|
|
|
|
ASHOKA FELLOWSHIP 3 yıllık bir geçmişi olan sihirbazlik ve bulus okulu projem Kasım 2004-Şubat 2005 arasında Ashoka Vakfı tarafından değerlendirmeye alınmıştır.
Vakıf ve dernekleri değil, siradisi fikir ve
vizyoner yonleriyle toplumları ve dünyayi degistirecek, hayatlarını yenilikçi
ve yaratıcı fikirlere adamış bireyleri destekleyen ve Dünyada 41 ülkede
faaliyet gosteren Ashoka, Türkiyede 14 , Dünyada 1500 sosyal girişimci arasına
katılmam için adaylık sürecini 23 Kasım 2004 te baslatti. Henuz bir sivil
toplum kurulusu kurmamama ve henuz arkamda bir sosyal yada ekonomik güç
olmamasına rağmen Ashoka-Türkiye projenin ülke için vazgeçilmez önemi ve
ilgilendiği sorunlara getirdiği sıradışı çözümleri dikkate alarak ve özellikle
14 üye arasında Ashoka Vakfının önem verdiği 5 temel sosyal alandan birincisi
olan Eğitim-Öğrenme alanında Türkiyede ilk proje olarak bu süreci
başlatmıştır.
Sosyal Girişimci Adayı başvuru formuKişisel Bilgiler İsim/Soy İsim : Melih Yalçıneli Organizasyon(kurduğu kuruluşun adı) : Henuz kurmadim Email : yalcineli@yahoo.com Doğum Yeri : K.Maraş Uyruk : TC Yabancı Dil : İngilizce Eğitim Özgeçmişi İlkokul 1 Gaziantep İslahiye Cumhuriyet İlkokulu İlkokul 2-3-4 İzmir Bornova Kars İlkokulu İlkokul 5 Van Erciş Atatürk İlkokulu Ortaokul 1 Van Gürpınar Ortaokulu Ortaokul 2-3 Adana Ziyapaşa Ortaokulu Lise Haz-1-2 İstanbul Kuleli Askeri Lisesi Lise 3 Adana Pozantı Lisesi Üniversite İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fak. Fizik Öğretmenliği (İlk mezun) Profesyonel Özgeçmişi Boğaziçi Üniversitesi Fizik öğretmenliği bölümünden 1988 yılında mezun oldum. Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenler arası sınavında 2000 fizik öğretmeni arasında ikinci olmuş ve iyi bir yer sayılabilecek Tekirdağ Anadolu lisesine tayinim çıktı .Ailemin İzmirde olması nedeniyle İzmir Özel Yamanlar Fen Lisesinde 1988 de göreve başladım. Daha birinci senenin sonunda henüz 23 yaşında stajyerliği kalkmamış bir acemi öğretmen olarak Lise 1 öğrencileri arası Fizik Olimpiyat Milli Takım aday kadro Türkiye geneli seçim sınavında ilk 16ya giren 3 öğrencinin çalıştırıcısıydım. Ve bu ilk birinciliğimdi. Bu sınav tarihin garip bir cilvesi olarak ilk defa o sene yapıldı ve bir daha da yapılmadı. Aynı yıl matematikte de Türkiye birincisinin bizim okuldan çıkması TÜBİTAK'ı şaşırtmıştı. Tolga Etgü adlı bu çocuk iki defa üst üste milli takıma girip madalyalar aldı. Milli takımların aday kadrolarının seçilmesi işi önceki yıllarda sınav yapılmaksızın ÖSS de en iyi 20 okulun kendi yönetimlerinin seçimine bırakılıyordu. Daha sonraki yıllarda ise lise 2nci sınıf öğrencilerinin katılabileceği bir yarışmaya dönüştürüldü. Bunda da en önemli etken Yamanlar gibi henüz yeni ve isim yapmamış bir okuldan da çok iyi çocukların çıkabileceğinin açık bir şekilde gözlenmiş olması oldu. İlk yıllarda çalışmak için okul dışı zamanları hafta sonlarını yaz tatillerini kullanıyorduk. Olimpiyatlara hazırlanmak isteyen bir öğrenci için kaynak kitaplar yada zengin soru arşivleri yoktu. En önemli çalışmam öğrencilerin düzenli bir şekilde çalışabilecekleri zengin bir kaynak oluşturmaktı.Bu amaçla yurt dışındaki otoritelerle yazıştım. Kaynakları bir yandan yazışmalar yada araştırmalar yaparak toparlamaya, bir yandan tercüme etmeye , bir yandan anlamaya ve çözmeye , bir yandan da derleyerek kitaplaştırmaya çalışıyordum . Belki de üst üste 5 yıl içinde 16 öğrencinin milli takıma girmesinde en önemli etkenlerden birisi bu lojistik çalışmaydı ve bunu tek başıma yardımcısız ve herhangi bir ek maddi kaynak olmaksızın yapıyordum. Bu kadar yoğun çalışmalar bir süre sonra meyvelerini vermeye başladı. Öğrencilerimle çok yorulduğumuz zamanlarda moral elde etmek için yakın bir ormanda piknik yapmaya gidiyorduk.Üçüncü senemde Türkiye'yi yurt dışında temsil edecek 5 kişilik milli takımın 4 üyesi öğrencilerimden oluşuyordu.Ve bunların takıma girmesi bir önceki sınavda garantileşmişti. Çünkü aday kadro 8 kişi ve bunların 7si ekibimizdendi. Bu da Türkiye'de ilk defa oluyordu. Dördüncü senede bir inanılmaz gerçekleşti ve lise 3 öğrencilerinin yarıştığı dünya yarışmasına bir orta 3ncü sınıf öğrencimi gönderiyordum. Milli takım 5 kişiydi ve üçünü yine öğrencilerim oluşturmuştu. Finlandiya'daki yarışma sonunda 3 öğrencimden sadece Salih madalya almıştı. Ama bu sonuç bir önceki senenin madalyasız haline göre oldukça iyi bir gelişmeydi.1985 yılından beri Türkiye ilk defa Fizik dalında bir olimpiyatta iki madalya almış oluyordu ki bu da ülkemiz adına iyi bir gelişmeydi. Salih Adem adlı bu öğrencim o sene bronz alarak ilk madalyamızı getirdi.Bu olay dünya tarihinde 23 senedir ilk kez oluyordu. Aynı öğrenci sonraki yıllarda dört kez milli takıma üstüste seçildi. Bu tür bir başarı da bir dünya rekoru idi. Dört sene içinde dört ayrı kıtada yarışan bu öğrenci tek başına iki altın iki bronz aldı. Diğer öğrencilerimin aldığı madalyaları da hesaba katarsak İzmirden ayrıldığımda o zaman kadar Türkiye'nin fizikte alınan madalyaların yarısı kadarına imza atmıştım.Beşinci senemizde milli takıma ikinci defa dört öğrencimiz seçilmişti. Öğrencilerimiz büyük bir enerjiyle çalıştılar. ABD dönüşü Salih Adem adlı öğrencimiz Türkiye'ye katıldığı bilim olimpiyatlarında tarihindeki ilk altın madalyayı kazandırmıştı. Diğer öğrencilerimizden Sinan Arslan bronz, Burak ve Taner ise mansiyon almışlardı.Bu sene Türkiye'nin bir yarışmada bütün öğrencilerinin madalya aldığı tarihindeki ilk sene oluyordu. Altıncı senemizde milli takıma seçilen 3 öğrencimiz Çine gittiler. Ekipte Salih Adem , Yasin Ekinci , İbrahim Kimukin vardı. O sene Fizikte üst üste milli takıma öğrenci verdiğimiz dördüncü senemizdi. Bu öğrencilerle birlikte son dört yılda milli takıma seçilen 20 öğrencinin 14 ünü yetiştirmiştim. Bu inanılmaz bir olaydı. Adeta bir fabrika gibi çalışıyorduk.Türkiye takım halinde o güne kadarki en iyi skorunu elde ederek Dünya yedincisi olmasına rağmen değerlendirme sisteminin azizliğine uğrayarak öğrencilerimiz sadece bronz (Salih Adem) ve mansiyon (Yasin Ekinci) alabildiler. 1995 te ise milli takım Avustralya'ya gitti.5 kişilik milli takımda 2 öğrenci Salih Adem ile Fatih Memiş ekibimizdendi.Salih altın Fatih ise gümüş madalya aldılar. 