|


| |
|
Türkiye
toplumsal olarak bilimden ve teknolojiden uzak kalmış, kültürel olarak icat ve
buluşlara yabancı olan bir toplumdur. Son yüzyıl içinde üretilmiş patent sayısı
oldukça sınırlıdır.
ABD de
sadece 3 günde yapılan patent başvurusu ülkemizde son 200 yılda yapılan
başvurudan daha fazladır.
Bilim ve
icatlara karşı olan ilgisizlik zaman içinde eski Osmanlı imparatorluğunun diğer
gelişen toplumlara göre teknoloji ve ekonomik anlamda geri kalmasını ve sonunda
çökmesini sağlamıştır. Yeni Türkiye cumhuriyetinde ilk yıllarda bu alanda önemli
çabalar olmuş ise de geçen zaman içinde yeterli toplumsal duyarlılık
gösterilmediği ve önem verilmediği için buluş odaklı düşünebilen özgür ve
yaratıcı fikirler geliştiren ezberci olmayan deneyimlere değer veren ve
araştırarak bilgi üreten değer yaratan gençlerin yetişmesi mümkün olmamıştır. Bu
da toplumsal anlamda teknolojinin üretilmesini geciktirmiş ve ekonominin
gelişimini yavaşlatmıştır.
|

|
 |
Toplumlarin sosyo – ekonomik gelisme nedenleri üzerinde arastirma yapanlar,
1950’li yillarda ilginç bulgulara ulastilar. Amerikali iktisatçi Solow, 1957
yilinda yayinladigi ünlü incelemesinde söyle söylüyordu: “Bilinen ekonomik
büyüme nedenlerine, (kapitalin ve isçi emeginin kalitesinin artmasina) yeni
bir unsur daha eklenmistir:Teknolojik gelisme. Ekonominin arizasiz ve
eflasyonsuz büyümesi için, teknolojik gelisme sarttir. Bugün, ekonomide
teknolojik gelismeleri artiracak iklimlendirmeyi saglamak; devletlerin en
önde gelen görevleri arasina girmistir. Ayrica; devlet gelirlerinin en
verimli degerlendirme alani, teknolojik gelismelere yapilacak
yatirimlardir.” Solow,Baskan Kennedy’nin danismani olarak, fikirleri
dogrultusunda aya insanli seyahat projesinin en büyük destekcisi oldu,
ayrica bahsi geçen çözümlemesiyle 1987 yilinda Nobel Ekonomi ödülü aldi. |
Günümüzde egitim ve ögrenme faaliyetleri evde, okulda, isyerinde ve mümkün olan
her yerde ve her firsatta birbirinin içine girerek, bütünleşerek hayat boyunca
devam eden bir serüvene dönüsmektedir. Bilgi toplumlarının bireylerinden
beklentisi, bilgi ve teknoloji okur yazarligi ve hatta bilim okur yazarlığıdır.
Bilginin ve mevcut bilgileri işleyerek daha verimli yeni bilgiler edinmenin bu
kadar önem kazandigi günümüzde; ögrenmeyi kolaylastiracak, kavrayarak
derinlesmesine ögrenmeyi destekleyecek, ögrenmeyi zevkli kilacak, çok maksatli
yeni ortamlara gereksinim duyulmasi dogaldir. 1960’li yillardan itibaren; Bilim
Merkezleri olarak ortaya çikan; yeni ögrenme alanlarinin sayilari bu nedenle
hizla artmaktadir. Bugün, dünyada 1000‘i askin faal bilim merkezi,
bulunmaktadir. Yalniz 2000 yilinda yaklasik, 73 yeni bilim merkezi daha hizmete
girecektir. Bilim Merkezlerinin ziyaretçileri de hizla artmakta olup, yilda
dörtyüz milyonu asmistir.
Ülkemizde Bilim Merkezi adıyla yapılan ilk uygulama Ankara Büyükşehir Belediyesi
tarafından Altınpark İşletmeleri bünyesinde Nisan 1993`te hizmete açılan Feza
Gürsey Bilim Merkezi’dir. Eylül 1995 de İstanbul Bilim Merkezi Vakfı
kurulmuştur.448 milyon dolarlik 2005 Tubitak Ar-Ge butcesinden yaklaşık
40 milyon dolarlık bir bölümü Ankarada yeni ve gelişmiş bir bilim merkezi
inşaatı için ayrıldı. http://izmir.la21turkey.net/ da göreceğiniz
üzere İstanbul ve Ankara dışında da yerel gündem hareketleri ve
http://www.kesiad.org/dispHaberDetay.php?HABER_ID=8 de göreceğiniz üzere iş
adamı derneklerinin bilim toplumuna giden yolda bölgesel arayışları
sürmektedir.Ancak şöyle bir sorun var: Bilim ve teknoloji merkezleri 30-100
milyon dolarlık yatırımlar isteyen ve işletim giderleri yıllık
ortalama 2 milyon dolar ve ziyaret başına 13 dolar olan pahalı yapılardır.
