Konsept

İnovasyon Konsept Prototip proje

Home
Up

 

Türkiye toplumsal olarak bilimden ve teknolojiden uzak kalmış, kültürel olarak icat ve buluşlara yabancı olan bir toplumdur. Son yüzyıl içinde üretilmiş patent sayısı oldukça sınırlıdır. ABD de sadece 3 günde yapılan patent başvurusu ülkemizde son 200 yılda yapılan başvurudan daha fazladır. Bilim ve icatlara karşı olan ilgisizlik zaman içinde eski Osmanlı imparatorluğunun diğer gelişen toplumlara göre teknoloji ve ekonomik anlamda geri kalmasını ve sonunda çökmesini sağlamıştır. Yeni Türkiye cumhuriyetinde ilk yıllarda bu alanda önemli çabalar olmuş ise de geçen zaman içinde yeterli toplumsal duyarlılık gösterilmediği ve önem verilmediği için buluş odaklı düşünebilen  özgür ve yaratıcı fikirler geliştiren ezberci olmayan deneyimlere değer veren ve araştırarak bilgi üreten değer yaratan gençlerin yetişmesi mümkün olmamıştır. Bu da toplumsal anlamda teknolojinin üretilmesini geciktirmiş ve ekonominin gelişimini yavaşlatmıştır.

Toplumlarin sosyo – ekonomik gelisme nedenleri üzerinde arastirma yapanlar, 1950’li yillarda ilginç bulgulara ulastilar. Amerikali iktisatçi Solow, 1957 yilinda yayinladigi ünlü incelemesinde söyle söylüyordu: “Bilinen ekonomik büyüme nedenlerine, (kapitalin ve isçi emeginin kalitesinin artmasina) yeni bir unsur daha eklenmistir:Teknolojik gelisme. Ekonominin arizasiz ve eflasyonsuz büyümesi için, teknolojik gelisme sarttir. Bugün, ekonomide teknolojik gelismeleri artiracak iklimlendirmeyi saglamak; devletlerin en önde gelen görevleri arasina girmistir. Ayrica; devlet gelirlerinin en verimli degerlendirme alani, teknolojik gelismelere yapilacak yatirimlardir.” Solow,Baskan Kennedy’nin danismani olarak, fikirleri dogrultusunda aya insanli seyahat projesinin en büyük destekcisi oldu, ayrica bahsi geçen çözümlemesiyle 1987 yilinda Nobel Ekonomi ödülü aldi.

 

Günümüzde egitim ve ögrenme faaliyetleri evde, okulda, isyerinde ve mümkün olan her yerde ve her firsatta birbirinin içine girerek, bütünleşerek hayat boyunca devam eden bir serüvene dönüsmektedir. Bilgi toplumlarının bireylerinden beklentisi, bilgi ve teknoloji okur yazarligi ve hatta bilim okur yazarlığıdır. Bilginin ve mevcut bilgileri işleyerek daha verimli yeni bilgiler edinmenin bu kadar önem kazandigi günümüzde; ögrenmeyi kolaylastiracak, kavrayarak derinlesmesine ögrenmeyi destekleyecek, ögrenmeyi zevkli kilacak, çok maksatli yeni ortamlara gereksinim duyulmasi dogaldir. 1960’li yillardan itibaren; Bilim Merkezleri olarak ortaya çikan; yeni ögrenme alanlarinin sayilari bu nedenle hizla artmaktadir. Bugün, dünyada 1000‘i askin faal bilim merkezi, bulunmaktadir. Yalniz 2000 yilinda yaklasik, 73 yeni bilim merkezi daha hizmete girecektir. Bilim Merkezlerinin ziyaretçileri de hizla artmakta olup, yilda dörtyüz milyonu asmistir.

 

Ülkemizde Bilim Merkezi adıyla yapılan ilk uygulama Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Altınpark İşletmeleri bünyesinde Nisan 1993`te hizmete açılan Feza Gürsey Bilim Merkezi’dir. Eylül 1995 de İstanbul Bilim Merkezi Vakfı kurulmuştur.448 milyon dolarlik 2005 Tubitak Ar-Ge butcesinden yaklaşık 40 milyon dolarlık bir bölümü  Ankarada yeni ve gelişmiş bir bilim merkezi inşaatı için ayrıldı. http://izmir.la21turkey.net/  da göreceğiniz üzere İstanbul ve Ankara dışında da yerel gündem hareketleri ve http://www.kesiad.org/dispHaberDetay.php?HABER_ID=8  de göreceğiniz üzere iş adamı derneklerinin  bilim toplumuna giden yolda bölgesel arayışları sürmektedir.Ancak şöyle bir sorun var: Bilim ve teknoloji merkezleri  30-100 milyon dolarlık yatırımlar isteyen ve  işletim giderleri  yıllık ortalama 2 milyon dolar ve ziyaret başına 13 dolar olan pahalı yapılardır. Türkiye'nin ekonomik olarak gelişmekte olan bir ülke olması yanında halkın bilinçlenme ve destekleme düzeyi de oldukça yetersizdir.Sayın Tınaz Titiz'in http://www.tinaztitiz.com/yazi.php4?id=647  de ortaya koyduğu iki kritik sorudan biri olan olan "Bilim Merkezleri'nin yaygınlaşması için gereken toplumsal destek de yetersiz düzeyde olacağına göre, giderek kendini besleyebilen bir ilk hareket nasıl oluşturulabilir" sorusuna somut bir cevap olarak  Küçük Mucitler projesi yapısından anlaşılabileceği üzere geleneksel bilim merkezleri ekonomisinin ve yaklaşımlarının ulaşmakta zorlandığı kitlelere hitap eden sıradışı pratik ve yaratıcı özellikler taşımakta ve Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkeye özgü çözümler içermektedir.

