Ortaöğretim

Okulöncesi İlkokul Ortaöğretim Üniversite İzmir İstanbul Ankara

Home
Up

 

VAN-GÜRPINAR DÖNEMİ
Ortaokul 1. sınıfı Van'ın Gürpınar ilçesinde okudum.Gürpınar 2000 nüfuslu küçük bir ilçe idi. O yıllarda ilçenin bir çok altyapı sorunu vardı. Sular akmıyordu taşıma yöntemi ile temin ediyorduk. Kanalizasyon yoktu. Oturduğumuz lojman ahırdan çevirme tek odalı ilkel bir yapı idi. Banyosu yoktu.Babam sonradan banyoya benzer bir şey oluşturmuştu. İlçede bakkal yoktu. İhtiyaçlarımızı biriktirip Van'dan alıyorduk.Aslında o yıllarda Gürpınar köy gibiydi.Okulda toplam 30 kadar öğrenci vardı.Öğrencilerin büyük kısmı Gürpınar'a uzak köylerden gelirlerdi. Bu köylü olan öğrenciler öğlen saatlerinde yanlarında getirdikleri azıkları ile karınlarını doyururlardı.Okulda sadece 5 kadar öğretmen vardı.Dolayısıyla bir öğretmen bir çok derse girerdi Derslerimiz bazen boş geçerdi. Gürpınar'daki mecburi hizmet süresinin bitmesini bir asker hasreti gibi ailecek iple çekmiştik.Çünkü hayat zordu ,soğuktu ve medeniyetin bir çok nimetinden mahrumduk. Okulda birinciydim ve takdirname almıştım. Ama imkansızlıklar nedeniyle  eğitim adına kayıp sayılabilecek bir seneydi.Resimde arkadaşlarla birlikte bir ağaç dikimi çalışmasındayız.

Gürpınar'da kışın kızakla göletlerin üzerinde oluşan buzlar üzerinde kayardık.O zamanlar en çok satılan sakız karikatürleri olan Tipitip idi. Karikatür koleksiyonu oluşturana bir Tipitip tişörtü gönderiyorlardı.İstanbul'a oldukça uzak olan bu ücra köşede gönderdiğim karikatürler için gelen hediye tişört beni çok mutlu etmişti.Gürpınar yılım İngilizce öğrenmeye başladığım seneydi.Babam Şubat tatilinde Ankara'dan kırmızı kaplı orta boy bir redhouse sözlüğü getirmişti.Kaymakam bey ilçede İngilizce bilen tek kişiydi sanırım.Kendisi dil öğrenmenin önemini bir parça olsun bana öğretmiştir.Gürpınar'da bol bol gökyüzünü ve dağları seyrederdim.Medeniyet imkanları az olmasından doğayla iç içe bir hayatımız vardı.Bazen Gürpınar'ın köylerine giderdik.Burada var olan doğal şartlar hiç aklımdan çıkmıyor.Gürpınar'da Şubat tatilinde fıtık ameliyatı olmuştum. Bir çok insanın öldüğü ünlü Van Muradiye depremi sırasında Gürpınar'daydık.Deprem günü Van'da bulunuyorduk. Oldukça şiddetli bir sarsıntı ile misafirlikte olduğumuz evden dışarı fırladık.Bu depremde Gürpınar'daki evimizde çatlaklar oluştu.

ADANA DÖNEMİ
Orta okul iki ve üçüncü sınıfları Adana merkezde okudum.Evimiz Mafasığmaz da Jandarma lojmanlarındaydı. 13 ve 14 yaşlarımda hemen her çocuk gibi spora ve özellikle futbola büyük ilgim vardı.Mahallede atletizm yarışmaları düzenliyordum.100 metre, 1500 metre, kros, uzun atlama gibi değişik alanlarda çevremdeki arkadaşları ikna edip onlarla birlikte yarışırdım.Bu yarışların kayıtlarını ve mahallemizin rekorlarını defterimde tutuyordum. O yıllarda eğlenmek için özellikle yaz aylarında baraja yada sulama kanallarına yüzmeye giderdik.Birkaç defa çok ciddi boğulma tehlikesi geçirdim.Mahalle takımının kaptanıydım.Arkadaşlarla tavla turnuvalarımız olurdu. Oturduğumuz askeri lojman Baraj yolu üzerinde Mafasığmaz sapağının girişindeydi.Apartmanda bir çok arkadaşım vardı.Bülent Demir,Ümit ,Ufuk ,Ali, hatırlayabildiğim isimlerden. O zamanlar babam Balçalı'da asayiş komutanı olarak görev yapıyordu.Sık sık Balçalı'ya giderdik.Masa tenisini üniversitenin masalarında geliştirdim.