Türkiye'nin ekonomik olarak gelişmekte olan bir ülke olması yanında halkın
bilinçlenme ve destekleme düzeyi de oldukça yetersizdir.Sayın Tınaz Titiz'in
http://www.tinaztitiz.com/yazi.php4?id=647 de ortaya koyduğu iki
kritik sorudan biri olan olan "Bilim Merkezleri'nin yaygınlaşması için gereken
toplumsal destek de yetersiz düzeyde olacağına göre, giderek kendini
besleyebilen bir ilk hareket nasıl oluşturulabilir" sorusuna somut bir cevap
olarak Küçük Mucitler projesi yapısından anlaşılabileceği üzere geleneksel
bilim merkezleri ekonomisinin ve yaklaşımlarının ulaşmakta zorlandığı kitlelere
hitap eden sıradışı pratik ve yaratıcı özellikler taşımakta ve Türkiye gibi
gelişmekte olan bir ülkeye özgü çözümler içermektedir.
|

|
Ülkemizde
özellikle son 30 yıldır başta Tübitak Bilim adamı yetiştirme grubu liderliğinde
yapılan çalışmalar genelde lise ve son yıllarda ortaokul öğrencilerinden
yetenekli ve zeki olan sınırlı bir bölümü kapsayacak şekilde gelişmektedir.
Ancak ilköğretim çağındaki öğrencilere yönelik ve sadece zeki olan seçilmiş bir
grubu değil kitlesel anlamda geniş bir topluluğu , öğretmenleri ve hatta
ebeveynleri hedeflemiş ciddi bir toplumsal kampanya henüz başlamamıştır. İşin
ilginci bu ülkede henüz fen eğitimi ile ilgilenen öğretmenler bir araya gelerek
mesleki anlamda kendilerini ve diğer ilgili grupları mesela ilköğretim
öğretmenlerini geliştirecek bir dernek bile kuramamıştır. 1980 li yıllarda
değerli eğitimci Kenan Okan TRT de kolay fen deneylerini anlatan çocuk
programlarını bir süre gerçekleştirmiştir. Ancak benzer bir çalışma özel
televizyonlar döneminde gerçekleşmemiştir. Bu amaçla yayınlanmış çoğu tercüme
bir kısım deney kitapları kitapçılarda bulunabilmektedir ancak toplum kitap ve
kaynaktan öte bir sosyal akım olmayışı nedeniyle bu tür yayınlara yeterli ilgiyi
göstermemektedir. HP sponsorluğunda 2002 yılında genç mucitler yarışması sınırlı
kalmış, Beyaz Noktanın bilim çantası programı sürekli ve etkili olmamıştır.
Bilim Merkezi tarzı uygulamalar sadece bir kaç büyük şehirde sınırlı ziyaretçide
ilgi uyandırmış ancak bunların toplumda güçlü bir etki, alışkanlık ve gelenek
etkisi gözlenmemiştir. Bunun yanında bilim merkezi tarzı mekanlarda pahalı ve
özel aletlerin gerekiyor olması bu merkezlerin sayısının artmasını
zorlaştırmıştır. Bazı özel okulların zaman zaman düzenledikleri çocuk bilim
fuarları ve şenlikleri ise genelde lokal etkiler oluşturmakta olup yaş olarak
ilköğretimin ilk yıllarına etkili olamamaktadır. |
Bu açıdan 500
bin ilköğretim öğretmenin eğitilmesi ve okulların laboratuarlarla donatılması
ekonomik olmadığı gibi zaman alıcıdır. Sorunun değişik özellikleri
bulunmaktadır. Toplumsal anlamda destek ve ilginin eksik olması, eğitimcilerin
yeterince eğitilmemiş oluşu, eğitim yöntemlerinin çocuklara ilginç gelmemesi
yani yöntemlerin eskiliği, okullardaki malzeme eksikliği...Tam bu noktada Küçük
Mucitler projesi farklı iletişim araçları ve toplumsal yöntemler de kullanarak
10 milyon çocuğa 500 bin öğretmene ve 3 milyon aileye ulaşmayı hedeflemektedir.
Bunu yaparken hiç bir laboratuar malzemesine gerek bırakmaksızın evdeki
marketteki hatta çöpe atılacak malzemeleri kullanmanın yollarını göstermektedir.
Daha da ötesinde bilimi geleneksel yöntemlerle bir eğitim gibi sevdirmek yerine
bir oyun ve eğlenceye dönüştürmeyi başarabilen özel bir koleksiyonla çocukların
dikkatini çekmektedir. Bu da bu ülke için projeyi vazgeçilmez kılmaktadır.
Projem malzemeye olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktadır. İlgi azlığını gidermek
için eğlenceli sihir ve büyü konseptiyle çocuklara yaklaşmaktadır. Eğitimcilerin
yeniden eğitilmesinin zahmetli olduğu ve zaman alıcı olduğu göz önüne alınarak
doğrudan çocuklara ve gerektiğinde anne babalara ulaşacak kestirme yöntemlerle
sorunun acil önlemler tasarlanmakatadır. Ayrıca uzun vadede kalıcı kurumsal
çözümlere ışık tutacak ilk hareketin oluşması arzu edilmektedir.Kitlesel
çözümler geliştirmek için her türlü medya araçları , sponsor bulma çalışmaları,
gönüllülük yöntemleri, fon yaratma teknikleri kullanılacaktır.