 

Ülkemizde özellikle son 30 yıldır başta Tübitak Bilim adamı yetiştirme grubu liderliğinde yapılan çalışmalar genelde lise ve son yıllarda ortaokul öğrencilerinden yetenekli ve zeki olan sınırlı bir bölümü kapsayacak şekilde gelişmektedir. Ancak ilköğretim çağındaki öğrencilere yönelik ve sadece zeki olan seçilmiş bir grubu değil kitlesel anlamda geniş bir topluluğu , öğretmenleri ve hatta ebeveynleri hedeflemiş ciddi bir toplumsal kampanya henüz başlamamıştır. İşin ilginci bu ülkede henüz fen eğitimi ile ilgilenen öğretmenler bir araya gelerek mesleki anlamda kendilerini ve diğer ilgili grupları mesela ilköğretim öğretmenlerini geliştirecek bir dernek bile kuramamıştır. 1980 li yıllarda değerli eğitimci Kenan Okan TRT de kolay fen deneylerini anlatan çocuk programlarını bir süre gerçekleştirmiştir. Ancak benzer bir çalışma özel televizyonlar döneminde gerçekleşmemiştir. Bu amaçla yayınlanmış çoğu tercüme bir kısım deney kitapları kitapçılarda bulunabilmektedir ancak toplum kitap ve kaynaktan öte bir sosyal akım olmayışı nedeniyle bu tür yayınlara yeterli ilgiyi göstermemektedir. HP sponsorluğunda 2002 yılında genç mucitler yarışması sınırlı kalmış, Beyaz Noktanın bilim çantası programı sürekli ve etkili olmamıştır. Bilim Merkezi tarzı uygulamalar sadece bir kaç büyük şehirde sınırlı ziyaretçide ilgi uyandırmış ancak bunların toplumda güçlü bir etki,  alışkanlık ve gelenek etkisi gözlenmemiştir. Bunun yanında bilim merkezi tarzı mekanlarda pahalı ve özel aletlerin gerekiyor olması bu merkezlerin sayısının artmasını zorlaştırmıştır. Bazı özel okulların zaman zaman düzenledikleri çocuk bilim fuarları ve şenlikleri ise genelde lokal etkiler oluşturmakta olup yaş olarak ilköğretimin ilk yıllarına etkili olamamaktadır.

Bu açıdan 500 bin ilköğretim öğretmenin eğitilmesi ve okulların laboratuarlarla donatılması ekonomik olmadığı gibi zaman alıcıdır. Sorunun değişik özellikleri bulunmaktadır. Toplumsal anlamda destek ve ilginin eksik olması, eğitimcilerin yeterince eğitilmemiş oluşu, eğitim yöntemlerinin çocuklara ilginç gelmemesi yani yöntemlerin eskiliği, okullardaki malzeme eksikliği...Tam bu noktada Küçük Mucitler projesi  farklı iletişim araçları ve toplumsal yöntemler de kullanarak 10 milyon çocuğa 500 bin öğretmene ve 3 milyon aileye ulaşmayı hedeflemektedir. Bunu yaparken hiç bir laboratuar malzemesine gerek bırakmaksızın evdeki marketteki hatta çöpe atılacak malzemeleri kullanmanın yollarını göstermektedir. Daha da ötesinde bilimi geleneksel yöntemlerle bir eğitim gibi sevdirmek yerine bir oyun ve eğlenceye dönüştürmeyi başarabilen özel bir koleksiyonla çocukların dikkatini çekmektedir. Bu da bu ülke için projeyi vazgeçilmez kılmaktadır. Projem malzemeye olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktadır. İlgi azlığını gidermek için eğlenceli sihir ve büyü konseptiyle çocuklara yaklaşmaktadır. Eğitimcilerin yeniden eğitilmesinin zahmetli olduğu ve zaman alıcı olduğu göz önüne alınarak doğrudan çocuklara ve gerektiğinde anne babalara ulaşacak kestirme yöntemlerle sorunun acil önlemler tasarlanmakatadır. Ayrıca uzun vadede kalıcı kurumsal çözümlere ışık tutacak ilk hareketin oluşması arzu edilmektedir.Kitlesel çözümler geliştirmek için her türlü medya araçları , sponsor bulma çalışmaları, gönüllülük yöntemleri, fon yaratma teknikleri kullanılacaktır.

