıllarda ABD Patent dairesince desteklenen Inventive Education, Inc. National Inventors Hall of Fame www.invent.org ın isimli ulusal bir çalışma başlatıldı. Sadece çocuklara yönelik ve sadece icat üzerine buluş kamplari ve buluş yarışmaları düzenliyorlar. Japonyada da Institute of Invention and Innovation tarafından son 15 senedir başlatılan Buluş kulüpleri çalişmalari var. Biz de gelişmiş örnekleri ülke şartlarina uyarlayarak Mucit Amca bilim ve icat merkezleri şeklinde bu tür gençleri yaz aylarinda toparlayip yoğun eğitim programlari ile beslediğimiz benzer bir girişim başlatabilirsek o zaman zaten iletişim kanallarının da artması ile daha belirgin olarak gelme potansiyelinde olan inovatif kuşağı bir zenginlik kaynağına dönüştürebiliriz - Bilim ve teknolojiyi küçük yaşlarda öğrenebilmek ya da öğretebilmek için, illa ki son teknoloji cihazlar ya da oyunlar gerekmiyor değil mi? Örneğin internet sitenizde, atık malzemelerin labarotuvara dönüştürülebileceği yazıyor.. Bunu biraz açar mısınız? Mesela, hangi atık malzemelerden neler yapılabilir? 28 farklı konuda 200 kadar seçkin deneyden oluşan zengin bir içeriğe sahip Küçük Mucitler programını geliştirirken özellikle hiç bir deney malzemesi kullanmamaya dikkat ettik. Bunda amacımız bahaneleri ortadan kaldırmaktı. Çoğu zaman deney yapma konusunda biraz üşengeç olan bir öğretmen veya öğrenci laboratuvar malzemesi eksikliğinin arkasına sığınır. Biz binlerce deneyi araştırıp ve kendi birikimimizi de işin içine katıp yaratıcı davranarak bu aktiviteleri oluşturduk. Aktivitelerimize katılan çocuklar bu deneyleri evlerde bulunabilen 250 kadar pratik (çoğu atık) malzeme ile para harcamadan gerçekleştiriyorlar. Kullanılan malzemelerin tam listesi websitemizde http://www.yalcineli.com/new_page_108.htm bulunuyor. Ama bir örnek vermek gerekirse size bir anımı anlatayım. Bir gün Ankara Dedeman otelde Kavaklıdere Rotary Kulübünden seçkin iş adamlarından oluşan 40 kişilik bir gruba projemi anlatıyordum . Onlara hayatlarında onları en çok etkileyen ve hiç unutamadıkları bir deneyi söylemelerini istedim. Bir beyefendi kalktı ve fanus içindeki havayı boşaltarak vakum oluşturma deneyinden bahsetti. Bu deneyde oluşan vakumda bir taş ile bir yaprak aynı anda yere bırakılarak hangisinin önce düştüğü keşfediliyordu. Deneyde havasız bir ortam olmasından dolayı taş ve yaprak aynı anda yere düşerler.Yani yaprak hava direncine maruz kalmaz. Bu deney için bugün için bir çok okulumuzda olmayan bir hava boşaltma aparatı ve yurt dışından getirmeye kalksanız binlerce dolar para ödemeniz gerekecektir. Ben onlara dedim ki şimdi ben burda, değil binlerce dolar hiç para harcamadan aynı deneyi yapacağım . Taş yerine ağır ciltli bir kitap ve yaprak yerine de bir kağıt parçası aldım ve deneyi başka hiç bir şey kullanmadan gerçekleştirdim. Eğer okuyucularımızı yeterince meraklandırabildi isek bu deneyi bir gösteride izlemelerini isterim. Bizim bütün deneylerimizde hep bu ve benzeri kurnazlıklar yolu ile nerdeyse sihirbazlık düzeyinde bir beceri ile malzemeleri ucuza mal etme özelliği bulunuyor. Çocuklara mesela 4 farklı roket yapmayı kibrit , ciklet kılıfı, pet şişe , kolonya, bisiklet pompası , mantar tıpa ve pipet kullanarak öğretebiliyoruz. - Uçabiliyor musunuz? Henüz uçamıyoruz ama insanları sadece üfleyerek yani nefesimizle yerden 3-5 cm yukarı kaldırıp havalandırabiliyoruz. Tabi bunu yaparken pnömatik biliminden yada basınçlı sıkıştrılmış havadan faydalanıyoruz. Şu ana kadar en fazla 75 kilo olan bir insanı kaldırdım ama 20 kişi bir araya gelirsek üfleyerek bir arabayı havalandırabiliriz. Bir de su üzerinde yürüme deneyimiz var. Bir gün uygun bir TV kanalında o deneyi yapmak istiyorum. Tabi burda batmamak için suya bir şeyler katmak gerekiyor. Bir de su üzerinde hızlı adımlarla koşarsanız batmıyorsunuz. Yoksa o şekilde durursanız batarsınız. Herhalde yine okuyucularımız meraklandılar.. İşte bizim