Küçük
Mucitler Programı Nedir?
|
Küçük
Mucitler programı katılımcıları yaratıcılığa yönlendiren ve mucitliğin yollarını
gösteren hiç bir illüzyon ve el çabukluğu kullanmadan sadece bilim ve doğa
kurallarından güç alarak etkileyici sihirbazlik numaraları temasi etrafında
örgülenmiş izleyenlerin kolayca öğrenip etkinlik sırasında uygulayıp daha sonra
bunları evlerinde tekrarlayabilecekleri kadar pratik ve akılda kalıcı hiç bir
özel malzeme kullanılmadan basit ev malzemeleri ve çöpleri bir laboratuara
dönüştüren sadece çocukları değil her yaştaki insanları etkileyen çoğu zaman
yarışmalarla renklendirilerek katilimcilarin birbiriyle kaynaşabildiği bilim
ve teknolojinin eğlenceli yanlarını ön plan çıkaran “unutulmaz” deneyimler.
Kucuk mucitler programinda yer alan etkinlikler yapisi itibari ile 3 kategoride
yer almaktadir.
|

|
a)
izlemeye dayali bilim-sihirbazlik gosteri bolumu,
b)
birebir uygulamaya dayanan sasirtici deneyler bolumu
c)
cocuklarin gruplar halinde o anda verilen malzemelerle yaratici yeteneklerini gelistirdikleri yarisma bolumu.
Küçük
Mucitler Programı Nasıl Ortaya Çıktı?
|


|
1988
de Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Eğitimi –Fizik
Öğretmenliği Bölümünü ilk mezun ve birinci olarak bitirdikten sonra 8 yıl kadar
ortaokul ve lise öğrencilerinin uluslararası bilim olimpiyatlarına hazırlanması
amacıyla özel çalışmalar yaptım. Bu devrede birlikte çalıştığımız öğrenciler o
yıllarda Türkiye’nin yurt dışında fizik dalında kazandığı madalyaların yarısını
aldılar,ilk defa en genç yarışmacı dünya rekorunu kırdılar ve Türkiye’ye
tarihindeki ilk Dünya Birinciliğini sağladılar. Birlikte çalıştığım öğrencilerle
elde ettiğimiz Fizik başarıları başka alanlardaki başarılara örnek oldu ve
1993’te Fizikte alınan ilk dünya şampiyonluğundan sonra Türkiye 1995’te
Biyolojide 1997’de Kimyada 1999’da Matematikte ilk dünya birinciliklerini elde
etti. Bilim olimpiyatlarıyla ilgilenen bir çok öğrenci öğretmen ve okul ortaya
çıktı. Hiç şüphesiz ülkemizin kendine güveninin artması ve geleceğin bilim
adamlarını yetiştirme açısından büyük önemi olan bilim olimpiyatları alanında
yaptığım öncü çalışmalar ile elde ettiğimiz başarılar sonucunda Türkiye’de bir
çok gencin bilime olan bakışı ve ilgisi değişti ve bu değişimde oldukça önemli
bir katkım oldu. Ancak aradan yıllar geçtikçe, gençlerimizi bilime, araştırmaya
ve buluşçuluğa yönlendirmek, onlarda açık toplum bilincinin gelişmesine katkı
sağlayacak yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesi için bilim
olimpiyatlarının gerekli ancak yeterli olmayan bir çaba olduğunu düşünmeye
başladım. Bu çerçevede 1997-2003 yılları arasında eğitim teknolojileri, eğitim
yönetimi, proje yönetimi alanında yaptığım çalışmalarla kendimi geliştirerek fen
eğitimi alanında etkisi daha güçlü bir toplumsal harekete ön ayak olma isteğini
hissetmeye başladım. |
13 Aralık
2001 de NTV de çıkan “Fen eğitimi hayattan kopuk’ konulu, Gülseren Güver imzalı
haberde “İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Milli Eğitim Bakanliği’na sunulan
bir raporda, ilköğretim okullarında verilen fen eğitiminin tahta-tebeşir
tekniğinin ötesine geçemediği, dolaplarda pahalı cihazlar bir yana kuvvetli bir
mıknatısın dahi bulunmadığı vurgulandı……… raporda, çocukların araştırıcı
özelliklerinin, 7-12 yaş arasında en üst düzeye çıktığına ancak bu dönemde
verilen fen eğitiminin çok yetersiz kaldığına dikkat çekildi…….Okullardaki fen
eğitimi çocukların merakını ve araştırıcılığını köreltiyor.İlköğretim
okullarının çoğunda fen laboratuvarı lüzumsuz görülmüş, açılan laboratuvarlar da
kapatılıp dersane yapılmış Dolaplara yerleştirilen aletlerin çoğu bozuk veya
işlemez durumda. Dolaplarda kuvvetli bir mıknatıs dahi yok.Öğretmenler,
kalabalık sınıflarda bireysel eğitim yapılamayacağı fikrini kabul etmiş