96 yılında ise hiç bir öğrencimiz milli takıma giremedi.Enteresan bir şekilde o sene Türkiye takım halinde son 12 yılın en kötü sonucunu elde etti.1991-96 yılları arasında milli takıma 17 öğrenci göndermiştim. Çok sayıda ulusal ve uluslararası proje yarışmasında bir çok ödül almıştık. Laboratuarların zenginleştirilmesi için bu alanda uzman ve meşhur bir Rus fizikçiyi getirmiş ve onunla iki yıl birlikte çalışmıştık. Bu alanda 8 özel kitap hazırlamıştım ve kitaplarım sonraki yıllarda birçok okulun ve yarışan öğrencilerin kaynak kitabı olmuştu . Bilgisayar destekli deney sistemlerini kurmuş ve özel öğrencilerin seçilmesi için yetenek ve kişilik testleri üzerinde yoğun çalışmalar yapmıştık .Hatta dünyaca meşhur 16 PF testinin amatör bir simulasyonunu bilgisayar ortamına aktardım.Bütün bu başarılara rağmen 8 yılın sonunda okul bana dar ve hedefim bana yetersiz gelmeye, sıkılmaya başlamıştım . Daha büyük projeler ve daha parlak bir ekonomik gelecek arayışı içindeydim.Bu kadar öğrenciyi yurt dışına göndermeme rağmen çalıştığım okul yada resmi yetkililer destek olup bir defa olsun yurt dışına çıkabilecek ekonomik gücüm olmamıştı. Bu süre içinde bir sürü madalya kazandırmış olmama rağmen resmi olarak aldığım ödül sayılabilecek herhangi bir belgem yada okul tarafından sağlanmış ekonomik avantajım veya md yardımcılığı gibi de olsa yönetimde söz sahibi olmamı sağlayacak bir konumum yoktu.Bu nedenle İzmiri ve çalışmalarımı bırakmak zorunda kaldım ve İstanbula geçtim. İstanbul’da ilk olarak yaklaşık 9 ay kadar Sürat A.Ş de fizik ders kitabı yazarlığı yaptım. Bu sırada yayıncılık ve editörlük tecrübem gelişti. Bir ders kitabının tasarlanmasından son kullanıcıya ulaşıncaya kadarki aşamaları ve bu esnada yapılan işlemleri karşılaşılan problemleri belli ölçüde öğrenme fırsatını yakaladım. Ağustos 1997-Aralık 1998 arasında Istanbul’da Genc Multimedyanın Genel Mudurlüğünü yaptım.Bu sirketi Genc Sirketler grubunun destegi ile kurdum. Genc Multimedya’nin amaci cocuklara egitim yazilimlari acisindan zengin bir egitim ortami sunarak onlara bilgisayar destekli egitim becerileri kazandirmak ve ailelere danismanlik yapmakti. Sirket ayrica bu egitim yazilimlarinin Turkiye distrubutorlugunu de yapti. 3000 kadar yazilim incelendi ve 1000 kadar eğitim yazilimi ureten firma ile irtibata gecildi ve bunlardan 30 dan fazlasinin Turkiye dagitim haklari elde edildi. Egitim yazilimlarini arastirmak ve bu alanda uzman olmak, ilgilenenlere danismanlik yapmak firmanin hedefleri arasindaydi. Ugur Koleji, Robert Koleji, Deniz Astsubay Okulu, Nema Egitim Kurumlari, Dogu Akdeniz Koleji de dahil bir cok okula egitim teknoloji danismanligi hizmeti verildi ve yurt disindan yazilimlar getirildi. 18 ay suren bu donemde pazarlama satis, arastirma gelistirme , reklam, danismanlik , yazilim inceleme, deneyimleri elde ettim. Eylül 1999-Ağustos 2000 arasında İstanbul Enka Okullarinda Bilgi Teknolojileri Ve Bilim Danismani olarak çalıştım. Okulun teknoloji planini 16 kadar ogretmenden olusan bir ekip ile birlikte hazirladım.4 ogretmenle birlikte okulun odev politikalarini belirledim. Egitim teknoloji uygulama projeleri gelistirdim ve siniflarda ogrencilerle birlikte uygulamalara katildim . 6 hafta sure ile ilcedeki Milli Egitime bagli okul mudurlerine yonelik bilgisayar egitim programlari sundum . 12 hafta boyunca SIFT programina katilan yeni aday ogretmenlere, okuldaki IT uygulamalari hakkinda uygulamalar yaptim. 3 sayfadan olusan okulun web sayfalarini 300 resim iceren 800 sayfaya çıkararak Turkiyenin en zengin icerikli okul web sitesini olusturdum. Ogrencilerle bir kagit ucak klubu kurdum ve 18 yasina kadar buyuk ogrencilerin katildigi bu yarismada 10 yasinda bir ogrencim Istanbul Birincisi oldu. Okulda sene icinde 50 nin uzerinde IT uygulamalari hakkinda rapor hazirladim .Okulda 3 yildir uygulanan GEMS Great Explorations in Math and Science projesinin seminerlerine ve uygulamalarina katildim. Okulun fen bilgisi bolumune destek oldum. Ekim 2000- Haziran 2001 arasında İstanbulda Dogan Medya Grubu Dogan Online Okulum.com projesinde Egitim Muduru olarak çalıştım. Projenin amaci OSS sinavlarina hazirlanan yuzbinlerce ogrenci ve egitim toplulugu icin bulusmayı sağlayan internet portalı ve 15 cd den olusan bir set ile destek olmakti. Projenin egitim mimari altyapisini hazirladım. Okulum.com 9 temel ders, 10 deneme sinavi , 128 unite, 500 animasyon, 800 grafik , 2500 bolum, 5000 video , meslek testi , tercih robotu, 600 kadar meslek, 100 universite, 3000 fakulte hakkinda bilgiler icermekteydi. Okulum.com’da ekip olarak dizayn, yazilim, video, reklam ve egitim firmalarini koordine eden bir organizator olarak calistim.Arastirma gelistirme, ust duzey yonetime raporlama, ozel projeler , stratejik planlar hazirlama, icerik planlama ve gelistirme diger gorevlerim arasindaydi. Calismalar sirasinda internet icerigini destekleyecek 50 uzmanlik alani uzerinde 23 yazar ve 16 danismani koordine etmekteydim. Mart 2002 -Şubat 2004 arasında IMC Consulting adına Ankarada Dünya Bankası Projesinde İŞKUR Genel Müdürlüğünde Yönetim Danışmanı olarak çalıştım. Özelleştirilmelerden doğan olumsuz ekonomik ve sosyal etkileri hafifletmek amacıyla oluşturulan Özelleştirme Sosyal Destek Projesinde işsizlerin danışmanlık ve eğitim benzeri hizmetler yolu ile tekrar işgücü piyasasına girmelerini hedefleyen Yeniden İşe Yerleştirme bölümünde görev aldım. Ekibimizin görevi İŞKUR çalışanlarını eğitmek , bölgesel ihale çalışmalarına hızlandırmak amaçlı tanıtım çalışmaları yapmak , 30.000 ABD doları üzerindeki ihale dosyalarını incelemek ve projenin altyapısının hazırlanması, başarıyla uygulanması, izlenme ve değerlendirilmesi amacıyla gerekli olan bütün teknik konularda İŞKUR Genel Müdürlüğüne, İl müdürlüklerine, Özelleştirme İdaresine , özel sektör firmalarına ve sivil toplum kuruluşlarına destek olmaktı. Şubat 2004-Eylül 2004 arasında DHV Consultants adına Ankarada MEGEP Mesleki ve Teknik Eğitimi Güçlendirme Projesinde Ankara Bölge Yöneticisi olarak çalıştım. Mesleki ve Teknik Eğitimi Güçlendirme Projesi MEGEP’in içanadolu bölge, il ve pilot kurum düzeyindeki faaliyetlerinin planladım ve koordine etttim. Bölgesel Teknik Danışmanlık ekibinin günlük çalışmalarını idare etttim, gözlemleyip raporladım. Bölge düzeyinde sosyal ortaklar ve proje tarafları arasında bilgi ağı kurdum ve tüm taraflarda MEGEP ile ilgili farkındalık yarattım. Kişisel Gelişimi Bu fikri üretmenize neden olan toplumsal sorunları sizi etkileyen birkaç örnekle açıklayınız. 2001 Mayıs ayında okulum.com projesinin sona erdirilmesinden sonra yaklaşık 9 ay kadar süren bir serbest çalışma dönemim oldu. Bu dönemde diğer çalışmalarım yanında bir yandan da yaklaşık 6 ay sure ( 2001 Eylül- 2002 Şubat) ile bir iş adamının 14 yaşında olan çocuğuna fizik olimpiyatlarına hazırlık amaçlı dersler vermeye başladım. Bir sure sonra öğrencimin oldukça ağır olan olimpiyat müfredatı altında yorulması üzerine bu öğrencime bilimi sevdirmek amacıyla teoriden daha çok deney ağırlıklı bir program uygulamaya başladım. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_2.htm Bu sırada 13 Aralık 2001 de NTV de çıkan “Fen eğitimi hayattan kopuk’ konulu, Gülseren Güver imzalı haberde “İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Milli Eğitim Bakanliği’na sunulan bir raporda, ilköğretim okullarında verilen fen eğitiminin tahta-tebeşir tekniğinin ötesine geçemediği, dolaplarda pahalı cihazlar bir yana kuvvetli bir mıknatısın dahi bulunmadığı vurgulandı……… raporda, çocukların araştırıcı özelliklerinin, 7-12 yaş arasında en üst düzeye çıktığına ancak bu dönemde verilen fen eğitiminin çok yetersiz kaldığına dikkat çekildi…….Okullardaki fen eğitimi çocukların merakını ve araştırıcılığını köreltiyor.