Küçük Mucitler Programı Nedir?

Küçük Mucitler programı katılımcıları yaratıcılığa yönlendiren ve mucitliğin yollarını gösteren hiç bir illüzyon ve el çabukluğu kullanmadan sadece bilim ve doğa kurallarından güç alarak etkileyici sihirbazlik numaraları temasi etrafında örgülenmiş  izleyenlerin kolayca öğrenip etkinlik sırasında uygulayıp daha sonra bunları evlerinde tekrarlayabilecekleri kadar pratik ve akılda kalıcı  hiç bir özel malzeme kullanılmadan basit ev malzemeleri ve çöpleri bir laboratuara dönüştüren   sadece çocukları değil her yaştaki insanları etkileyen  çoğu zaman yarışmalarla renklendirilerek katilimcilarin birbiriyle kaynaşabildiği   bilim ve teknolojinin eğlenceli yanlarını ön plan çıkaran  “unutulmaz” deneyimler. Kucuk mucitler programinda yer alan etkinlikler  yapisi itibari ile 3 kategoride yer almaktadir.

a) izlemeye dayali bilim-sihirbazlik gosteri bolumu,

b) birebir uygulamaya dayanan sasirtici deneyler bolumu

c) cocuklarin gruplar halinde o anda verilen malzemelerle yaratici yeteneklerini gelistirdikleri yarisma bolumu.

Küçük Mucitler Programı Nasıl Ortaya Çıktı?

1988 de Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Eğitimi –Fizik Öğretmenliği Bölümünü ilk mezun ve birinci olarak bitirdikten sonra 8 yıl kadar ortaokul ve lise öğrencilerinin uluslararası bilim olimpiyatlarına hazırlanması amacıyla özel çalışmalar yaptım. Bu devrede birlikte çalıştığımız öğrenciler o yıllarda Türkiye’nin yurt dışında fizik dalında kazandığı madalyaların yarısını aldılar,ilk defa en genç yarışmacı dünya rekorunu kırdılar  ve Türkiye’ye tarihindeki ilk Dünya Birinciliğini sağladılar. Birlikte çalıştığım öğrencilerle elde ettiğimiz Fizik başarıları başka alanlardaki başarılara örnek oldu ve 1993’te Fizikte alınan ilk dünya şampiyonluğundan sonra Türkiye 1995’te Biyolojide 1997’de Kimyada 1999’da Matematikte ilk dünya birinciliklerini elde etti. Bilim olimpiyatlarıyla ilgilenen bir çok öğrenci öğretmen ve okul ortaya çıktı. Hiç şüphesiz ülkemizin kendine güveninin artması ve geleceğin bilim adamlarını yetiştirme açısından büyük önemi olan bilim olimpiyatları alanında yaptığım öncü çalışmalar ile elde ettiğimiz başarılar sonucunda Türkiye’de bir çok gencin bilime olan bakışı ve ilgisi değişti ve bu değişimde oldukça önemli bir katkım oldu. Ancak aradan yıllar geçtikçe, gençlerimizi bilime, araştırmaya ve buluşçuluğa yönlendirmek, onlarda açık toplum bilincinin gelişmesine katkı sağlayacak yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesi için bilim olimpiyatlarının gerekli ancak yeterli olmayan bir çaba olduğunu düşünmeye başladım. Bu çerçevede 1997-2003 yılları arasında eğitim teknolojileri, eğitim yönetimi, proje yönetimi alanında yaptığım çalışmalarla kendimi geliştirerek fen eğitimi alanında etkisi daha güçlü bir toplumsal harekete ön ayak olma isteğini hissetmeye başladım.