durumda.Neyi gösterdiği, neden yapıldığı, ne sonuç bulunduğu ve günlük hayatla
bağlantısı anlaşılamayan “gösteri deneyleri” yasak savmadan öteye geçemiyor Fen
dersleri tahta-tebeşir tekniğiyle, doğa gerçeğinden kopuk, kuru, arada problem
çözme, tanımlar yapıp yazdırma, arada soru sorup cevap alma şeklinde, yerleşik
öğrenim düzeni içinde işleniyor.Bu haliyle fen eğitimi öğretmen merkezli,
ezberci ve otoriter. Öğrencinin kendine güvenip yaratıcı fikirler üretmesine,
kişiliğinin gelişmesine imkan vermiyor.” yazmaktaydı. Bu haber ve içinde yer
alan rapor üzerinde çözüm üretebilir miyim diye düşünmeye başladım. 500 bin
kadar öğretmeni eğitmenin, binlerce okulu laboratuar malzemeleriyle donatmanın
ve yüzyıllara yayılmış eski alışkanlıkların değiştirilmesinin zorluklarını
düşünerek bu konuda pratik ve yaratıcı bir çözüm aradım. Kısa süren bir çalışma
sonucunda evlerde bulunabilen yada marketten alınabilecek basit malzemelerle
ilk öğretim öğrencilerine yönelik son derece çekici deneylerin yapılabileceğini
gördüm. Bu projeyi Geleceğin Buluşçuları adında isimlendirdim ve proje henüz
uygulamaya geçmeden yaptığım ön tanıtımlar sonucunda projem gazetelerin,
dergilerin, yazarların, iş adamlarının ve bazı velilerin ilgisini çekti. Daha
sonra Dünya Bankası projesi nedeniyle İstanbul’u terketmek zorunda kalıp
Ankara’ya geçtim.
|
Gelişen aşamada
etkileyici sihirbazlık öğelerinin ön plana çıkışının tetiklenmesinde beni
internetten bulan ve ulaşan Kenan Okan beyin geçmiş deneyimleri yanında , ilham
verici teşvik ve desteği etkili olmuştur. Onun daha once 1980 li yıllarda TRT de
26 hafta boyunca yapılan çekimlerini inceleyip bunları nasıl daha çekici hale
getireceğimi ve neden süreklilik oluşturmadığını düşündükten sonra 2003
baharında projenin ilk hali olan ve buluş ve icat temalı geleceğin buluşçuları
versiyonuna yakın olan çekimlere benzer ve daha etkili bir çalışma yapmayı
önerdiğim Tepe Grubu Mobilsoft ile deneyleri bir VCD ye dönüştürebilirmiyizi
tartışırken çocukların daha çok o sıralar ve hala gündemde olan Harry Potter
benzeri sihirbazlık ve büyücülük teması gibi şeyler aradıklarının dile
getirilmesi üzerine projenin gelişimi farklı bir ivme kazandı. O ana kadar benim
için sadece pratik ve okuldaki laboratuara gerek bırakmayan deneyler ön planda
iken artık deneylerin sadece pratik olması yetmeyip bunların sihirbazlığa
benzer şaşırtıcı ve beklenmedik sonuçlar içermesine de dikkat etmem gerektiğini
gördüm.İlk anda elimdeki mevcut deneyleri incelediğimde 8- 10 şaşırtıcı
deneyimin olduğunu farkettim.
Özellikle yabancı kaynakları internet ortamından
araştırarak ve yabancı kitaplarını getirerek aktivite sayısını geliştirdim.
Yaklaşık 4 ay süren bir çalışma ile Ağustos 2003 te Buluş ve Sihirbazlık Okulu
programını oluşturan özel koleksiyonda yer alan deney sayısı 150 yi aşmıştı.
|

|
Küçük
Mucitler Nasıl Uygulanıyor?
|

|
Program
farkli amaçlar ve şekillerde uygulanabiliyor:
 | 150
kadar özel aktiviteden seçilmiş en popüler olanların yer aldığı genelde yaş
günü partileri, kongre, seminer, açılış, kurumsal tanıtım, mezuniyet
toreni, pilav gunu, kermes , bahar piknigi , ödül niteliğinde eğlence gibi
geleneksel özel toplanti ve kutlama organizasyonlarına uygun ortalama 2 saat
süren etkinlik |
 |
Merkür , Venüs, Mars , Jüpiter,Satürn, Uranüs isimli 2 gunluk sikistirilmis
yada 1 haftalik serpistirilmis mucitlik yaz okulu programlari yada periyodik
bir dizi kulüp etkinliği şeklindeki 6 seanstan oluşan yaklaşık 12 saat süren
ve 150 aktivitenin tamamını içeren toplu paket |
 | Her
hafta programda yer alan belirli aktivitelerin özel yarışmalar senaryo bazlı
uygulamalar ile renklendirildiği katilimcilarin mucitlik gelişimlerinin
izlendiği genelde uzun bir zamana ve en az bir yıla yayılmış kulüp programı
|
 |
Ogretmenlere yonelik (ozellikle ilkogretim ve fen ogretmenlerine) meslek ici
egitim programi |
|