İlköğretim okullarının çoğunda fen laboratuvarı lüzumsuz görülmüş, açılan laboratuvarlar da kapatılıp dersane yapılmış Dolaplara yerleştirilen aletlerin çoğu bozuk veya işlemez durumda. Dolaplarda kuvvetli bir mıknatıs dahi yok.Öğretmenler, kalabalık sınıflarda bireysel eğitim yapılamayacağı fikrini kabul etmiş durumda.Neyi gösterdiği, neden yapıldığı, ne sonuç bulunduğu ve günlük hayatla bağlantısı anlaşılamayan “gösteri deneyleri” yasak savmadan öteye geçemiyor Fen dersleri tahta-tebeşir tekniğiyle, doğa gerçeğinden kopuk, kuru, arada problem çözme, tanımlar yapıp yazdırma, arada soru sorup cevap alma şeklinde, yerleşik öğrenim düzeni içinde işleniyor.Bu haliyle fen eğitimi öğretmen merkezli, ezberci ve otoriter. Öğrencinin kendine güvenip yaratıcı fikirler üretmesine, kişiliğinin gelişmesine imkan vermiyor.” yazmaktaydı. Bu haber benim o sırada öğrencim olan Zübeyr Demir ile yaptığım deney ağırlı çalışmanın önemini ortaya koymakta ve esas önemli kitlenin 7-12 yaş arasındaki çocuklar olduğu konusunu vurgulamaktaydı. Ben de bu haber ve içinde yer alan rapor üzerinde çözüm üretebilir miyim diye düşünmeye başladım. 500 bin kadar öğretmeni eğitmenin, binlerce okulu laboratuar malzemeleriyle donatmanın ve yüzyıllara yayılmış eski alışkanlıkların değiştirilmesinin zorluklarını düşünerek bu konuda pratik ve yaratıcı bir çözüm aradım. Kısa süren bir çalışma sonucunda evlerde bulunabilen yada marketten alınabilecek basit malzemelerle ilk öğretim öğrencilerine yönelik son derece çekici deneylerin yapılabileceğini gördüm. Bu projeyi Geleceğin Buluşçuları adında isimlendirdim ve proje henüz uygulamaya geçmeden yaptığım ön tanıtımlar sonucunda projem gazetelerin, dergilerin, yazarların, iş adamlarının ve bazı velilerin ilgisini çekti. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_44.htm Daha sonra Dünya Bankası projesi nedeniyle İstanbul’u terketmek zorunda kalıp Ankara’ya geçtim. Bu sırada Zorlu Grubu Nisan 2002’ de proje ile ilgilendi ve 35 ilde 55 bin öğrenciye 18 ay sure ile uygulanmasına yönelik bir proje planı istedi. Bunun üzerine http://www.yalcineli.com/geleceginbulusculariproje.htm ve http://www.yalcineli.com/geleceginbulusplan.htm adreslerinde yer alan iş planları ortaya çıktıi. Şubat 2003 te Kenan Okan bey www.kenanokan.com in de manevi desteğiyle BULUŞ ZAMANI ! (Sihirli Deneyler !) isimli televizyon programı projesini geliştirdim. http://www.yalcineli.com/buluszamani.htm Bir çok kanal ve yapımcı ile temas kurmama rağmen deney ağırlıklı bir TV programı önerisi konusunda sponsor bulmak mümkün olamadığı için TV çekimleri gerçekleşmedi. Sponsor adaylarının ilgisinin az olması deneylerin gösteri yönünün eksikliğini ortaya koyuyordu ve bunun üzerine bazı deneylerdeki şaşırtıcılık üzerinde yoğunlaşmaya başladım. Mayıs 2003’te o sıralar ve hala gündemde olan Harry Potter Büyücülük Okulundan da esinlenerek deneylerimdeki sihirbazlık öğelerini ön plana çıkardım ve MELİH YALÇINELİ BULUŞ ve SİHİRBAZLIK OKULU projesinin temel yapısı ortaya çıktı. Buluş ve Sihirbazlık okulu konsepti Mayıs 2003 te ortaya çıktığında daha once Geleceğin Buluşçuları projesi arşivimde yer alan deneyler içinde büyücülük düzeyinde şaşırtıcı olan aktivite sayısı 5-10 civarındaydı. Özellikle yabancı kaynakları internet ortamından araştırarak ve yabancı kitaplarını getirerek aktivite sayısını geliştirdim. Yaklaşık 4 ay süren bir çalışma ile Ağustos 2003 te Buluş ve Sihirbazlık Okulu programını oluşturan özel koleksiyonda yer alan deney sayısı 150 yi aşmıştı. Bir yandan sayı artarken bir yandan da bu deneylerin özellikle çekici olanlarını belirlemek amacıyla 12 kritere dayalı bir değerlendirme sistemi geliştirdim ve bu 150 aktiviteyi kendi içinde analiz ederek puanlandırdım. Bu sırada deneyleri arkadaş ve çocuk grupları, aile ortamları, yaş günü partileri, ziyaretler, toplantılar benzeri çeşitli ortamlarda sergileyerek insanların en çok hangi aktivitelerle ilgilendiğini öğrendim, aksayan yönlerimi tamamladım . Özel okul devlet okulu köy okulu alışveriş merkezi otel vb ortamlarda pilot uygulamaları 2004 yilinda yaptım Özel Etkinlikler İş hayatınızın dışında yapmış olduğunuz etkinlikler ve/veya projeler nelerdir açıklayınız (gönüllü ya da ücret karşılığında). Ø Ağustos-Ekim 2000 de 3 ay süre ile Kültür Okulları Genel Müdürlüğünde Arge Müdürü olarak görev yaptım. 4 okulu yöneten genel müdürlük ve yönetim kuruluna yönetim danışmanlığı, öğretmenler için profesyonel gelişim programlarının tasarlanması , arge çalışmaları ve strateji raporları hazırladım Ø Nisan-Ağustos1999 and 2000 İstanbuldaki Genesis , Reyyan Tekstil , Yamanlar Kuruyemiş , Koc Kablo isimli ihracat ve ithalat ile uğraşan tekstil, gıda , madencilik ve zirai makinalar sektörlerindeki küçük ölçekli firmalara e-ticaret alanında destek ve internet ortamında pazarlama ve uluslar arası ilişkiler yönetimi desteği verdim Ø Mart 1999 da İNKA Eğitim Yönetim Danışmanlık firması ile birlikte Aile Şirketleri Danışmanlığı http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_37.htm ve okullar için Yeniden Yapılanma http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_39.htm çalışmalarının hazırlanmasında etkin rol aldım. Ø Mart 2000 de İDEM Yönetim Danışmanlık ile birlikte Bilgi yönetimi", "Öğrenme Yönetim Sistemleri", "elearning", ve "Entellektüel Sermaye" üzerine yoğunlaşan Öğrenme Devrimi seminerini geliştirdim http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_5.htm Ø Mart-Mayıs 2000 İstanbul 21.Yüzyıl Koleji üst düzey yönetimine okul geliştirme planı hazırlama açısından Yönetim Danışmanlığı yaptım. Ø Mayıs 2000 de Günkar ve Dizayn Grubu şirketleri üst düzey yönetim çocukları için Eğitim Menejerliği programını hazırladım http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_33.htm Ø Haziran 2000 de Okulu Aile İşbirliği Geliştirme programını hazırladım http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_34.htm Ø Temmuz 2001 de Sanayi toplumu ihtiyaçlarına uygun eğitim modellerimizin yetersizliğine bir alternatif olarak bilgi çağı araçları kullanan yeni ve yaratıcı bir eğitim iş modeli geliştirdim.Bu projenin amacı bir bilgi yönetim sistemi dahilinde bireylerin çok farklı gereksinimlerine cevap vermeye çalışan eğitim içeriği sağlayıcılarını rekabete sevkeden ve kaliteli ürünlerin gelişmesine yol açan bir yapı ortaya koymaktı. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_48.htm Ø Ağustos 2001 de Alternatif eğitim ve okul sonrası bireysel gelişim programları, eğitim amaçlı turizm aktiviteleri ile öğrenme amaçlı gezi etkinlikleri ve yaz kampları üzerine yoğunlaşan Ali Babanın Çiftliği projesini geliştirdim. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_49.htm Ø Eylül 2001 de Tangram yönetim danışmanlık firmasının da desteği ile bir okul değerlendirme çalışması hazırladık. Bu proje okulların geliştirilmesi, iyileştirilmesi gereken konuları ve hizmetleri belirleyen ve bu konularda yapılması gerekenler hakkında, 9 farklı analize dayanan bir değerlendirme çalışması idi. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_38.htm Ø Ekim 2001 de birbiri ile entegre çalışan bir televizyon kanalı , yayınevi , öğrenme portalı ve etkinlik organizasyon merkezini içeren « Öğretmenler ve veliler için öğrenme platformu » çalışma taslağını Planet Ernst Young dan Ali Midillili nin talebi üzerine hazırladım. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_47.htm Ø Kasım 2001 de Bireysel gelişime yönelik , ve soru sorma ve düşündürme sanatı olarak tanımlanabilecek koçluk yöntemi ile ilgili OGEM Yönetim Danışmanlığı firması ile ve zaman zaman da bağımsız çalıştım. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_32.htm Ø Kasım ve Aralık 2001de Beyaz Nokta Vakfından bir grup gönüllü ile birlikte işsiz insanların iş bulmaları ve iş kurmalarına yardımcı olacak yaratıcı ve eğlenceli bir oyun ,yarışma ve sosyal sanal ortam olarak düşünülebilecek bir internet portal tasarımı hazırladık. http://www.yalcineli.com/omp1.htm Ø Mart- Mayıs 2002 de, www.bitek-o.org, İstanbulda Birinci Ulusal Bilişim Olimpiyatına Değerlendirme Komitesi üyeliği yaptım. Ø Şubat ve Mart 2002 de TZV nin talebi üzerine ülke çapında yetenekli çocuk ve gençleri belirlemeye ve onların yeteneklerini geliştirmeye yönelik bir festival çalışması tasarladım. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_40.htm Ø Ocak-Ekim 2003 de Bireylerin hayatlarına yaratıcılık katmaları , daha yaratıcı ürün, hizmet ve davranışlar ortaya koymaları, toplumda en geç 2040 yılına kadar yaratıcılık ve eleştirel düşüncenin istenilen düzeyde gelişmesi için bir araya gelmiş bir sivil toplum kuruluşları ortak platform modelini Serdar Erkoca ile birlikte geliştirdim. http://www.yalcineli.com/yeni_sayfa_45.htm Ø Ocak Nisan 2004 de ODTÜ’de Fizik Bölümünde ders veren genç bilim adamı ve öğrencim Bayram Tekin ile toplumun evren fiziğine olan merakını gidermek üzere Ankara’da formüllerin kullanılmadığı ücretsiz bir dizi sohbet toplantısı düzenledim. http://www.yalcineli.com/bayramtekin.htm Ø Ağustos 2004 de yaratıcılığı geliştirecek eğlenceli bir eğitim programı tasarladım http://www.yalcineli.com/new_page_77.htm Ø Eylül 2004 de Eğitim sistemimizde okul ve dersanelerde meslek rehberliğine yonelik çalışmaları yeniden yapılandıran bağımsız kariyer merkezi modelini geliştirdim. http://www.yalcineli.com/new_page_86.htm Ø Ekim 2004 de Gelişmekte olan eğitim sektörüne yönelik yaratıcı projeler tasarımı ve yönetim danışmanlık hizmetleri ile farklı sektörlerdeki şirket ve kurumlara ve topluma yönelik kariyer rehberliği, koçluk, yaratıcılık , istihdam projeleri ve bireysel gelişim hizmetlerinin verilmesi hedefleyen bir taslak projeyi GW2EU’dan Melih Aral ve ve British Council’den Miraç Özar ile birlikte geliştirdim. http://www.yalcineli.com/new_page_85.htm Diğer · · Yayınlanmış yazılarınız (içeriklerini özetleyiniz) Ø Fizik olimpiyatlarina ogrencilerin hazirlanmasi icin 100 farkli kaynaktan 3000 orijinal soru ve cozum iceren 8 ciltlik ozel calisma setini 8 yilda hazirlamistir. Ø Surat Yayınları Altın Serisi Fizik 2 Lise Ders Kitabı yazarları arasındadır. Ø Genç Ankara Dergisi, Eğitimde Yaratıcı Projeler , Ekim 2004
Ø Ortaokul 3 sınıfta iken 1979 yılında Tübitak Ortaokullar Matematik Yarışmasında Akdeniz Bölge Üçüncülüğü ve Burs aldım Ø Calisma hayatimin ilk yilinda 24 yasinda iken butun okullarin katilabildigi fizik yarismasinda secilen 16 kisilik ulusal takima 3 ogrenci yerlestirerek birinci oldum. Ø Butun dunyadan en basarili Lise 3 ogrencilerinin katildigi Uluslararasi Fizik Olimpiyat yarismalarina 22 yillik olimpiyat tarihinde bir orta 3 ogrencisini gondererek dünya rekoru kırdım ve bu ogrenci o yaşta Dünya Üçüncüsü oldu. Ø Uluslararasi Bilim Olimpiyatlarında Türkiye’ye tarihindeki ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdım. Ø 8 yıllık olimpiyat çalıştırıcılığı döneminde Uluslararasi Fizik olimpiyatlarinda Turkiyenin kazandigi madalyalarin yarisini ogrencilerim elde etti. Ø 2004 yili itibariyle yetistirdigi ogrencilerden yurtdisinda ( ABD,İngiltere Almanya ) doktora yapanlarin sayisi ortalama 25 olup , bu ogrencilerin uluslararasi litaraturde yayinlanmis makale sayisi yaklasik 150 civarindadir. Ø The Marquis Who's Who in the World 2002 19th edition , 2001 18th edition , 1999 16th edition Ø Dictionary of International Biography 2000 28th edition , Outstanding People of the 20th Century 2nd edition , International Who's Who of Professionals 2000, 2000 Outstanding Scholars of the 20th Century, Who's Who Medal Year 2000 Ø 1988 de Mezuniyet sonrası MEB tarafından düzenlenen sınavda 2000 kadar fizik öğretmeni arasında Türkiye ikinciliği ödülü Ø 1988 de Milli Prodüktivite Merkezi tarafından düzenlenen Eğitimde verimlilik konulu yarışmada İzmir Birinciliği Ø 1992 de Finlandiya Uluslararası Fizik Olimpiyatları Öğretmen ödülü Ø 1993 de ABD Uluslararası Fizik Olimpiyatları Öğretmen ödülü Ø 1995 de Avustralya Uluslararası Fizik Olimpiyatları Öğretmen ödülü Ø 1995 de Izmir Milli Eğitim Müdürlüğü Teşekkür Belgesi Ø 1995 de Karsiyaka Kaymakamligi Teşekkür Plaketi Ø 2000 de Enka Okulları Teşekkür Plaketi Ø 2000 de Kültür Okulları Teşekkür Plaketi Ø 2001 de Galatasaray Rotary Kulübü Teşekkür Plaketi Ø 2002 de Maltepe Rotary Kulübü Teşekkür Plaketi Ø 2004 de Bilkent Sosyal Sorumluluk Projeleri Teşekkür Plaketi Ø 2004 de Bilkent Rotary Kulübü Teşekkür Plaketi Ø 2004 de Dünya Bankası Özelleştirme Sosyal Destek Projesi Teşekkür Plaketi
BASINDA ÇIKAN HABERLER Ø Yeni Şafak Fizik dersine hokus pokus 1 Kasım 2004 Ø GazeteAnkara Artık Her Çocuk Harry Potter Gazete Ankara, Temmuz 2004 Ø BTHaber, Bilim adamlarına destek, Ali Türker, 10 Mayıs 2004 Ø Hürriyet İnsan Kaynakları Eki , İşin Başı Eğitim, Sorunlara 'koç'lu çözüm , Gaye Güzelay, 23 Haziran 2002 Ø Hürriyet , Bilim ve Teknoloji Gazetesi, 1 Haziran 2002 Ø Akşam , Canteen Dergisi, Denemeden Bilemezsin !, Ekin Turkantos, 21 Ocak 2002 Ø Milliyet, Açık Pencere, Çocuk ve Bilim, Melih AŞIK, 8 Ocak 2002 Ø Cumhuriyet , Haydi Eve Kar Yağdıralım, Figen Atalay, 6 Şubat 2002 Ø Turkiye , Omer Ozturkmen, Eylül, 1995 Koseyazısı Bunları tanıyor musunuz ?” Ø Bilim Teknik Dergisi Eylül 1993 Dunya Sampiyonu Salih Adem'in Fizik Ogretmeni Melih Yalcineli ile Soylesi” Ø Bilim Çocuk Dergisi Kasım 2002 Bir Bilim Topluluğu Kurun Ø Aksiyon Dergisi 12 Ağustos 1995 O, dahilerin antrenoru” Ø Güneş , İşsizlere Dünya Bankası Desteği 17Ocak 2003 Ø Elazığ Sanayi ve Ticaret Odası Dergisi, ETSO'dan Dünya Bankası Destekli Eğitim Kursu 8 Şubat 2003 Ø Trabzon Sanayi ve Ticaret Odası Ticaret Gazetesi 10 Aralık 2002 Ø KASİAD Dergisi, K.Maraş Sanayici ve İşadamları Derneği ÖSDP tanıtım Toplantısı 22 Kasım 2002 Ø Çoluk Çocuk Dergisi, Şubat 2002 Sayı 11, Gelin Evde Deney Yapalım Ø www.elma.net.tr 10/01/2002 Geleceğin Buluşçuları Programı Ø CRM Haber 18 Kasım 2002 Yaratıcılığı geliştirme Toplantısı KATILDIĞIM ETKİNLİKLER A) Katilimci olduklarım:
B) Eğitmen olduklarım:
C) Yönetici ve organizatör olduklarım:
Referanslar
Adı Soyadı :Ergun Özakat Telefonu : 533-2595160 e-mail adresi : ozakate@unimedya.net.tr Web : www.egetek.org
1- Kenan Okan, Ø Mesleki ve Sağlık Eğitim Vakfı MESEV Başkanı Ø Web: www.kenanokan.com Ø Tel:312-2139976 Ø GSM: 532 5591981 Ø Email: kenanokan@mynet.com 2- Serdar Erkoca Ø BUPAT Yön. Kur. Başkanı Ø Web: www.bupat.com.tr Ø Tel:312-4170716 Ø GSM: 532 -2143334 Ø Email: serdar.erkoca@crmpro.com.tr 3- Bülent Özsoy, Ø OGEM Yönetim Danışmanlık Sahibi Ø Web: www.ogem.com.tr Ø Tel: 212-2116661 Ø GSM: 532 -6160811 Fikrin ASHOKA tarafından incelenmesi için gerekli bilgiler:
Buluş ve Sihirbazlık Okulu
Ankara Sihirlibahce Montesori Anaokulu Fikrin kısaca acıklanması
Evet
Türkiyede yaşayan 10 milyon ilköğretim öğrencisine ve 500 bin ilköğretim öğretmenine bilimsel ve buluşçu düşünce kazandıracak ve yaratıcılıklarını geliştirecek eğlenceli fen deneyleri yaptırmak ve bu yolla keşif ve icatlara meraklı bir toplum geleneneğinin temellerinin atılmasını sağlayacak bir sosyal akım yaratmak
Melih Yalçıneli Buluş ve Sihirbazlık okulu programına katılan çocuklar bilimin gücünü kullanarak arkadaşlarını etkileyecek “sihir ve büyü numaraları”nı Hogwartzın sihirbazlık ve büyücülük okuluna kaydolan Harry Potter gibi öğreniyorlar. Projede yer alan seçilmiş özel fen deneyleri hiç bir laboratuar aletine gerek kalmaksızın son derece basit ucuz ve pratik hatta çöp malzemeleriyle yapılabilmektedir. Çocuklar deneylerle bir yandan eğlenirken diğer yandan alet kullanma, yaratıcı düşünme ve araştırma yapmayı sevmekte ve yapılan etkinlikler uzun yıllar unutulmayacak kadar etkileyici olmalarını sağlayacak çarpıcı sihirbazlık ve büyücülük gösterisi özelliklerini taşımaktadır Sorunlar
Türkiye toplumsal olarak bilimden ve teknolojiden uzak kalmış, kültürel olarak icat ve buluşlara yabancı olan bir toplumdur. Son yüzyıl içinde üretilmiş patent sayısı oldukça sınırlıdır. Toplumsal olarak bilim ve icatlara ilgi oluşturmanın yolu çocuklardan geçmektedir.Bu açıdan 500 bin ilköğretim öğretmenin eğitilmesi ve okulların laboratuarlarla donatılması ekonomik olmadığı gibi zaman alıcıdır. Projem farklı iletişim araçları ve toplumsal yöntemler de kullanarak 10 milyon çocuğa 500 bin öğretmene ve 3 milyon aileye ulaşmayı hedeflemektedir. Bunu yaparken hiç bir laboratuar malzemesine gerek bırakmaksızın evdeki marketteki hatta çöpe atılacak malzemeleri kullanmanın yollarını göstermektedir. Daha da ötesinde bilimi geleneksel yöntemlerle bir eğitim gibi sevdirmek yerine bir oyun ve eğlenceye dönüştürmeyi başarabilen özel bir koleksiyonla çocukların dikkatini çekmektedir. Bu da bu ülke için projeyi vazgeçilmez kılmaktadır.
Fen eğitiminin ve buluş -icat kültürünün toplumumuzda yerleşmemiş olması kökeni ortaçağa kadar inen 500 yıllık bir düşünce sorunudur.
Bilim ve icatlara karşı olan ilgisizlik zaman içinde eski Osmanlı imparatorluğunun diğer gelişen toplumlara göre teknoloji ve ekonomik anlamda geri kalmasını ve sonunda çökmesini sağlamıştır. Yeni Türkiye cumhuriyetinde ilk yıllarda bu alanda önemli çabalar olmuş ise de geçen zaman içinde yeterli toplumsal duyarlılık gösterilmediği ve önem verilmediği için buluş odaklı düşünebilen özgür ve yaratıcı fikirler geliştiren ezberci olmayan deneyimlere değer veren ve araştırarak bilgi üreten değer yaratan gençlerin yetişmesi mümkün olmamıştır. Bu da toplumsal anlamda teknolojinin üretilmesini geciktirmiş ve ekonominin gelişimini yavaşlatmıştır.
Deneye değer veren bilim eğitimi sadece özel okulların bir kısmında ve sınırlı ölçüde yapılabilmektedir. Bu açıdan toplumun en az %99.9 u bu sorundan etkilenmektedir.
Bu problem görmezden gelinmeye devam edilirse gençlerimiz iş hayatına atıldıklarında deneysel düşünebilme ve yaratıcı buluşçu fikirler geliştirebilme yetenekleri gelişmemiş olarak kurdukları firmalar yada çalıştıkları kuruluşlar rekabetçi dünyada kendilerinden çok daha iyi şartlarda düşünebilen firmalar karşısında hayatta kalma şanslarını yitirecektir. Toplumun global rekabetçi ekonomide hayatta kalma mücadelesi için bir şeyler yapıp yapmama kararına bağlı olarak geleceğin bilgi ve teknoloji dünyasında da söz sahibi olma yada olmamayı da seçmiş olacaktır.
Ülkemizde özellikle son 30 yıldır başta Tübitak Bilim adamı yetiştirme grubu liderliğinde yapılan çalışmalar genelde lise ve son yıllarda ortaokul öğrencilerinden yetenekli ve zeki olan sınırlı bir bölümü kapsayacak şekilde gelişmektedir. Ancak ilköğretim çağındaki öğrencilere yönelik ve sadece zeki olan seçilmiş bir grubu değil kitlesel anlamda geniş bir topluluğu , öğretmenleri ve hatta ebeveynleri hedeflemiş ciddi bir toplumsal kampanya henüz başlamamıştır. İşin ilginci bu ülkede henüz fen eğitimi ile ilgilenen öğretmenler bir araya gelerek mesleki anlamda kendilerini ve diğer ilgili grupları mesela ilköğretim öğretmenlerini geliştirecek bir dernek bile kuramamıştır. 1980 li yıllarda değerli eğitimci Kenan Okan TRT de kolay fen deneylerini anlatan çocuk programlarını bir süre gerçekleştirmiştir. Ancak benzer bir çalışma özel televizyonlar döneminde gerçekleşmemiştir. Bu amaçla yayınlanmış çoğu tercüme bir kısım deney kitapları kitapçılarda bulunabilmektedir ancak toplum kitap ve kaynaktan öte bir sosyal akım olmayışı nedeniyle bu tür yayınlara yeterli ilgiyi göstermemektedir. HP sponsorluğunda 2002 yılında genç mucitler yarışması sınırlı kalmış, Beyaz Noktanın bilim çantası programı sürekli ve etkili olmamıştır. Bilim Merkezi tarzı uygulamalar sadece bir kaç büyük şehirde sınırlı ziyaretçide ilgi uyandırmış ancak bunların toplumda güçlü bir etki, alışkanlık ve gelenek etkisi gözlenmemiştir. Bunun yanında bilim merkezi tarzı mekanlarda pahalı ve özel aletlerin gerekiyor olması bu merkezlerin sayısının artmasını zorlaştırmıştır. Bazı özel okulların zaman zaman düzenledikleri çocuk bilim fuarları ise genelde lokal etkiler oluşturmakta olup yaş olarak ilköğretimin ilk yıllarına etkili olamamaktadır. Fikir/Proje
Sorunun değişik özellikleri bulunmaktadır. Toplumsal anlamda destek ve ilginin eksik olması, eğitimcilerin yeterince eğitilmemiş oluşu, eğitim yöntemlerinin çocuklara ilginç gelmemesi yani yöntemlerin eskiliği, okullardaki malzeme eksikliği...Projem malzemeye olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktadır. İlgi azlığını gidermek için eğlenceli sihir ve büyü konseptiyle çocuklara yaklaşmaktadır. Eğitimcilerin yeniden eğitilmesinin zahmetli olduğu ve zaman alıcı olduğu göz önüne alınarak doğrudan çocuklara ve gerektiğinde anne babalara ulaşacak kestirme yöntemlerle sorunun acil önlemler tasarlanmakatadır. Ayrıca uzun vadede kalıcı kurumsal çözümlere ışık tutacak ilk hareketin oluşması arzu edilmektedir.Kitlesel çözümler geliştirmek için her türlü medya araçları , sponsor bulma çalışmaları, gönüllülük yöntemleri, fon yaratma teknikleri kullanılacaktır.