gösterilerimizde yapmak istediğimiz de aslında tam olarak bu. Onları meraka sevketmek düşündürmek ve aslinda teknolojik sırların arkasında bilim olduğunu onlara gösterebilmek - Belediyelerin, basının ve özellikle de çocukların size olan ilgisi aşikar. Hiç “Eski köye yeni adet getirmeyin hocam?” diyenlerle karşılaştınız mı? Karşılaştıysanız, tavrınız ne oldu? İlk zamanlar bir kaç defa bu tür tepkiler aldım. Mesela bir defasında emektar bir öğretmen beni çocukların zihnini bulandırmakla suçladı. Bilirsiniz bir bardağa ağzına kadar su koysanız sonra içine bir taş atsanız taş hacmi kadar su dışarı taşar. Biz deneyde o bardağa nerdeyse yarisina teker teker ve yavaşça çivi koymamiza rağmen hiç su taşmadı. Deneydeki amaç yüzey gerilimini anlatmaktı. Bu konu okul ders kitaplarimızda yer almaz .Yüzey gerilimi sayesinde su üzerinde bir tür kabarma yada başka bir ifade ile tolerans miktarı oluşuyor. Doğal olarak öğretmenimiz de bu konuyu bilmiyor ve geleneksel olarak ne öğretildi ise onu biliyor. Ondan dolayı öğretmenimiz epey kızmıştı. Sonra ordaki diğer öğretmenlerle onu yatıştırmaya ve gönlünü almaya çalıştık. Gösterilerimize bir çok yerde kaymakamlar emniyet amirleri savcılar doktorlar diğer resmi devlet erkanı baştan sona katıldı. Hiç bir yerde olumsuz bir tepki almadık. - Bir de Harry Potter Okulu’nuz var? Pek çok çocuk, hatta biz büyükler bile Harry Potter’ın yerinde olmayı istemişizdir. Bu deneyimi de yaşatıyor musunuz yoksa? 2003 lü yıllarda Harry Potter çok popülerdi ve biz de ondan esinlenerek gösterilerimizi Harry Potter sihirbazlık okulu gibi bir havaya büründürmek istedik. Ancak bilimi sevdirmeye çalışırken büyü gibi bilim dışı bir çağrışım büyüklere pek hoş gelmedi . O nedenle biz de çocuklar için son derece çekici ve eğlenceli gelmiş olsa bile , büyüklerin endişesini dikkate alarak bu konsepti fazlaca öne çıkarmaktan vaz geçtik. Ancak deneyimlerize katılan çocuklar gerçekten sihirbazlık düzeyinde deneyler yaptığımızı çok iyi farkediyorlar .Zaten amacımız da Küçük Mucitler bilim gösterisine katılan çocukların ölünceye kadar unutamayacakları anlar yaşamalarını ve bu anıların onlara yapacakları keşiflerde birer rehber birer ışık kaynağı olmasını sağlamak. Bir anlamda gelişmiş ülkelerdeki bilim merkezleri atmosferini ülkemiz insanlarının ayağına getirerek Türkiye şartlarına özgü sıradışı ve yaratıcı bir çözüm oluşturuyoruz. - Yetiştirdiğiniz mucitler var mı? Ya da yıllar sonra mükemmel bir icat çıkarmış olduğunu öğrendiğiniz bir öğrenciniz, vs? Evet ikisinden bahsedebilirim. Biri Fatih Yanık, diğeri ise Bayram Tekin . Fatih Yanık ile ilgili habere http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=439191 den ulaşılabiliyor. Kendisi henüz 27 yaşında iken aralarında eşi Hatice Altun'un da bulunduğu araştırma ekibiyle evrenin hız rekortmeni ışığı bilgisayar çipi içinde durdurmayı başardı. Şu an ODTU de hoca olan Bayram Tekin isimli öğrencimin ise soyadı geçen sene küçük bir atomaltı parçaçığa verildi.Yani öğrencim henüz gözlenmemiş bir parçacığı bilimsel olarak keşfetti ve keşfi bilim literatürüne girdi. Sanırım yıllar sonra bu parçacık yapılacak bir deneyle ayrıca tesbit edilecektir. - Gerçekleştirdikleriniz, bana insanın hayatta yaratma gücüne sahip olduğunu, istediği zaman her şeyi yapabileceğini anlatıyor.. Sizce de öyle mi? Bu işin felsefesi sizce nedir, yani? Teşekkür ederim. Size başta demiştim. Çocukken güzel resim yapardım. Yaratmak özgürce hayal etmekle başlıyor. Size bahsetmediğim bir diğer özelliğim ise bağımsızlığı sevmem. Hayat şartları bizi bazen bazı zincirlerle bağlasa bile bunları kırabilmek gerekiyor. Oldukça baskıcı bir kültürde yaşadığımızı biliyoruz. Böyle bir kültürde bireyler kendilerine değil onları yönetenlere güveniyorlar ve içlerinde onlara hediye edilmiş olan sonsuz güçleri ve yetenekleri ortaya koyamıyorlar, doğal olarak da çözümü hep devlet babadan yada başka bir büyükten bekliyorlar. Bu