Küçük
Mucitler projesi son bir yıl içinde 1500 e yakın öğrenciye 5 ayrı şehir 50 ye
yakın seansta biribirinden çok farklı ortamlarda ( köyde okul bahçesinde bayram
kutlaması şeklinde, şehirde, metropolde, turizm merkezlerinde otellerde
animasyon şeklinde, alışveriş merkezinde, yaşgünü partilerinde, TV
programlarında, country clublarda sosyal kulüp etkinliği şeklinde, devlet
okullarında spor ve gösteri salonlarında ve özel okullarda sınıf içi etkinlik ve
laboratuar uygulaması olarak, anaokulunda, yuvada, evlerde özel kulüp çalışması
olarak, kitap merkezinde, fuarlarda) uygulandı. Türkiyede ilk defa yapılan Dünya
Bankası Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışmasında 765 proje içinden ilk 35 içinde
yer aldı.Show TV 3 Mayıs 2005 19.00 Ana haberde 35 projeden sadece projemize yer
verildi . aynı tarihli TRT haberinde ise: “Yaratıcı Kalkınma Fikir Yarışması:
Yarışmada finale kalan 35 proje birbirinden ilginç fikirler sunuyor.Yaratıcı
beyinler Türkiye'nin kalkınması için proje üretiyor.Dünya Bankası'nın
düzenlediği "Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması"nda 35 proje finale kaldı.Her
biri kendi alanında yepyeni açılımlar getiren projelerin kimi kelimenin tam
anlamıyla sınır tanımıyor.Dünya Bankası'nın çeşitli ülkelerde düzenlediği
"Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması" ilk kez Türkiye'de düzenlendi. 765 proje
arasından finale kalan 35 fikrin ortak noktası; kadın, çocuk ve özürlüler gibi
toplumun üretime katılmayan kesimlerini üretken hale getirmeyi
hedeflemesi...Bunlar arasında buluş ve sihirbazlık okulu, en sıra dışı
projelerden biri olarak öne çıkıyor. Hedef, çocukların, eğlenceli yöntemlerle
çevrelerini tanımalarını sağlamak.Örneğin bulut nasıl oluşur? Sihir Okulu'nda
plastik bir şişe ve biraz su yardımıyla bunu öğretmek çok kolay....” ifadesine
yer verildi.
Küçük
Mucitler Aktivite Örnekleri
Elmanın sesi
Evet elmanin
sesi olur mu demeyin? Kulaklariniza inanmasaniz da son derece pratik malzemeler
kullanarak bu sesi cocuklara dinletmek onlarin beyinlerinde ve hafizalarinda
unutulmaz bir deneyim ve merak olusturucu ilgi olusturacaktir.
|
Elma limon
portakal salatalık veya patlıcan gibi farkli meyve ve sebzelerle yapilabilecek
bir aktivite bu. Bu meyvelerden biri ile bir demir çivi ( biraz buyuk olsun) ,
10 cm bakır ciplak kablo ( telefon kablosu veya tv baglanti kablolarindan
cikarilabilecek kucuk bir parca olabilir) ve bir bilgisayar hoparloru (ya da
kulaklik) gereken malzemeler. Hoparloru
elektrige takin ve calisir duruma getirin.Elmaya civiyi batirin. Civinin bir kac
cm uzagina da bakir kabloyu batirin. Hoparlorun bilgisayara baglandigi kablonun
jack denilen giris kismi 3 bolmeden olusur. Bunun alt kismini civiye
dokundururken bakir kablonun ucunu jack'in orta kismina dokundurun. Acik olan
hoparlorden tık diye bir ses duyacaksiniz. Eger bakir kabloyu kesikli olarak
orta bolmeye dokundurusaniz tık-tık-tık seklinde sesi acik bir sekilde
duyabilirsiniz. Farkli meyve yada sebzelerle yaptiginizda farkli bir ses
olusmuyor. Hepsinde ayni tık-tık tık lar elde ediliyor. Peki bu ses nerden
geliyor? Limon elma vb meyve ve sebzelere batirilan farkli iki metal bu
cisimlerde kimyasal reaksiyonlar sonucu bir potansiyel farki yani bir pil
benzeri kucuk bir elektirik akimi olusmasini saglar.Bu akimi bilgisayar
hoparlorune vererek hoparlorde ses olusturmus oluyoruz. Hoparlor yok ise kucuk
bir kulaklik da kullanabilirsiniz? Seslerde bir fark bulamayabilirsiniz ama eger
bulunabilirse hassas bir akim olcer yada multimetre ile olusan akim farklarini
olcmek de mumkun...
|

|
Bulut
oluşturma:
Bu
aktivitede çocuklar çöpe attığımız boş bir pet şişesinde bulut oluşturuyorlar.
Pet şişenin boyutu (küçük yada büyük) pek önemli değil. Ancak kapak kısmı
deformasyona uğramamış yani plastik şişe sıkıştırıldığında hava kaçırmamalı.