Çocukları buluş yapmaya teşvik etmek , bilimi ve özellikle deneylerle öğrenme yontemini sevdirmek için sihirbazlık ve eğlenceli yaratıcı yarışma tema’sı kullanılacaktır
İlköğretim çağındaki çocukların ancak oyun ve eğlence ile öğrenebildiklerinden ve son yıllarda gündemde yerini alan Harry potter ve benzeri kahramanların çocukları etkilemesinden yola çıkılarak bilim eğitiminde sihirbazlığı anımsatan sıradışı ve etkileyici deneyleri kullanma yöntemini seçtim. Strateji
Bu tür deneyler kolay kolay unutulmayacak özellikler taşımasından ve son derece basit malzemelerle yapılıyor olmasından çocukların bir süre sonra bunlardan etkilenerek olumlu alışkanlıklar edineceğini ve yaratıcı olmayı yaşayarak öğreneceklerini bekliyorum. Bu konuda benim yaklaşımımı en ciddi bir şekilde destekleyen akademik destek toplam 53 bin üyesi olan ABD Ulusal Fen Öğretmenleri Derneği NSTA nın çıkardığı Science Scope Dergisi Eylül 2003 sayısının 36-39. sayfalarında California State University ,Fullertonda assistant professor olarak çalışan Teresa Crawford imzasıyla yayınlanan makalede dile getirilmektedir. Bu uzun makaleden iki paragraf aşağıdadır. Ayrıca http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~4@nvid~359276,00.asp adresinde yer alan haberde görüleceği üzere Türkiye’deki Tübitaka karşılık gelen ABD deki NSF tarafından yönetilen ve 140 milyon dolarlık Matematik ve Bilimi Eğitimini Geliştirme Projesi“ Math and Science Partnership programs“ Seçme ve Projelendirme Komitesi Başkanı ve SUNY Brockport Üniversitesi Computational Science Bölüm Başkanı Prof Dr.Osman Yasar kendisi ile iletişime geçip Türkiye için faydalı bir fen eğitimi projesi isteyen DPT nin talebine karşılık bu fonları alabilmek için kıran kıran bir rekabet içindeki ABD projelerinden birini önermek yerine Türkiye’nin kendi yerel ve ekonomik şartlarına çok daha uygun bir proje olması yönüyle projemden faydalanma hususunu 2004 Ocak ayında benden istemiştir. Yöntemin içerik ve tasarım olarak çekiciliği yanında belki de burada en önemli nokta bu yöntemin bir ulusal kampanyaya dönüştürülmesi için yapılabilecek olan faaliyetlerdir. Bu konuda http://www.yalcineli.com/new_page_83.htm adresinde büyük bölümü bulunabilecek ve bundan 1 yıl önce kaleme alınan 41 sayfalık detayli olası faaliyet planını ekte gönderiyorum ve zaman içinde oluşan eklemeler ile değişiklikler için http://www.yalcineli.com/new_page_50.htm adresi incelenebilir. Detaylı olası faaliyetler planını kısaca başlıklar halinde: 1-Geleceğin Buluşçuları isminde VCD, Kitap ve Web Portalı üzerinden çocuklara ulaşmayı hedefleyen bölüm 2-Alaaddinin Sihirbazlık Okulu isminde ve kitle gösterileri yada gezici etkinlikler şeklinde tasarlanan bölüm 3-Bilimin Gizemleri isminde eğiticilerin eğitimi ve gönüllü aktiviteler yolu topluma ulaşmayı hedefleyen bölüm ve bu çalışmaları destekleyecek medyatik yarışma festivali etkinlikleri 4-Buluş Zamanı isimli TV Çocuk Yarışma yada dizi programı 5-Otel animasyonları ve yaz okulları şeklinde yaz tatiline ve eğlence sektörüne yönelik bölüm 6-Çocuk Külübü ve ders dışı okul etkinlikleri şeklinde ülke çapında bir ağ kurulmasını hedefleyen çalışma olarak özetleyebiliriz. Elbette herbirinin taslak bütçeleri ek raporda tahmin edilen ve uygulama şekilleri olası sponsorlarla yapılacak görüşmelerle şekillenecek olan bu faaliyetlerden hangilerinin ülke koşulları için en uygun çözüm olduğu oluşan talep, ilgi ve toplumsal destekle bağlantılıdır. Bütün bu faaliyetlerin bir bir hayata geçmesi sayesinde bir alışkanlık kültürü ve bir toplumsal modanın yaratılmasını umuyorum. Hiç şüphesiz bu konuda yapılabilecek olanlar bu alışkanlığın oluşması sonrasında daha ilgili ve yetenekli olan çocukların ellerinden tutulması ve icat ve buluşa yönlendirilmelerine yönelik başka yeni projeleri tetikleyecektir From Magic Show to Meaningful Science , Science Scope, Eylül 2003 As science teachers, we understand the importance of gaining student interest to promote learning. We know how challenging it is to spark the curiosity to truly engage students in the processes of “doing science.” One often-used method of motivation is the demonstration of science in action. An example of such a demonstration might be placing an index card over a full glass of water, keeping your hand on the card, quickly inverting it, and then removing your hand. The water does not spill out. Demonstrations such as this are called discrepant events. They are “discrepant” because something occurs that is unexpected. A discrepancy causes students to wonder “How did that happen?” and to want those questions answered (cf., Piaget 1964). The National Science Education Standards state that “Inquiry into authentic questions generated from student experiences is the central strategy for teaching science” (NRC 1996). Although discrepant events are one way of bringing students to this place of wanting to know, the drawback of using them occurs when they are not taken beyond the “magic show” to meaningful inquiry and the scientific principles behind the event. Although the lesson illustrates this method using a specific discrepant event—The Mysterious Multiplying Water Bottle—these steps can be used to investigate any discrepant event. Many books, articles, and Internet sites (see Resources) offer lists of various discrepant events that can be used as springboards to almost any science topic. Any number of them will work to excite and motivate students. As responsible science educators, however, it is important that we do more with these resources than simply use them to generate student interest. Through the use of guided inquiry we engage students in the processes and practices of doing science and effectively transform a “magic show” into meaningful science learning.
Birincil anlamda ilköğretim öğrencileri, ikincil olarak bunların öğretmenleri anne babaları ve geniş anlamda toplumun geri kalan ilgili bölümü ve orta öğretimdeki fen öğretmenleri..