baskıcılıktan her Türk genci gibi ben de nasibimi aldım. Umarım bundan sonraki yıllarda gençlerimize daha çok kendilerine güvenmelerini sağlayan ortamlar yaratırız. Elbette herşeyin başı felsefe..... Bence birçok alanda geri kalmamızı bir kenara koysak bile bilim ve teknoloji gibi uluslararası arenada güç yaratan temel konularda geri kalmamızın nedenlerini insanlarımızın politika üretenlerimizin liderlerimizin sorgulaması gerekiyor. Aksi halde icat ve buluş fırtınaları estiren ülkelerin rüzgarları altında kalmaya ve fakirleşmeye devam ederiz. - İcat para getirir mi? İcat bulunduğu yere göre değer ve para getirir. Eğer bir muciti alıp söz gelimi afrikaya yada eski çağlardan birine koyarsanız bu yapılan onun için bir eziyettir. Yaptıklarını kimse anlamayacak ve değer vermeyecektir. Ülkemizin mevcut kültürü malesef şu an için afrika kadar olmasa bile buluş ve icat açısından pek de iç açıçı değildir. Kimse sizi anlamayınca size, sizin fikirlerinize kimse değer vermeyecek sizinle ortaklık kurmaya çalışmayacaktır yada sizi korumak geliştirmek yerine sizi engellemeye çalışacaktır. O açıdan bu tür yetenekleri yetiştirmek kadar onların zenginlik üretecekleri ortaklıklar ve işbirlikleri destekleyici mekanizmalar kurmamız gerekiyor. Aksi halde mucitlerimiz eğer bütün engelleri aşıp mucit olmayı başarabilirlerse onlara değer veren başka ülkelere ve yada dünyada söz sahibi uluslararası firmalara kayabilirler. İcat ve yaratıcılık elbette para getirir ancak şunu unutmamak gerekiyor. İnsanı diğer canlılardan ayıran noktası icat edebiliyor olmasıdır. İcatlara bağlı zenginlikler konusunda ileri ulusları geri kalan uluslardan ayıran nokta ise zengin olanların sayı ve içerik olarak daha çok icat edebiliyor olup bu icatları besleyecek bir kültür yaratmış olmalarıdır. - Pek çok kişinin aklına durduk yere dahice fikirler geliyordur eminim. Bir arkadaşım, perde takma makinesi yapmak istediğinden bahsetmişti mesela, bir başka arkadaşım da renk değiştirebilen t-shirtler olsa hayatının ne kadar kolaylaşacağını söyler durur… Fakat sanırım, bunlar fikir düzeyinde kalıyor ya da düşününce saçma geliyor olabilir. Böyle düşünceleri olan insanlar, bir şey yapmalı mı sizce? Elbette hepimizin içinde icat tohumu vardır. Herbirimiz aslında özellikle de kendi mesleğinde icatlar yapma potansiyeli taşır. Gelişmiş ülkelerdeki büyük icatlar çoğu zaman fabrika tezgahlarında çalışan işçilerin buluşlarından kaynaklanır. Bu ülkelerde bu tür buluşları destekleyen teşvik eden bunları paraya dönüştüren mekanizmalar kurulmuştur. Bir anlamda bu ülkeler altın yumurtlayan tavukları ve yumurtaları koruyacak hassasiyet göstermektedirler. Bireysel olarak her insanımızın yapabileceği birşeyler mutlaka olacaktır. Kimimiz mucitlik yapıp bunu geliştirecek kimimiz çocuğuna bunu öğretecek kimimiz bu konuda toplumsal destek ve lobi çalışmaları yapacak kimimiz olanları alkışlayacak vs. Elbette bir çok konuda olduğu gibi icat edebilmek de devlet düzeyinde teşvik edici sistemler kurmaya dayalıdır ama sistem tıkandığında yada olmadığında yada az gelişmiş ise biz bireylere düşen şey tıkanan noktaları açmak olmalıdır. Mucitlerimiz de başka ülkelerdeki mucitler gibi buluşlarını paraya dönüştürmeyi öğrenerek topluma örnek olmayı zorlamalılar bence. - Çocukları sizinle buluşturmak isteyen okullar, veliler ya da belediyeler size nasıl ulaşabilir? Web sayfamız www.mucitamca.com. Burda iletişim bilgilerimiz var. Tabi bu arada çocuklara okullara velilere ulaşmak isteyen ve kurumsal sosyal sorumluluğa öncelik veren büyük kuruluşlar da gerek kitlesel gösterilerimiz gerekse kurmak istediğimiz icat ve bilim merkezi gibi daha büyük projeler için ve daha çok popüler olabilecek TV projeleri için bizi arayabilirler. Bize sponsor olmaları halinde onlar çocuklara ve velilere ulaşıp kendi ürün ve hizmetlerinin dolaylı tanıtımını yaparken, biz de ulusal hedeflerimize daha çabuk ulaşabiliriz.
|