Önce pet şişenin içine çok az bir miktar (seviye olarak bir parmaktan az veya
5-10 gram) su koyuyoruz. Suyun sıcak veya soğuk olması da pek önemli değil.Ancak
sıcak su ile daha çabuk sonuç alınıyor. Soğuk su ile bulut oluşturmak ise
çocukları daha çok etkiliyor.Su konulduktan sonra pet şişenin kapağı kapatılıyor
ve şişe 5-10 saniye çalkalanıyor. Çalkalamanın amacı su taneciklerinin çok küçük
parçacıklar halinde şişenin her köşesine dağıtmak.Daha sonra şişenin kapağı
açılıyor ve bir kibrit yakılarak şişenin içine bırakılıyor. Kibrit suya düşünce
sönecektir. Hemen şişenin ağzını kapatıyoruz. Bu esnada şişenin içinde henüz hiç
bir bulut oluşmadığını çocukların dikkatlice izlemesi sağlanıyor. Arkasından
plastik pet şişe ağzı kapalı durumda yere bırakılıyor ve ayaklarımızla şişe
eziliyor.Yani esnek pet şişenin baskı ile hacminin değişmesi
sağlanıyor.Ayağımızla pet şişeye basma ve bırakma ( yani basınç uygulama) işlemi
10-15 defa tekrarlanabilir. Bu işlemin sonunda şişenin kapağı açılarak bir siyah
zeminin üzerinde şişenin içinden bulutun çıkması gözlennebilir. Bulut çok ışıklı
ve parlak ortamlarda görünmeyebilir. Arka fonun koyu bir renk duvar , karton
veya kumaş olması gözlenmeyi kolaylaştıracaktır. Şişenin içindeki bulut tamamen
boşalıncaya kadar şişeyi sıkıştırmaya devam edilirse bu süre içinde oluşan
bulutun şişeden çıkışı gözlenecektir. Bu nedenle daha büyük pet şişelerde daha
çok bulut oluşması sağlanabilir.
|

|
Bu tür deneyler
kolay kolay unutulmayacak özellikler taşımasından ve son derece basit
malzemelerle yapılıyor olmasından çocukların bir süre sonra bunlardan
etkilenerek olumlu alışkanlıklar edineceğini ve yaratıcı olmayı yaşayarak
öğreneceklerini bekliyorum. Bu konuda benim yaklaşımımı en ciddi bir şekilde
destekleyen akademik destek toplam 53 bin üyesi olan ABD Ulusal Fen Öğretmenleri
Derneği NSTA nın çıkardığı Science Scope Dergisi Eylül 2003 sayısının 36-39.
sayfalarında California State University ,Fullertonda assistant professor olarak
çalışan Teresa Crawford imzasıyla yayınlanan makalede dile getirilmektedir.
|
2005
Uluslararası Fizik Yılı ve ve Dünyada Çocuklara Yönelik Yapılan Etkinlikler
Bu arada
BM Genel Kurulu’nun 10 Haziran 2004 tarihinde aldığı kararla ve Avrupa Fizik
Derneği önderliğinde 2005 Yılı UNESCO tarafından “Uluslararası Fizik Yılı” ilan
edildi. Einstein, İzafiyet Teorisini 1905 yılında yayınladığından, yüzüncü
senesine rast gelen 2005 yılı böyle bir etkinlik için uygun görüldü.
http://www.wyp2005.org ;
http://einsteinyear.org Dünya 2005 te Uluslararası Fizik Yılına girip
Einstein ile simgeleşen keşiflerin mucize yılını kutlarken, Türkiye'nin
geleceğini yaratacak çocuklar Küçük Mucitler projesinde yer alan sihirli
deneylerle fizik icat düşüncesi ve buluşlarla tanışacaklar.Küçük Mucitler
programına katılan çocuklar soğuk suyu ısıtmadan buluta dönüştürecek, bir
kartona insanı taşıtacak, hatta sadece nefesle bir insanı yerden 2 cm havaya
kaldıracak, bir pet bardakta tavuk, bir balonda eşek arısı, bir pipette kuş sesi
çıkartacaklar, yer çekimini yenerek kartonu havada tutacak, bir parayı görünmez
yapacak, görünmeyen yazıyı görünür hale getirecekler, sıcak suyu 5 saniyede
soğutacak, soğuk suyu ısıtmaksızın fokur fokur kaynatacaklar, bir kağıdı
mıknatısa dönüştürecek , tuz taneciklerini dans ettirecek, fişe sokmadan kontrol
kalemini ve floresanı yakabilecek, ışığı bölecek ve bükecekler.
2005 Fizik yili
kutlamalarina yonelik olarak her ulkede yapilan calismalara
http://www.wyp2005.org/activities.html adresinden ulasabilirsiniz.Yaklasik
50 ulkede neler yapildigini teker teker incelediginizde genelde orta lise
universite ogrencileri yetiskinler fizikte doktora yapanlar araştırmacılar bilim
adamlarına yonelik calismalarin agirlikta oldugunu ve dogrudan ilkokul
ogrencilerini dusunen aktivitelerin az oldugunu goreceksiniz. Çocuklara yonelik
olarak tasarlanmış ulusal aktivite örnekleri ise:
 |
Belcikada 1
calisma:Scientastic in Brussels (next to Grand Place) proposes to explore 90
funny experiments on physics and illusions.