13 Aralık 2001 de NTV de çıkan “Fen eğitimi hayattan kopuk’ konulu, Gülseren Güver imzalı haberde “İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Milli Eğitim Bakanliği’na sunulan bir raporda, ilköğretim okullarında verilen fen eğitiminin tahta-tebeşir tekniğinin ötesine geçemediği, dolaplarda pahalı cihazlar bir yana kuvvetli bir mıknatısın dahi bulunmadığı vurgulandı……… raporda, çocukların araştırıcı özelliklerinin, 7-12 yaş arasında en üst düzeye çıktığına ancak bu dönemde verilen fen eğitiminin çok yetersiz kaldığına dikkat çekildi…….Okullardaki fen eğitimi çocukların merakını ve araştırıcılığını köreltiyor.İlköğretim okullarının çoğunda fen laboratuvarı lüzumsuz görülmüş, açılan laboratuvarlar da kapatılıp dersane yapılmış Dolaplara yerleştirilen aletlerin çoğu bozuk veya işlemez durumda. Dolaplarda kuvvetli bir mıknatıs dahi yok.Öğretmenler, kalabalık sınıflarda bireysel eğitim yapılamayacağı fikrini kabul etmiş durumda.Neyi gösterdiği, neden yapıldığı, ne sonuç bulunduğu ve günlük hayatla bağlantısı anlaşılamayan “gösteri deneyleri” yasak savmadan öteye geçemiyor Fen dersleri tahta-tebeşir tekniğiyle, doğa gerçeğinden kopuk, kuru, arada problem çözme, tanımlar yapıp yazdırma, arada soru sorup cevap alma şeklinde, yerleşik öğrenim düzeni içinde işleniyor.Bu haliyle fen eğitimi öğretmen merkezli, ezberci ve otoriter. Öğrencinin kendine güvenip yaratıcı fikirler üretmesine, kişiliğinin gelişmesine imkan vermiyor.” yazmaktaydı. Bu haber ve içinde yer alan rapor üzerinde  çözüm üretebilir miyim diye düşünmeye başladım. 500 bin kadar öğretmeni eğitmenin, binlerce okulu laboratuar malzemeleriyle donatmanın ve yüzyıllara yayılmış eski alışkanlıkların değiştirilmesinin zorluklarını düşünerek bu konuda pratik ve yaratıcı bir çözüm aradım. Kısa süren bir çalışma sonucunda evlerde bulunabilen yada marketten alınabilecek basit malzemelerle  ilk öğretim öğrencilerine yönelik son derece çekici deneylerin yapılabileceğini gördüm. Bu projeyi Geleceğin Buluşçuları adında isimlendirdim ve proje henüz uygulamaya geçmeden yaptığım ön tanıtımlar sonucunda projem gazetelerin, dergilerin, yazarların, iş adamlarının ve bazı velilerin ilgisini çekti.  Daha sonra Dünya Bankası projesi nedeniyle İstanbul’u terketmek zorunda kalıp Ankara’ya geçtim.

Gelişen aşamada etkileyici sihirbazlık öğelerinin ön plana çıkışının tetiklenmesinde beni internetten bulan ve ulaşan Kenan Okan beyin geçmiş deneyimleri yanında , ilham verici teşvik ve desteği etkili olmuştur. Onun daha once 1980 li yıllarda TRT de 26 hafta boyunca yapılan çekimlerini inceleyip bunları nasıl daha çekici hale getireceğimi ve neden süreklilik oluşturmadığını düşündükten sonra 2003 baharında projenin ilk hali olan ve buluş ve icat temalı geleceğin buluşçuları versiyonuna yakın olan çekimlere benzer ve daha etkili bir çalışma yapmayı önerdiğim Tepe Grubu Mobilsoft ile deneyleri bir VCD ye dönüştürebilirmiyizi tartışırken çocukların daha çok o sıralar ve hala gündemde olan Harry Potter benzeri sihirbazlık ve büyücülük teması gibi şeyler aradıklarının dile getirilmesi üzerine projenin gelişimi farklı bir ivme kazandı. O ana kadar benim için sadece pratik ve okuldaki laboratuara gerek bırakmayan deneyler ön planda iken artık deneylerin sadece pratik olması yetmeyip bunların  sihirbazlığa benzer şaşırtıcı ve beklenmedik sonuçlar içermesine de dikkat etmem gerektiğini gördüm.İlk anda elimdeki mevcut deneyleri incelediğimde 8- 10 şaşırtıcı deneyimin olduğunu farkettim. Özellikle yabancı kaynakları internet ortamından araştırarak ve yabancı kitaplarını getirerek aktivite sayısını geliştirdim. Yaklaşık 4 ay süren bir çalışma ile Ağustos 2003 te Buluş ve Sihirbazlık Okulu  programını oluşturan özel koleksiyonda yer alan deney sayısı 150 yi aşmıştı.

Küçük Mucitler Nasıl Uygulanıyor?

Program farkli amaçlar ve  şekillerde uygulanabiliyor:

bullet150 kadar özel aktiviteden seçilmiş en popüler olanların yer aldığı genelde yaş günü partileri, kongre, seminer, açılış, kurumsal tanıtım, mezuniyet toreni, pilav gunu, kermes , bahar piknigi , ödül niteliğinde eğlence gibi geleneksel özel toplanti ve kutlama organizasyonlarına uygun ortalama 2 saat süren etkinlik 
bullet Merkür , Venüs, Mars , Jüpiter,Satürn, Uranüs isimli  2 gunluk sikistirilmis yada 1 haftalik serpistirilmis mucitlik yaz okulu programlari  yada periyodik bir dizi kulüp etkinliği şeklindeki  6 seanstan oluşan yaklaşık 12 saat süren ve 150 aktivitenin tamamını içeren toplu paket   
bulletHer hafta programda yer alan belirli aktivitelerin özel yarışmalar senaryo bazlı uygulamalar ile renklendirildiği katilimcilarin mucitlik gelişimlerinin izlendiği genelde uzun bir zamana ve en az bir yıla yayılmış kulüp programı
bullet Ogretmenlere yonelik (ozellikle ilkogretim ve fen ogretmenlerine) meslek ici egitim programi 

