İlk başarımız

Olimpiyat anıları İlk orta ve lise yıllarım Neden fizik öğretmenliği Üniversite nasıl bitti Göreve başlıyorum Öğretmenliğin ilk ayları Fizik olimpiyatları nedir? Olimpiyatla tanışıyorum İlk başarımız İkinci başarımız Milli takıma doğru Talihsiz hastalık Salih Adem dönemi Olimpiyatlarda yetenek Hedef şampiyonluk Kabardin dönemi Proje yarışmaları Çin macerası Avustralya zirvesi İzmirde son yılım Katma değerler Öğrencilerimin listesi Ödül alanlar listesi Türkiyenin yeri Ülke sıralamaları Ev sahibi ülkeler

Home
Up

 

İLK BAŞARIMIZ

Yaklaşık dört ay kadar sonuçlar belli olmadı Zaten araya yaz tatili girmişti.Tatil sonunda sonuçları telefonla öğrendim.Bana söylenen şey Fizik’te 3 , Matematikte ise 1 öğrencimizin başarılı olduğu idi. Ancak Matematikte başarılı olan Tolga Etgu adlı öğrencimiz Türkiye birincisi olmuş ve TÜBİTAK’ı şaşırtmıştı.Bütün Türkiye'den kaç öğrencinin başarılı olduğu ve bizim öğrencilerin sınavda kaçıncı oldukları bize söylenmedi. Kısa bir süre sonra başarılı öğrencilerimiz TÜBİTAK’ın kampına davet ediliyordu. O kamp sonunda öğrendik ki Fizik’te bütün Türkiye'den seçilen toplam öğrenci sayısı  16 idi. Ve bu 16 öğrencinin 3 ekibimizdendi.Yani takım olarak Türkiye birincisi olmuştuk. Bu sonuç ilk sene için inanılmaz bir başarıydı.Başarılı olan üç öğrencimizin adları Fatih Göktaş, Nezih Pala ve Bilal Çetin idi. İki sene sonra bu öğrencilerden ikisi milli takıma gireceklerdi. Ama o günlerde bu durum sadece bir hayaldi. Hatta o kadar ki çalıştığımız 15 kişilik ekipten sadece üçünün başarılı olması diğerlerinin umudunu kırmış ve çalışmalarımız durmuştu. Lise1 öğrencileri için bir önceki sene yapılan sınav o sene tekrarlanmıyordu ve dolayısıyla yeni bir ekip oluşturmak, yeniden çalışmalar yapmaya da herhangi bir neden yoktu.Başarılı olan 3 öğrenci ise TÜBİTAK’ın düzenlediği kamplara giderek kendilerini yetiştirebilir ve eğer şansları varsa milli takıma girerlerdi. Benim onlara yapabileceğim fazla bir destek olamazdı.Çünkü belli bir barajı geçmiş olan bu öğrencilere ileri düzeyde destek verme konusunda hiç bir deneyimim yoktu.

İkinci yılın ortalarına  geldiğimizde olimpiyatlara zaman ve enerji harcamanın gereksiz olduğunu ve buna değmeyeceğini düşünmeye başlamıştım.Ama içimde bastıramadığım bir yarışma heyecanı vardı. Şubat tatilinde olimpiyatlara zaman ve enerji olarak yatırım yapıp yapmayacağıma karar vermem gerektiğini düşündüm. Ve cesaretimi toplayarak bu işi deneyebileceğime karar verdim.Nasıl olsa üç tane seçilmiş öğrencim vardı. Bu öğrencilerin az da olsa şansları vardı.Bu öğrencilere zor da olsa destek olmak için çözüm yolları bulmak, yöntemler geliştirmek, kaynaklar oluşturmak gerekecekti. O sıralar kafama bir kurnazlık geldi ve dünyadaki olimpiyat otoriteleriyle yazışarak onlardan hazırlık soruları istedim. Yaptığım yazışmaların sonunda elime oldukça orijinal soru kaynakları geçti.Bu kaynakların çoğu o zamanlar için ODTÜ gibi üniversitelerde bile bulunmuyordu.Bu sorular daha sonra büyük bir özen ile oluşturacağımız fizik olimpiyat soru koleksiyonunun çekirdekleri olacaklardı.Şimdi düşünüyorum da yoğun olarak çalıştığımız sekiz yıl içinde başarılarımızın en önemli sırlarından biri her bir soru ve çözümü konusunda gösterdiğimiz ciddi titizlik idi.Bazen bir sorunun çözümü için günler ,haftalar, aylar hatta yıllar gerekiyordu.Her bir soru çözüldükçe adeta büyünün düğümleri çözülüyor gibiydi.Bazen bir soruyu çözmek için 5-6 öğrenci ile birlikte bir odaya kapanır saatlerce beyin fırtınası yapardık, çözülemeyen bir soruyu Macintosh'lerde ileri fizik simülasyonu yazılımlarıyla test ederdik.

Büyük bir hevesle bütün boş zamanlarımda çalışmalar yapıyordum. Bu arada yine aklıma şöyle bir düşünce geldi. Çalışmaya başladığımız öğrencilerimiz lise ikiye geçmiş olmalarına ve henüz lise son sınıfta okumamalarına rağmen lise üçüncü sınıflar arasında her sene düzenlenen bölgesel fizik yarışmasına katılabilirlerdi. Buna hiç bir engel yoktu.Ancak bu düşüncenin gelişmesi için biraz geç kalmıştım.Sanırım ikinci dönem başları gibiydi ve kalan 2-3 ayda öğrencilerin henüz öğrenmedikleri  bütün konuları toparlayıp eski yılların sorularını anlamaları hiç de kolay değildi.Ve gerçekten de ikinci sene sonunda bir antrenman olarak girdiğimiz bölgesel yarışmada başarılı bir sonuç elde edemedik.Ancak bu yarışmaya hazırlanmak için altı öğrenci gerekiyordu.Ve 15 öğrencilik ekipten altısının ilgilerini tekrar fiziğe çekebilmiştim. Daha sonraki yıllarda bu 15 öğrenci içinde ilk altıya girmeyen yada giremeyen bazı öğrenciler neden bizim elimizden tutmadınız diye bana sitem etmişlerdir.Ama ellerinden tutsam bile bir sonraki yıl içinde düzenlenecek olan milli takım son aday kadro seçiminde bu öğrencilerin eleme sınavına bile girmeleri için şansları yoktu.Dediğim gibi o yıllarda bu tür sınavlara çok sınırlı okullardan çok sınırlı sayıda öğrenci girebiliyordu.

SONRAKİ SAYFA