http://www.scientastic.be |
 |
Estonyada 1
calisma: A traveling exhibition on physics in collaboration with Science
Centre AHHAA and demonstrate it in all main cities of our country, |
 |
İrlanda da 1
calisma: Discover Primary Science ulusal yarisma programi
www.science.ie/home/index.asp |
 |
Hollandada 2
calisma :Physics in the Department Store: In every university city a physics
show with spectacular demonstrations will be organized in the marketplace or
in one or more large department stores. ve Science on the Beach: Science is
brought to the crowds of people holidaying on the 100 km long Dutch beach in
midsummer. With a caravan of various vehicles, The central topic is energy (as
consumable good in daily life). |
 |
Isvec 1
calisma: Mobile exhibition: showing Physics toys |
 |
Küba 1
calisma: Elaborate a program for the Education Channel about the importance of
Physics and its applications |
 |
Panama 1
calisma: Fair of physics and exposure of an spectacular experiments.
|
 |
Bolivya 1
calisma :The magic of physics: The aim is to take physics out of the
University into the community, consisting in demonstrations and experiments
performed in public spaces (parks, schools, cultural centers). A didactic
guide to the experiments will be published, due to popular demand.
|
 |
Brezilya 1
calisma: Theatre, Music and Science. Stimulating theatre groups and musical
bands to produce shows related to science, in particular to physics. |
 |
Venezuella 1
calisma: Public exhibitions in order to promote physics in non academis
communities. The planification is in progress |
 |
Fas 1 calisma:
Exhibitions with experiments for the wide public and posters concerning
physics |
 |
Nijerya 1
calisma: BOY GENIUS a short drama presentation of practical physics-at-home
demonstrations. |
 |
Pakistan 1
calisma: Hunt for Physics talent from age 10 to 19 years - Pakistan Inst. of
Engineering and Applied Sciences |
 |
Filipinler 1
calisma: Physics Camp for Elementary and High School Silliman |
 |
Avustralya 1
calisma: Build a physics demonstration from items found around the home - A
national and state version of the International Young Physicists' Tournament |
Milli Eğitim
Bakanlığı Neler yapabilir?
Üç yıl içinde 10
milyon çocuktan projeyi duymayan kimsenin kalmamasını istiyorum. Bu konuda
gösterilecek başarı basın yayın organları ve potansiyel sponsorları etkileme
gücümüzle orantılı olacağından kestirimde bulunmak zorlaşmaktadır. Bununla
birlikte şu ana kadar edindiğim izlenim bu konuda sonuca ulaşmada
zorlanmayacağımız şeklindedir. Doğrudan uygulamalara katılmasını umduğumuz çocuk
kitlesi onlara doğrudan ulaşabilecek insan gücü ile ilişkili olduğundan
oluşturacağımız gönüllü ordusu ile sınırlı olacaktır. Ancak Türkiye gibi
gelişmekte olan bir ülkede gönüllü bulmak ve özellikle de bilim eğitimi gibi pek
alışkın olmadığımız bir alanda gönüllü bulmak zorlaşmaktadır. Bu konuda
üniversite öğrencileri yada yeni mezun öğretmenler onlar harekete geçirecek
küçük maddi desteklerin sağlanacağı bütçeler oluşturabilir isek konuyla yarı
profesyonel olarak ilgilenecek bir bilim ordusu yaratbiliriz. Bakanlık
yetkilileri bu hususta yeni nesil eğitimcilere yeni bir iş alanı yaratacak bir
girişime destek olmak için kendi kaynaklarını harekete geçirebilir ve ülkedeki
ekonomik güçlerin ilgisini bu yöne çekmeye destek olabilir. Bunun yanında Milli
Eğitim Bakanlığı yapacağı incelemeler sonucunda projeyi çocuklarımız için
değerli ve desteklenmeye değer bulursa projeyi il milli eğitim müdürlüklerine
önerebilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri ise yerel kaynakları ve yerel
sponsorları harekete geçirerek ve mevcut imkanları seferber ederek okulları
harekete geçirip ulaşılacak hedef kitlenin artmasına olanak sağlayabilir.
Sonuç
| Kısa
vadede ve sponsorlar bulmayı ve bu yolla somut uygulamaların sayısını artırmayı,
bir dernek kurarak bir gönüllüler ağı oluşturmayı, TV ve benzeri medya
araçlarıyla ilgili çalışmaları hızlandırarak kitlesel etkileri artırmayı
düşünüyorum. İlerleyen aşamada uluslararası fonlara yönelik çalışmalara eğilerek
yeni kaynaklar yaratmayı ve bu yolla daha organize çalışmaları hızlandırmayı
planlıyorum. Deneylerin içeriğini zenginleştirmek, fen bilgisi dışında yaratıcı
ve buluşçu düşünmeyi geliştirecek diğer toplumsal ihtiyaçlara yonelik
programlarla içeriği zenginleştirecek çalışmalar yapmak istiyorum. Öncelikle
projenin Türkiyede yaygınlaşması için çalışacağım. Bunu da öncelikle pilot
çalışmaları genişleterek sürdürmeyi daha sonra bölgesel çalışmalar ardından
kitlesel ve ulusal çalışmalarla genişletmeyi umuyorum. Başarılı olunması
noktasında Türkiyede elde edilen olumlu gelişmeler, uluslararası fonların
kazanılarak projenin başka ülkelerdeki çocukların gelişimi için kullanılabilme
şansını doğuracaktır. Bu anlamda 2004 deki ilk 6 somut uygulamadan birisinin
bir uluslararası çocuk festivali olduğunu belirtmekte fayda olabilir. |

|
İlk
aşamada sponsorlar bularak gerçekleştireceğim geçici ve pilot uygulamalar
yoluyla çekirdek bir kadro oluşturmak istiyorum. Bu çerçevede özellikle
üniversiteler ve belirli STKların insan kaynaklarından faydalanmak ve gerekirse
ortak çalışmalar yapmayı planlıyorum. İlerleyen aşamada sponsorların ve
kaynakların sayısı arttıkça kurumsal bir yapıya ulaşmayı profesyonel bir
organizasyon kurmayı yeni parasal kaynaklar yaratacak çözümlere yoğunlaşarak
ilerlemeyi planlıyorum. Bununla birlikte bir yandan çekirdek kadroyu
geliştirirken kitesel medya iletişim araçları ile doğrudan çocuklara ulaşacak
yeni teknolojileri kullanmak istiyorum. Bu yapını içinde başlangıçta kurucu ve
gönüllüleri eğitici olarak gerektiğinde kaynak yaratıcı ve organizator olarak
yer almayı ve zaman içinde yönetim kurulunda kalarak işi profesyonel bir ekibe
teslim etmeyi düşünüyorum.