Küçük Mucitler projesi son bir yıl içinde 1500 e yakın öğrenciye 5 ayrı şehir  50 ye yakın seansta biribirinden çok farklı ortamlarda ( köyde okul bahçesinde bayram kutlaması şeklinde, şehirde, metropolde,  turizm merkezlerinde otellerde animasyon şeklinde, alışveriş merkezinde, yaşgünü partilerinde, TV programlarında, country clublarda sosyal kulüp etkinliği şeklinde, devlet okullarında spor ve gösteri salonlarında ve özel okullarda sınıf içi etkinlik ve laboratuar uygulaması olarak, anaokulunda, yuvada, evlerde özel kulüp çalışması olarak, kitap merkezinde, fuarlarda) uygulandı. Türkiyede ilk defa yapılan Dünya Bankası Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışmasında 765 proje içinden ilk 35 içinde yer aldı.Show TV 3 Mayıs 2005 19.00 Ana haberde 35 projeden sadece projemize yer verildi . aynı tarihli TRT haberinde ise: “Yaratıcı Kalkınma Fikir Yarışması: Yarışmada finale kalan 35 proje birbirinden ilginç fikirler sunuyor.Yaratıcı beyinler Türkiye'nin kalkınması için proje üretiyor.Dünya Bankası'nın düzenlediği "Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması"nda 35 proje finale kaldı.Her biri kendi alanında yepyeni açılımlar getiren projelerin kimi kelimenin tam anlamıyla sınır tanımıyor.Dünya Bankası'nın çeşitli ülkelerde düzenlediği  "Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması" ilk kez Türkiye'de düzenlendi. 765 proje arasından finale kalan 35 fikrin ortak noktası; kadın, çocuk ve özürlüler gibi toplumun üretime katılmayan kesimlerini üretken hale getirmeyi hedeflemesi...Bunlar arasında buluş ve sihirbazlık okulu, en sıra dışı projelerden biri olarak öne çıkıyor. Hedef, çocukların, eğlenceli yöntemlerle çevrelerini tanımalarını sağlamak.Örneğin bulut nasıl oluşur? Sihir Okulu'nda plastik bir şişe ve biraz su yardımıyla bunu öğretmek çok kolay....” ifadesine yer verildi.

Küçük Mucitler Aktivite Örnekleri

Elmanın sesi

Evet elmanin sesi olur mu demeyin? Kulaklariniza inanmasaniz da son derece pratik malzemeler kullanarak bu sesi cocuklara dinletmek onlarin beyinlerinde ve hafizalarinda unutulmaz bir deneyim ve merak olusturucu ilgi olusturacaktir.

Elma limon portakal salatalık veya patlıcan gibi farkli meyve ve sebzelerle yapilabilecek bir aktivite bu. Bu meyvelerden biri ile bir demir çivi ( biraz buyuk olsun) , 10 cm bakır ciplak kablo ( telefon kablosu veya tv baglanti kablolarindan cikarilabilecek kucuk bir parca olabilir) ve bir bilgisayar hoparloru (ya da kulaklik) gereken malzemeler. Hoparloru elektrige takin ve calisir duruma getirin.Elmaya civiyi batirin. Civinin bir kac cm uzagina da bakir kabloyu batirin. Hoparlorun bilgisayara baglandigi kablonun jack denilen giris kismi 3 bolmeden olusur. Bunun alt kismini civiye dokundururken bakir kablonun ucunu jack'in orta kismina dokundurun. Acik olan hoparlorden tık diye bir ses duyacaksiniz. Eger bakir kabloyu kesikli olarak orta bolmeye dokundurusaniz tık-tık-tık seklinde sesi acik bir sekilde duyabilirsiniz. Farkli meyve yada sebzelerle yaptiginizda farkli bir ses olusmuyor. Hepsinde ayni tık-tık tık lar elde ediliyor. Peki bu ses nerden geliyor? Limon elma vb meyve ve sebzelere batirilan farkli iki metal bu cisimlerde kimyasal reaksiyonlar sonucu bir potansiyel farki yani bir pil benzeri kucuk bir elektirik akimi olusmasini saglar.Bu akimi bilgisayar hoparlorune vererek hoparlorde ses olusturmus oluyoruz. Hoparlor yok ise kucuk bir kulaklik da kullanabilirsiniz? Seslerde bir fark bulamayabilirsiniz ama eger bulunabilirse hassas bir akim olcer yada multimetre ile olusan akim farklarini olcmek de mumkun...