Okulumuz 3000 kadar öğrenciye sahip Ziyapaşa ortaokulu idi. İlk senem benim için kaybettiklerimi toparlama ve bir adaptasyon senesi oldu.2-B sınıfındaydım . Sınıfta en çalışkan öğrenci Songül adında bir arkadaştı.  Sınıftaki bütün öğrenciler onun başarıda liderliğine alışmıştı. Aramızda tatlı bir yarış başladı. Birinci dönemin ilk sınavlarında o bir adım önde gibiydi. Dönem sonuna doğru onun önüne geçmiştim. O dönem 12 dersten 110 puan toplayabilmiş ve takdirname almıştım..  İkinci dönem de aynısı oldu.Yine 110 puanla takdir aldım. Sınıftan diğer hatırlayabildiğim isimler , sıra arkadaşlarım Ergün ve Cengiz ile sınıf başkanı Pelin Baysal , Müge ve Belgin idi. Ergün ve Cengiz'e pul karşılığı resim yapardım. ( Resim yeteneğim çok iyiydi.Yaptığım resimler sürekli asılırdı. ) Pelin ile aram iyiydi .Sınıf başkan yardımcısıydım. Orta son sınıfta biraz daha hırslı idim.İlk dönem 12 dersten 115 ikinci dönem ise alınabilecek en yüksek puan olan 120 yi almıştım.Yani bütün derslerim 10 idi.Bu durum o okulun tarihindeki ikinci vaka oluyordu.Orta son sınıfta okulda enteresan bir başka olay olmuştu. TÜBİTAK'ın Ortaokullar arası Matematik yarışmasına okulu temsil edecek 3 öğrenci gerekiyordu. Yaklaşık 1000 öğrenci içinde en başarılı 20 kadar öğrenci okul içinde bir sınava çağırıldı.Bu sınavda  ikinci olmuştum ve okulu Türkiye çapında temsil etme hakkını elde ettim.

Sınava fazla hazırlanacak bir zaman yoktu Yaklaşık bir ay kadar bir süre ile günde ortalama bir saat kadar eski sınav sorularından hazırlandım. Bana destek veren ise babamın bir arkadaşının hanımı olan bir Matematik öğretmeni idi.Sorular çok tuhaftı . Öğrendiklerimizle hiç ilgisi olmayan ve anlaşılması oldukça zor şeylerdi. Rakiplerimi o zaman bilmiyordum ama Akdeniz bölgesindeki bütün okullar katılıyordu.Tarsus Amerikan lisesi gibi yabancı okulların yanında özel okullar ve Anadolu liseleri de vardı. Ben ise İngilizce hazırlık okumadığım için potansiyel rakiplerden bir yaş küçük ve devlet okulu imkanları içinde yetişmiş bir öğrenciydim.İşin daha da tuhafı sınavda hazırlık yaptığımız klasik matematikten değil de modern matematikten sorular gelmişti.Sınav günü bu sürprizle karşılaşınca şok olmuştum. Bütün bu dezavantajlara rağmen Akdeniz Bölge üçüncüsü oldum.Girdiğim bir diğer sınav ise Fen lisesi sınavı idi.O zamanlar sadece Ankara Fen lisesi vardı ve toplam 96 öğrenci alıyordu. Ekonomik gücümüzün elvermemesi  ve biraz da Fen lisesi hakkında fazla bilgi sahibi olmadığımız için dershanelere gidip sınava hazırlanamadım.

Buna rağmen ilk sınavda Türkiye'de ilk 1500 içine girip 300ncü oldum İkinci sınavda ilk 96'ya girmem mümkün olmadı.Liseyi Adana'nın Pozantı ilçesinde bitirdim.Pozantı Adana'ya 110 km uzaklıkta şirin bir yayla kasabası idi.Eğitim imkanları  doğal olarak çok yetersizdi. İlçede bir tane bile üniversite hazırlık dershanesi yoktu. Üniversite sınavına hiç hazırlık yapmadım.Bunu biraz çevrenin şartlarına biraz da kendi gençlik döneminin verdiği bağımsız olma isteklerime veriyorum. Gelecekte nasıl bir meslekte çalışacağıma dair en ufak bir düşüncem gelişmemişti.Zengin olmak ,para kazanmak, iş adamı olmak, uluslararası ticaret ,yeni teknolojiler bana uzak kavramlardı.Bunları hiç duymamıştım ve düşünecek bir ortam da yoktu. Böylesine rekabetin olmadığı bir ortamda sınava girince sonuç ta mütevazı oldu. Ortaokuldaki başarılarımdan ve bilgilerimden dolayı ilçe birincisi  olmuştum. Türkiye'de % 1'e girip  Boğaziçi Üniversitesini kazanmıştım ama Türkiye'de ilk 100 e girememiştim. Aslında girecek hazırlığım da yoktu  ve bunun ne kadar anlamlı olduğunu da düşünme şansım olmamıştı.Eğitim fakültesini kendi bilinçli isteğimle değil arkadaşların tavsiyesiyle yazmıştım. İyi bir eğitimci olup olamayacağımı bilmiyordum. Aslında hangi mesleğe daha yatkın olduğumu da bilmiyordum