Hedef kitle Türkiyenin her köşesinde yaşamaktadır ancak sorundan daha çok etkilenenler TV cdrom kitap sergi fuar vb alternatif öğrenme araçlarına ulaşmakta zorlanan başta köy ve kırsal yöreler ile büyük şehirlerin varoşlarında yaşayanlardır. Aslında burada bundan 3 yıl once beni harekete geçiren ve Fen eğitimi hayattan kopuk’ 13 Aralık 2001, Gülseren Güver - NTV imzalı haberden kısa bir kesite yer vermem gerekiyor İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Milli Eğitim Bakanliği’na sunulan bir raporda, ilköğretim okullarında verilen fen eğitiminin tahta-tebeşir tekniğinin ötesine geçemediği, dolaplarda pahalı cihazlar bir yana kuvvetli bir mıknatısın dahi bulunmadığı vurgulandı.İlköğretim okullarındaki fen bilgisi eğitimini, İstanbul’da masaya yatıran Milli Eğitim Müdürlüğü uzmanları ve Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayla Gürdal, Milli Eğitim Bakanlığı’na çarpıcı bir rapor sundu. Fen’in hayatın bir parçası olduğu ve aslında okul öncesi dönemde başlaması gerektiği vurgulanan raporda, çocukların araştırıcı özelliklerinin, 7-12 yaş arasında en üst düzeye çıktığına ancak bu dönemde verilen fen eğitiminin çok yetersiz kaldığına dikkat çekildi.Raporda fen eğitimindeki yetersizlikler şöyle ortaya konuldu:Okullardaki fen eğitimi çocukların merakını ve araştırıcılığını köreltiyor.İlköğretim okullarının çoğunda fen laboratuvarı lüzumsuz görülmüş, açılan laboratuvarlar da kapatılıp dersane yapılmış Dolaplara yerleştirilen aletlerin çoğu bozuk veya işlemez durumda. Dolaplarda kuvvetli bir mıknatıs dahi yok.Öğretmenler, kalabalık sınıflarda bireysel eğitim yapılamayacağı fikrini kabul etmiş durumda.Neyi gösterdiği, neden yapıldığı, ne sonuç bulunduğu ve günlük hayatla bağlantısı anlaşılamayan “gösteri deneyleri” yasak savmadan öteye geçemiyor Fen dersleri tahta-tebeşir tekniğiyle, doğa gerçeğinden kopuk, kuru, arada problem çözme, tanımlar yapıp yazdırma, arada soru sorup cevap alma şeklinde, yerleşik öğrenim düzeni içinde işleniyor.Bu haliyle fen eğitimi öğretmen merkezli, ezberci ve otoriter. Öğrencinin kendine güvenip yaratıcı fikirler üretmesine, kişiliğinin gelişmesine imkan vermiyor.Profesör Ayla Gürdal’in saptamalarına dayanan bu rapor, Bakan Metin Bostancıoğlu’nun da ilgisini çekti. Bostancıoğlu, raporun incelenip bütün illere dağıtılmasi için Talim ve Terbiye Kurulu’na talimat verdi.Fen eğitiminin durumunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyan raporda, deneyin yararları da sıralandı:Deneyde seyretmek, hayal kurmak yoktur. Deney sırasında çocuk hem araştırır, hem öğrenir, hem kendini disipline eder. Bu haberde de dikkat çeken nokta sorunun sadece köyler veya kırsal kesimlerde değil İstanbul gibi Türkiyenin en büyük şehri ve ekonomik merkezinde bütün şiddetyle yaşandığıdır. Çok daha somut bir örnek vereyim. İki oğlum var. Şu anda birisi ilkokul 5 diğeri ilkokul 3 sınıfta ve her ikisi de Istanbul ve Ankara’da sınıfların 20 ile 40 arasında değiştiği ve son derece seçkin semtlerdeki devlet okullarında okudular. Her ikisi de geçen bunca zaman içinde okulda yaparak ilgilerini çeken ve eve getirerek benimle paylaştıkları deney sayısı 3-4 ü geçmemiştir. 2004 verilerine göre; 36 bin ilköğretim okulunda 10 milyon 300 bin öğrenci öğrenim görmekte, 375 bin öğretmen görev yapmaktadır. Bu öğrencilerden sadece 170 bini yani % 2 si özel okullarda okumaktadır. % 2 yi oluşturan özel okullarda bile sorun ciddi bir şekilde yaşanmaktadır. Ancak durumun vehametini anlatmak açısından bu konuda çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. Özel İlköğretim okulları arasında bir çok alanda sıradışı ve yaratıcı projeler imza atan ve çok seçkin yabancı öğretim üyeleri ile yönetilen Enka okullarındaki 1999-2000 yılındaki görevim sırasında GEMS” Great Explorations in Math and Science” isimli ve merkezi ABD olan ciddi bir projenin gelişimini izledim. Bu proje tarihçesi 1985 lere dayanan ve şu an ABD eyaletlerin %80 ine yaygınlaşmış ve hatta ülke sınırlarına taşmış yaşayarak , ilginç senaryolarla dokunarak öğrenmeye dayanan bir fen eğitimi reform projesidir. Bu konuda Enka okulları Türkiyedeki diğer özel okullara bir sure sonra bilgi birikimini son derece ekonomik rakamlarda paylaşarak projenin lisans bedellerini çıkararak hayatta kalmasına yönelik bir çaba içerisine girmesine rağmen diğer seçkin özel okullardan yeterli talebi görememiş ve ABD dışında ilk uygulanan ülke olmamıza rağmen projenin resmi temsilciliği alınmıştır.
10 milyon çocuğa zaman içinde değişik kanalları kullanarak ulaşmayı hedefliyorum. En önemli iletişim kanalı ise kitlesel iletişim araçları olan TV gazete dergi kitap cdromlar ve internet olacaktır.
Üç yıl içinde 10 milyon çocuktan projeyi duymayan kimsenin kalmamasını istiyorum. Bu konuda gösterilecek başarı basın yayın organları ve potansiyel sponsorları etkileme gücümüzle orantılı olacağından kestirimde bulunmak zorlaşmaktadır. Bununla birlikte şu ana kadar edindiğim izlenim bu konuda sonuca ulaşmada zorlanmayacağımız şeklindedir. Doğrudan uygulamalara katılmasını umduğumuz çocuk kitlesi onlara doğrudan ulaşabilecek insan gücü ile ilişkili olduğundan oluşturacağımız gönüllü ordusu ile sınırlı olacaktır. İlk 3 yıl içinde ortalama 50, 150 ve 500 gönüllü sayısına ulaşılacağını ve 3 yıl ortalamasında 200 sayısının olacağını bir gönüllünün 3 yıl içinde 30 gün çalışabileceğini her günde 100 çocuğa faydalı olabileceğini düşünürsek 3 yıl sonunda en kötü tahminle 600 bin çocuğa doğrudan ulaşmanın mümkün olabileceğini söyleyebiliriz.
Çocukları bilime teşvik etmeyi ben hayatımın misyonu olarak görüyorum. Nitekim liseyi bitirince 24 tercihimin hepsini çok daha yüksek puanlı bölümler dururken Fizik öğretmenliği olarak yazmam bunu göstermektedir. Öğretmenliğin ilk yıllarında ülkedeki gençleri bilime yönlendirme anlamında yapılan en önemli ulusal faaliyet olan Tübitak Bilim Adamı Yetiştirme Programı Ulusal v eve Uluslararası Olimpiyatlar ve proje çalışmalarına yoğunlaştım. Mesleğimin ilk 9 yılında edindiğim deneyimler ve başarılar yukarıda satırlarda ve hayat hikayemden anlaşılabilir. Bu aşamada yetiştirdiğim öğrencilerin bugün oldukça başarılı yerlere gelmeleri http://www.yalcineli.com/students.htm adresinden görülebilir. Bu öğrencilerin hemen hepsi ile iletişim ve karşılıklı desteğimiz sürmektedir. Onların benim hakkımdaki ifadelerine http://www.yalcineli.com/mystudents.htm den ulaşabilirsiniz. Bu açıdan benim onların gelişimine katkıda bulunduğum kadar bu öğrenciler ile birlikte bir takım halinde yaptığımız özverili çalışma ve sonuçları dikkate alındığında benim bu günlere gelmemde onların çalıştığım okulun, okuldaki meslektaşlarımın ve özellikle 2 yıl birlikte çalıştığımız Oleg Kabardin ile eşi Svetlana ve asistanı reşit Nadirzadenin , bir sure okula gelip bizlere faydalı olan Rafet Kamer ve Tübitaktaki yetkililerden merhum prof Dr. Ordal Demokan ile Prof Dr. Sinan Bilikmenin katkısını inkar etmem mümkün değildir. Daha sonraki yıllarda fizik ve fen eğitiminden eğitim teknolojileri ve proje yönetimine kaymam sırasında gerek çalıştığım iş çevrelerindeki meslektaşlarım gerekse bana bu iş imkanlarını sağlayan kurum ve kuruluşlar benim bundan üç yıl once tohumlarını atıp zaman içinde daha da geliştirdiğim projenin bugünkü haline gelmesinde dolaylı dolaysız katkıları olmuştur. Projenin ilk ortaya çıkışı aşamasında Zorlu Grubunun ilgisiyle Nisan 2002’ de projenin 35 ilde 55 bin öğrenciye 18 ay sure ile uygulanmasına yönelik http://www.yalcineli.com/geleceginbulusculariproje.htm ve http://www.yalcineli.com/geleceginbulusplan.htm adreslerinde yer alan bir proje iş planının hazırlanmasında şu anda Talim ve Terbiye kurulu Başkanı olan Prof Dr. Ziya Selçuk beyin katkısı olmuştur. Gelişen aşamada etkileyici sihirbazlık öğelerinin ön plana çıkışının tetiklenmesinde beni internetten bulan ve ulaşan Kenan Okan beyin geçmiş deneyimleri yanında , ilham verici teşvik ve desteği etkili olmuştur. Onun daha once 1980 li yıllarda TRT de 26 hafta boyunca yapılan çekimlerini inceleyip bunları nasıl daha çekici hale getireceğimi ve neden süreklilik oluşturmadığını düşündükten sonra 2003 baharında projenin ilk hali olan ve buluş ve icat temalı geleceğin buluşçuları versiyonuna yakın olan çekimlere benzer ve daha etkili bir çalışma yapmayı önerdiğim Tepe Grubu Mobilsoft ile deneyleri bir VCD ye dönüştürebilirmiyizi tartışırken çocukların daha çok o sıralar ve hala gündemde olan Harry Potter benzeri sihirbazlık ve büyücülük teması gibi şeyler aradıklarının dile getirilmesi üzerine projenin gelişimi farklı bir ivme kazandı. O ana kadar benim için sadece pratik ve okuldaki laboratuara gerek bırakmayan deneyler ön planda iken artık deneylerin sadece pratik olması yetmeyip bunların sihirbazlığa benzer şaşırtıcı ve beklenmedik sonuçlar içermesine de dikkat etmem gerektiğini gördüm.