Bulut oluşturma:

Bu aktivitede çocuklar çöpe attığımız boş bir pet şişesinde bulut oluşturuyorlar. Pet şişenin boyutu (küçük yada büyük) pek önemli değil. Ancak kapak kısmı deformasyona uğramamış yani plastik şişe sıkıştırıldığında hava kaçırmamalı. Önce pet şişenin içine çok az bir miktar (seviye olarak bir parmaktan az veya 5-10 gram) su koyuyoruz. Suyun sıcak veya soğuk olması da pek önemli değil.Ancak sıcak su ile daha çabuk sonuç alınıyor. Soğuk su ile bulut oluşturmak ise çocukları daha çok etkiliyor.Su konulduktan sonra pet şişenin kapağı kapatılıyor ve şişe 5-10 saniye çalkalanıyor. Çalkalamanın amacı su taneciklerinin çok küçük parçacıklar halinde şişenin her köşesine dağıtmak.Daha sonra şişenin kapağı açılıyor ve bir kibrit yakılarak şişenin içine bırakılıyor. Kibrit suya düşünce sönecektir. Hemen şişenin ağzını kapatıyoruz. Bu esnada şişenin içinde henüz hiç bir bulut oluşmadığını çocukların dikkatlice izlemesi sağlanıyor. Arkasından plastik pet şişe ağzı kapalı durumda yere bırakılıyor ve ayaklarımızla şişe eziliyor.Yani esnek pet şişenin baskı ile hacminin değişmesi sağlanıyor.Ayağımızla pet şişeye basma ve bırakma ( yani basınç uygulama) işlemi 10-15 defa tekrarlanabilir. Bu işlemin sonunda şişenin kapağı açılarak bir siyah zeminin üzerinde şişenin içinden bulutun çıkması gözlennebilir. Bulut çok ışıklı ve parlak ortamlarda görünmeyebilir. Arka fonun koyu bir renk duvar , karton veya kumaş olması gözlenmeyi kolaylaştıracaktır. Şişenin içindeki bulut tamamen boşalıncaya kadar şişeyi sıkıştırmaya devam edilirse bu süre içinde oluşan bulutun şişeden çıkışı gözlenecektir. Bu nedenle daha büyük pet şişelerde daha çok bulut oluşması sağlanabilir.

Bu tür deneyler kolay kolay unutulmayacak özellikler taşımasından ve son derece basit malzemelerle yapılıyor olmasından çocukların bir süre sonra bunlardan etkilenerek olumlu alışkanlıklar edineceğini ve yaratıcı olmayı yaşayarak öğreneceklerini bekliyorum. Bu konuda benim yaklaşımımı en ciddi bir şekilde destekleyen akademik destek toplam 53 bin üyesi olan ABD Ulusal Fen Öğretmenleri Derneği NSTA nın çıkardığı Science Scope Dergisi Eylül 2003 sayısının 36-39. sayfalarında California State University ,Fullertonda assistant professor olarak çalışan Teresa Crawford imzasıyla yayınlanan  makalede dile getirilmektedir.

2005 Uluslararası Fizik Yılı ve ve Dünyada Çocuklara Yönelik Yapılan Etkinlikler

Bu arada BM Genel Kurulu’nun 10 Haziran 2004 tarihinde aldığı kararla ve Avrupa Fizik Derneği önderliğinde 2005 Yılı UNESCO tarafından “Uluslararası Fizik Yılı” ilan edildi. Einstein, İzafiyet Teorisini 1905 yılında yayınladığından, yüzüncü senesine rast gelen 2005 yılı böyle bir etkinlik için uygun görüldü. http://www.wyp2005.org   ; http://einsteinyear.org  Dünya 2005 te Uluslararası Fizik Yılına girip Einstein ile simgeleşen keşiflerin mucize yılını kutlarken, Türkiye'nin geleceğini yaratacak çocuklar Küçük Mucitler projesinde yer alan sihirli deneylerle fizik icat düşüncesi ve buluşlarla tanışacaklar.Küçük Mucitler programına katılan çocuklar soğuk suyu ısıtmadan buluta dönüştürecek, bir kartona insanı taşıtacak, hatta sadece nefesle bir insanı yerden 2 cm havaya kaldıracak, bir pet bardakta tavuk, bir balonda eşek arısı, bir pipette kuş sesi çıkartacaklar, yer çekimini yenerek kartonu havada tutacak, bir parayı görünmez yapacak, görünmeyen yazıyı görünür hale getirecekler, sıcak suyu 5 saniyede soğutacak, soğuk suyu ısıtmaksızın fokur fokur kaynatacaklar, bir kağıdı mıknatısa dönüştürecek , tuz taneciklerini dans ettirecek, fişe sokmadan kontrol kalemini ve floresanı yakabilecek, ışığı bölecek ve bükecekler.

2005 Fizik yili kutlamalarina yonelik olarak her ulkede yapilan calismalara http://www.wyp2005.org/activities.html  adresinden ulasabilirsiniz.Yaklasik 50 ulkede neler yapildigini teker teker incelediginizde genelde orta lise universite ogrencileri yetiskinler fizikte doktora yapanlar araştırmacılar bilim adamlarına yonelik calismalarin agirlikta oldugunu ve dogrudan ilkokul ogrencilerini dusunen aktivitelerin az oldugunu goreceksiniz. Çocuklara yonelik olarak tasarlanmış ulusal aktivite örnekleri ise:

bullet Belcikada 1 calisma:Scientastic in Brussels (next to Grand Place) proposes to explore 90 funny experiments on physics and illusions. http://www.scientastic.be
bullet Estonyada 1 calisma: A traveling exhibition on physics in collaboration with Science Centre AHHAA and demonstrate it in all main cities of our country,
bullet İrlanda da 1 calisma: Discover Primary Science ulusal yarisma programi www.science.ie/home/index.asp
bullet Hollandada 2 calisma :Physics in the Department Store: In every university city a physics show with spectacular demonstrations will be organized in the marketplace or in one or more large department stores. ve Science on the Beach: Science is brought to the crowds of people holidaying on the 100 km long Dutch beach in midsummer. With a caravan of various vehicles, The central topic is energy (as consumable good in daily life).
bullet Isvec 1 calisma: Mobile exhibition: showing Physics toys
bullet Küba 1 calisma: Elaborate a program for the Education Channel about the importance of Physics and its applications
bullet Panama 1 calisma: Fair of physics and exposure of an spectacular experiments.
bullet Bolivya 1 calisma :The magic of physics: The aim is to take physics out of the University into the community, consisting in demonstrations and experiments performed in public spaces (parks, schools, cultural centers). A didactic guide to the experiments will be published, due to popular demand.
bullet Brezilya 1 calisma: Theatre, Music and Science. Stimulating theatre groups and musical bands to produce shows related to science, in particular to physics.
bullet Venezuella 1 calisma: Public exhibitions in order to promote physics in non academis communities. The planification is in progress
bullet Fas 1 calisma: Exhibitions with experiments for the wide public and posters concerning physics
bullet Nijerya 1 calisma: BOY GENIUS a short drama presentation of practical physics-at-home demonstrations.
bullet Pakistan 1 calisma: Hunt for Physics talent from age 10 to 19 years - Pakistan Inst. of Engineering and Applied Sciences
bullet Filipinler 1 calisma: Physics Camp for Elementary and High School Silliman
bullet Avustralya 1 calisma: Build a physics demonstration from items found around the home - A national and state version of the International Young Physicists' Tournament

Milli Eğitim Bakanlığı Neler yapabilir?

Üç yıl içinde 10 milyon çocuktan projeyi duymayan kimsenin kalmamasını istiyorum. Bu konuda gösterilecek başarı basın yayın organları ve potansiyel sponsorları etkileme gücümüzle orantılı olacağından kestirimde bulunmak zorlaşmaktadır. Bununla birlikte şu ana kadar edindiğim izlenim bu konuda sonuca ulaşmada zorlanmayacağımız şeklindedir. Doğrudan uygulamalara katılmasını umduğumuz çocuk kitlesi onlara doğrudan ulaşabilecek insan gücü ile ilişkili olduğundan oluşturacağımız gönüllü ordusu ile sınırlı olacaktır. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede gönüllü bulmak ve özellikle de bilim eğitimi gibi pek alışkın olmadığımız bir alanda gönüllü bulmak zorlaşmaktadır. Bu konuda üniversite öğrencileri yada yeni mezun öğretmenler onlar harekete geçirecek  küçük maddi desteklerin sağlanacağı bütçeler oluşturabilir isek konuyla yarı profesyonel olarak ilgilenecek bir bilim ordusu yaratbiliriz. Bakanlık yetkilileri bu hususta yeni nesil eğitimcilere yeni bir iş alanı yaratacak bir girişime destek olmak için kendi kaynaklarını harekete geçirebilir ve ülkedeki ekonomik güçlerin ilgisini bu yöne çekmeye destek olabilir. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı yapacağı incelemeler sonucunda projeyi çocuklarımız için değerli ve desteklenmeye değer bulursa projeyi il milli eğitim müdürlüklerine önerebilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri ise yerel kaynakları ve yerel sponsorları harekete geçirerek ve mevcut imkanları seferber ederek okulları harekete geçirip ulaşılacak hedef kitlenin artmasına olanak sağlayabilir.

Sonuç

Kısa vadede ve sponsorlar bulmayı ve bu yolla somut uygulamaların sayısını artırmayı, bir dernek kurarak bir gönüllüler ağı oluşturmayı, TV ve benzeri medya araçlarıyla ilgili çalışmaları hızlandırarak kitlesel etkileri artırmayı düşünüyorum. İlerleyen aşamada uluslararası fonlara yönelik çalışmalara eğilerek yeni kaynaklar yaratmayı ve bu yolla daha organize çalışmaları hızlandırmayı planlıyorum. Deneylerin içeriğini zenginleştirmek, fen bilgisi dışında yaratıcı  ve buluşçu düşünmeyi geliştirecek diğer toplumsal ihtiyaçlara yonelik programlarla içeriği zenginleştirecek çalışmalar yapmak istiyorum. Öncelikle projenin Türkiyede yaygınlaşması için çalışacağım. Bunu da öncelikle pilot çalışmaları genişleterek sürdürmeyi daha sonra bölgesel çalışmalar ardından kitlesel ve ulusal çalışmalarla genişletmeyi umuyorum. Başarılı olunması noktasında Türkiyede elde edilen  olumlu gelişmeler,  uluslararası fonların kazanılarak projenin başka ülkelerdeki çocukların gelişimi için kullanılabilme şansını doğuracaktır. Bu anlamda 2004 deki ilk 6 somut uygulamadan  birisinin bir uluslararası çocuk festivali olduğunu belirtmekte fayda olabilir.