Yöntemin içerik
ve tasarım olarak çekiciliği yanında belki de burada en önemli nokta bu yöntemin
bir ulusal kampanyaya dönüştürülmesi için yapılabilecek olan faaliyetlerdir.
Detaylı olası faaliyetler planını kısaca başlıklar halinde:
 |
Geleceğin
Buluşçuları isminde VCD, Kitap ve Web Portalı üzerinden çocuklara ulaşmayı
hedefleyen bölüm |
 |
Alaaddinin
Sihirbazlık Okulu isminde ve kitle gösterileri yada gezici etkinlikler
şeklinde tasarlanan bölüm |
 |
Bilimin
Gizemleri isminde eğiticilerin eğitimi ve gönüllü aktiviteler yolu topluma
ulaşmayı hedefleyen bölüm ve bu çalışmaları destekleyecek medyatik yarışma
festivali etkinlikleri |
 |
Buluş Zamanı
isimli TV Çocuk Yarışma yada dizi programı |
 |
Otel
animasyonları ve yaz okulları şeklinde yaz tatiline ve eğlence sektörüne
yönelik bölüm |
 |
Çocuk Külübü
ve ders dışı okul etkinlikleri şeklinde ülke çapında bir ağ kurulmasını
hedefleyen çalışma olarak özetleyebiliriz. |
|
Elbette
herbirinin taslak bütçeleri tahmin edilen ve uygulama şekilleri olası
sponsorlarla yapılacak görüşmelerle şekillenecek olan bu faaliyetlerden
hangilerinin ülke koşulları için en uygun çözüm olduğu oluşan talep, ilgi ve
toplumsal destekle bağlantılıdır. Bütün bu faaliyetlerin bir bir hayata geçmesi
sayesinde bir alışkanlık kültürü ve bir toplumsal modanın yaratılmasını
umuyorum. Hiç şüphesiz bu konuda yapılabilecek olanlar bu alışkanlığın oluşması
sonrasında daha ilgili ve yetenekli olan çocukların ellerinden tutulması ve icat
ve buluşa yönlendirilmelerine yönelik başka yeni projeleri tetikleyecektir. |

|
|

|
Sosyal
sistemde asıl etki düşüncelerin ve alışkanlıkların değişmesi ile ilgilidir.
Bunun için yapılan çalışmaların her geçen gün toplumda çok daha geniş kitlelere
ulaşmasını sağlayacak şekilde hızlandırılması gerekecektir. Toplumda ilgi
uyanması yetmeyecek arkasından bu ilginin beslenmesi yönünde yenilikçi
çalışmalara ve aktivitelere gereksinim olacaktır. Bu açıdan gerekli duyarlılığı
kazanmış çocukların daha ileri konularla yeteneklerini sergileyecekleri
eğlenceli sosyal olaylar yarışmalar eğitimler burslar okullar özel programlar
geziler vb projenin ulaşmak istediği hedefe yaklaştıracak aşamalara
geçilecektir. Bilime araştırmaya deneye ve uygulamaya daha çok değer veren bir
kültürel alışkanlığın oluşması hiç şüphesiz on yıllar alacaktır. Çünkü şimdiki
çocukların büyümesi, üniversiteyi bitirerek meslek edinmeleri ve iş dünyasına
atılması hatta daha sonra kendi çocuklarına bu alışkanlıklara uygun ortamlar
sağlamaları 20-40 yıllık bir sürece yayılabilir. Ancak bu on yıllardan sonra
dönüp geçmişe bakıldığında bu projenin önemli bir başlatıcı etkisinin olduğu
görülecektir. On yıllar içinde projeden olumlu etkilenmiş buluşçu düşünen genç
beyinler iş dünyasına girdiklerinde daha yaratcı ve girişimci fikirler
geliştirecek patentler üretecek toplumun ekonomik rekabet gücü artmasına katkı
sağlayacaktır. |
|