İlk anda elimdeki mevcut deneyleri incelediğimde 8- 10 şaşırtıcı deneyimin olduğunu farkettim. Bu defa tekrar hummalı bir araştırma ve geliştirme faaliyeti ile bu sayıyı 100 ün üzerine çıkardım. Bunların yanında yaptığım her somut uygulamaya destek verilmesine kolaylık sağlayan kurumların yetkilileri bir anlamda projeyi alkışlayarak projenin vizyonuna olan inançlarını göstermişlerdir. Bu kapsamda TED Ankara Koleji Anaokulunda gerçekleşen uygulama nedeniyle anaokulu direktörü Arzu Güneş hanım, Mesa ve Kavaklıdere İlköğretim yöneticileri ve gönüllü çalışmalara çocuklarını getiren 50 civarında anne baba, Ankaranın Polatlı köyünde 23 Nisan 2004 de gerçekleşen uygulamada bana destek olan Bilkent Toplumsal Duyarlılık projeleri ekibi ve Karahamzalı Köyü İlköğretim okulu yönetimi, Konya’da Masera Alışveriş merkezinde yaptığımız çalışmada etkin rol oynayan Konya Hilton Oteli ve Masera Alışveriş merkezi yönetimi ile konuya büyük ilgi gösteren yerel basın, Uluslararası çocuk festivalinde bir hafta boyunca katılmam için imkan sağlayan Lykia World Otel yönetimi, konuyu değişik zamanlarda henüz somut bir uygulama ve sponsor destekli ciddi çalışma başlamamış olmasına rağmen ülke gündemine taşıma konusunda destek olan ve ayrıntılarını http://www.yalcineli.com/SOhaberler.htm adresinde bulacağınız basın ve medya kuruluşları ile http://www.yalcineli.com/projeyorum.htm adresindeki kurum yetkilileri ve önemli bireylerden aldığım geribildirim destekleri projenin bir çok kesim tarafından ilgi görebilecek potansiyeli taşıdığını ve benim yanlız olmadığımı göstermektedir. Bu son sayfada yer alan çok değerli ifadelerden sadece biri , henüz kendisi ile tanışmadığım ve ABD de eğitim görmüş olan Ebru Gökdağ’ın ifadeleri burada fikir verme açısından faydalı olabilir. “Melih bey tekrar merhaba,Projenizi okudum. Öncelikle sizi böylesine önemli bir proje gelistirdiginiz için tebrik ederim. Bana göre kesinlikle imkansiz olmayan fakat inanilmaz derecede GÜÇ olan bir isi hayata geçirmeye çalisiyorsunuz.Bu güçlük projenin kendisinden ya da içeriginden degil, bu kadar ileri görüslü, bu kadar idealist bir yaklasimi anlayacak büyük kafalarin,anlasalar bile buna finansal destek saglayacak kafalarin Türkiye'de yeterli sayida bulunmamasindan kaynaklaniyor. "great spirits(minds) always encounter violent oppositions from mediocer minds" diye (saniyorum böyleydi)benim çok inandigim bir söz vardir. Umarim sizin projeniz de bu sözde anlatilan duruma kurban gitmez. Ebru Gokdag, Anadolu Üniversitesi, Ocak 2004” · Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nedir? Kısa vadede ve sponsorlar bulmayı ve bu yolla somut uygulamaların sayısını artırmayı, bir dernek kurarak bir gönüllüler ağı oluşturmayı, TV ve benzeri medya araçlarıyla ilgili çalışmaları hızlandırarak kitlesel etkileri artırmayı düşünüyorum. İlerleyen aşamada uluslararası fonlara yönelik çalışmalara eğilerek yeni kaynaklar yaratmayı ve bu yolla daha organize çalışmaları hızlandırmayı planlıyorum. Deneylerin içeriğini zenginleştirmek, fen bilgisi dışında yaratıcı ve buluşçu düşünmeyi geliştirecek diğer toplumsal ihtiyaçlara yonelik programlarla içeriği zenginleştirecek çalışmalar yapmak istiyorum.
Sosyal sistemde asıl etki düşüncelerin ve alışkanlıkların değişmesi ile ilgilidir. Bunun için yapılan çalışmaların her geçen gün toplumda çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak şekilde hızlandırılması gerekecektir. Toplumda ilgi uyanması yetmeyecek arkasından bu ilginin beslenmesi yönünde yenilikçi çalışmalara ve aktivitelere gereksinim olacaktır. Bu açıdan gerekli duyarlılığı kazanmış çocukların daha ileri konularla yeteneklerini sergileyecekleri eğlenceli sosyal olaylar yarışmalar eğitimler burslar okullar özel programlar geziler vb projenin ulaşmak istediği hedefe yaklaştıracak aşamalara geçilecektir. Bilime araştırmaya deneye ve uygulamaya daha çok değer veren bir kültürel alışkanlığın oluşması hiç şüphesiz on yıllar alacaktır. Çünkü şimdiki çocukların büyümesi, üniversiteyi bitirerek meslek edinmeleri ve iş dünyasına atılması hatta daha sonra kendi çocuklarına bu alışkanlıklara uygun ortamlar sağlamaları 20-40 yıllık bir sürece yayılabilir. Ancak bu on yıllardan sonra dönüp geçmişe bakıldığında bu projenin önemli bir başlatıcı etkisinin olduğu görülecektir.
On yıllar içinde projeden olumlu etkilenmiş buluşçu düşünen genç beyinler iş dünyasına girdiklerinde daha yaratcı ve girişimci fikirler geliştirecek patentler üretecek toplumun ekonomik rekabet gücü artmasına katkı sağlayacaktır
Öncelikle projenin Türkiyede yaygınlaşması için çalışacağım. Bunu da öncelikle pilot çalışmalar daha sonra bölgesel çalışmalar ardından kitlesel ve ulusal çalışmalarla genişletmeyi umuyorum. Başarılı olunması noktasında Türkiyede elde edilen olumlu gelişmeler, uluslararası fonların kazanılarak projenin başka ülkelerdeki çocukların gelişimi için kullanılabilme şansını doğuracaktır. Bu anlamda 2004 deki ilk 6 somut uygulamadan birisinin bir uluslararası çocuk festivali olduğunu belirtmekte fayda olabilir.
İlk aşamada sponsorlar bularak gerçekleştireceğim geçici ve pilot uygulamalar yoluyla çekirdek bir kadro oluşturmak istiyorum. Bu çerçevede özellikle üniversiteler ve belirli STKların insan kaynaklarından faydalanmak ve gerekirse ortak çalışmalar yapmayı planlıyorum. İlerleyen aşamada sponsorların ve kaynakların sayısı arttıkça kurumsal bir yapıya ulaşmayı profesyonel bir organizasyon kurmayı yeni parasal kaynaklar yaratacak çözümlere yoğunlaşarak ilerlemeyi planlıyorum. Bununla birlikte bir yandan çekirdek kadroyu geliştirirken kitesel medya iletişim araçları ile doğrudan çocuklara ulaşacak yeni teknolojileri kullanmak istiyorum. Bu yapını içinde başlangıçta kurucu ve gönüllüleri eğitici olarak gerektiğinde kaynak yaratıcı ve organizator olarak yer almayı ve zaman içinde yönetim kurulunda kalarak işi profesyonel bir ekibe teslim etmeyi düşünüyorum.
Şu an serbest ve home ofis çalışıyorum. Projem 3 yıldır ben tam zamanlı işlerde çalışmama rağmen kendi hızında ilerlemiştir. Bundan sonra da eğer zaman olarak daha boş kalabilirsem ve yeterli güç ve desteği elde edebilirsem bu gelişme hızını artırabileceğimi umuyorum.
Sponsorları harekete geçirmek , gönüllüleri ikna edebilmek ve toplumda bu konuda yeni bir ümit kaynağı ve inanılırlık oluşturmak karşımdaki en büyük zorluklar olacaktır. Bunu da inancımı ve vizyonumu başkalarına daha iyi ve etkin bir şekilde aktararak çözebileceğimi umuyorum.
Bu proje bundan 3 yıl once Ashoka ile tanışmadan başlamış ve bugunlere gelmiştir. Eğer destek alamaz isem başka ulusal ve uluslararası kaynakları araştıracağım. Ancak kendi doğal ilerleme hızında bir aksama olacağını düşünmüyorum. Sadece Ashoka ağına katılmak projenin kendi doğasından gelen gücüne güç katacaktır. |