İlk aşamada sponsorlar bularak gerçekleştireceğim geçici ve pilot uygulamalar yoluyla çekirdek bir kadro oluşturmak istiyorum.  Bu çerçevede özellikle üniversiteler ve belirli STKların insan kaynaklarından faydalanmak ve gerekirse ortak çalışmalar yapmayı planlıyorum. İlerleyen aşamada sponsorların ve kaynakların sayısı arttıkça kurumsal bir yapıya ulaşmayı profesyonel bir organizasyon kurmayı yeni parasal kaynaklar yaratacak çözümlere yoğunlaşarak ilerlemeyi planlıyorum. Bununla birlikte bir yandan çekirdek kadroyu geliştirirken kitesel medya iletişim araçları ile doğrudan çocuklara ulaşacak yeni teknolojileri kullanmak istiyorum. Bu yapını içinde başlangıçta kurucu ve gönüllüleri eğitici olarak gerektiğinde kaynak yaratıcı ve organizator olarak yer almayı ve zaman içinde yönetim kurulunda kalarak işi profesyonel bir ekibe teslim etmeyi düşünüyorum.

Yöntemin içerik ve tasarım olarak çekiciliği yanında belki de burada en önemli nokta bu yöntemin bir ulusal kampanyaya dönüştürülmesi için yapılabilecek olan faaliyetlerdir. Detaylı olası faaliyetler planını kısaca başlıklar halinde:

bullet Geleceğin Buluşçuları isminde VCD, Kitap ve Web Portalı üzerinden çocuklara ulaşmayı hedefleyen bölüm
bullet Alaaddinin Sihirbazlık Okulu isminde ve kitle gösterileri yada gezici etkinlikler şeklinde tasarlanan bölüm
bullet Bilimin Gizemleri isminde eğiticilerin eğitimi ve gönüllü aktiviteler yolu topluma ulaşmayı hedefleyen bölüm ve bu çalışmaları destekleyecek medyatik yarışma festivali etkinlikleri
bullet Buluş Zamanı isimli TV Çocuk Yarışma yada dizi programı
bullet Otel animasyonları ve yaz okulları şeklinde yaz tatiline ve eğlence sektörüne yönelik bölüm
bullet Çocuk Külübü ve ders dışı okul etkinlikleri şeklinde ülke çapında bir ağ kurulmasını hedefleyen çalışma olarak özetleyebiliriz.
Elbette herbirinin taslak bütçeleri tahmin edilen ve uygulama şekilleri olası sponsorlarla yapılacak görüşmelerle şekillenecek olan bu faaliyetlerden hangilerinin ülke koşulları için en uygun çözüm olduğu oluşan talep, ilgi ve toplumsal destekle bağlantılıdır. Bütün bu faaliyetlerin bir bir hayata geçmesi sayesinde bir  alışkanlık kültürü ve bir toplumsal modanın yaratılmasını umuyorum. Hiç şüphesiz bu konuda yapılabilecek olanlar bu alışkanlığın oluşması sonrasında daha ilgili ve yetenekli olan çocukların ellerinden tutulması ve icat ve buluşa yönlendirilmelerine yönelik başka yeni projeleri tetikleyecektir.

 

Sosyal sistemde asıl etki düşüncelerin ve alışkanlıkların değişmesi ile ilgilidir. Bunun için yapılan çalışmaların her geçen gün toplumda çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak şekilde hızlandırılması gerekecektir. Toplumda ilgi uyanması yetmeyecek arkasından bu ilginin beslenmesi yönünde yenilikçi çalışmalara ve aktivitelere gereksinim olacaktır. Bu açıdan gerekli duyarlılığı kazanmış çocukların daha ileri konularla yeteneklerini sergileyecekleri eğlenceli sosyal olaylar yarışmalar eğitimler burslar okullar özel programlar geziler vb projenin ulaşmak istediği hedefe yaklaştıracak aşamalara geçilecektir. Bilime araştırmaya deneye ve uygulamaya daha çok değer veren bir kültürel alışkanlığın oluşması hiç şüphesiz on yıllar alacaktır. Çünkü şimdiki çocukların büyümesi, üniversiteyi bitirerek meslek edinmeleri ve iş dünyasına atılması hatta daha sonra kendi çocuklarına bu alışkanlıklara uygun ortamlar sağlamaları 20-40 yıllık bir sürece yayılabilir. Ancak bu on yıllardan sonra dönüp geçmişe bakıldığında bu projenin önemli bir başlatıcı etkisinin olduğu görülecektir. On yıllar içinde projeden olumlu etkilenmiş buluşçu düşünen genç beyinler iş dünyasına girdiklerinde daha yaratcı ve girişimci fikirler geliştirecek patentler üretecek toplumun ekonomik rekabet gücü artmasına katkı sağlayacaktır.